Monday, November 09, 2015

this gurl is reading


New Year Resolutions hiç benim olayım değil. Uzun zamandır, sırf yeni bir yıla girdik diye harkulade şeyler olacak beklentisine girmiyorum. Zaman gelip geçiyor işte... 
Bu yüzden de uzun süredir hiç yeni yıl kararları  almamıştım. Bu, birazcık böyle gaza getiren fikirlerin ışığının yeni yılın ilk ayını çıkaramayacağına inanmam, birazcık da kendine söz geçiremeyen iradesiz ve basiretsiz biri olmamdan kaynaklanıyordu. 
Fakat 2015'e girerken bir karar aldım. Kimden etkilendim nerden aklıma düştü hatırlamıyorum ama bu yıl kendime bir Reading Challenge koydum. Önüme koyduğum bu yıllık hedef bir yılda 24 kitap okumayı içeriyordu. Yani 2 haftada bir kitap bitirirsem herşey yolunda gidecekti. Elbette yıl içinde yoğun çalıştığım dönemlerde bu süre ayda 1 kitap bitirmeye kadar geriledi ama hey! Bir süre tatile gittim ve okuma hızım oldukça yükseldi ve en sonunda geçtiğimiz günlerde bitirdiğim bir kitapla (How To Be Good - Nick Hornby) bu yılki reading challenge'ımı tamamlamış bulunuyorum!! Yaay! Üstelik yılın bitmesine daha 1 aydan fazla zaman var ^___^
Okuduğum kitapların hepsi iyi seçimler değildi şüphesiz. Bazılarını pek beğenmemiştim (The Long Earth) bazıları ise o kadar kötüydü ki bitirememiştim (Tanrılar Okulu, Su) yine de çoğu kitap beni mutlu etti (Ölümsüz Aile, Mango Sokağındaki Ev), bazılarını hayran hayran okudum ve müthiş şeyler öğrendim (Incognito, Freakonomics, The Art of Loving, The Universe Within, Dolaylı Hayvan, Publicity and Public Relations), bazı kitapları okurken boğazımda birşeyler düğümlendi (Kuyucaklı Yusuf, Abim Deniz, Atanamayanlar)  bazıları ile derin düşüncelere daldım (The Story of B, PSY Q, Çoluk Çocuk, Şeyler, O Adam Babamdı, Kağıt Ev) bazılarıyla da neredeyse kahkahalar attım (Where'd You Go Bernadette, Don't Worry It Gets Worse, Bakele, How to Be Good

Okuduğum kitapların listesine şuradan ulaşabilirsiniz;

Bu challenge beni cesaretlendirir mi, 2016'ya yeni bir meydan okuma ile başlar mıyım.. Göreceğiz :)

Monday, October 05, 2015

Marslı (The Martian)



Günlerce etkisinden kurtulamadım.

Resmen oturmuşlar, nasıl bir film yapsak da sena bayılsa diye düşünmüşler. Ve Marslıyı yapmışlar.

Filmde uzay var,

bilim var,

espiri yeteneği var,

zeka var,

harika oyuncular var,

çalışkanlık var

yaşama saygı ve içi ısıtacak minik tebessümler var

tutku var

ve yüzüklerin efendisi var.

evet.




bu filmi ben bayılayım, etkisinden günlerce kurtulamayayım, çıktıktan sonra sarhoş gibi bulutların üzerinde yürüyeyim diye yapmışlar. Tek amaçları bu olmalı.

Amaçlarına ulaştılar zira.


Wednesday, September 23, 2015

The Man From U.N.C.L.E.


Ya böyle bir şans yok ya, sen dandik araba tamircisi bi kız ol. Rusyadan yakışıklı bi ajan gelip bir görev için nişanlım olacaksın ama önce alışverişe gidip sana harkulade giysiler alalım sonra da İtalya'ya gideceğiz desin. Yuh artık ama yaa... 


Bu kıskançlık dışında çok beğendiğim, çok eğlendiğim, diyalogların çok zekice ve espirili yazıldığını düşündüğüm çok şık bir Guy Ritchie filmi. 
 

içeri mekanlar









Monday, August 24, 2015

Nefes alamiyorum

Uyuyamiyorum
Nefes alamiyorum
Aglayamiyorum
Dokunamiyorum
Isteyemiyorum
Kabullenemiyorum
Sevemiyorum
Yenemiyorum
Cesur olamiyorum
Asik olamiyorum
Opusemiyorum
Sevisemiyorum
Saglikli dusunemiyorum
Hissedemiyorum
Hayal edemiyorum
Rahatlayamiyorum
Mutlu olamiyorum
Kurtulamiyorum
Nefes alamiyorum

Saturday, August 22, 2015

Mission Impossible : Rouge Nation

desperate times desperate measures...


Çılgınlar gibi imdb puanı almış olmasa izlemezdim ama fena da olmadı. Her MI filmi gibi teknolojide yardırmış ve saçççmalamayın artık dedirtmişlerdi ama fazla düşünmeden izlersen bir iki güzel trcikle iyi zaman geçirebiliyordun.
Filmin içinde opera izleyebilmemiz de güzeldi. 
Ayrıca bir kadının ayakkabılarına iltifat etmenin ne kadar önemli bir şey olduğunu görmüş olduk. 
Tom Cruise takım elbisesinin içinde hala giderinin olduğunu gösteriyordu, Jeremy (bizim Hawkeye) gerçekten güzel bir oyunculuk gostermişti (bunu ne onaylayabilirim ne inkar edebilirim) Binji sempatikliğin dibine vurmuştu.  

Kadını ise gerçekten çok beğendim, ayakkabılarına ve insanlara karşı tutumunu, bir de şifon gömleğini çok beğendim. Sonuçta bir Görevimiz Tehlike filminde olması gereken her şey vardı. Bunlar bir insanı mutlu ediyorsa bu film de eder diye düşünüyorum.  

Sunday, August 16, 2015

snowpiercer

sürekli donan laptopum sayesinde 4 saatte izlediğim kendi de zaten 2 ssatlik bu film gerçekten hoşuma gitti. Bu adamın bir diğer filmini de (Host) yıllar önce kardeşimle izlemiştik ve bayaa beğenmiştik. Açıklayamadığım birşey var bu adamın filmlerinde. Bir arkadaşımın da dediği gibi hem çok dandik gibi hem hiç değil gibi.  Hiç bir şeyi göstermekten çekinmiyor. Ama her zaman tutarlı ya da mantıklı olamıyor.


Başlardaki ayakkabı konuşması çok iyiydi. Sonlara doğru ise trenin varlığını sorgulatmak istemiş. Filme iyimser bir şekilde yaklaşırsanız seversiniz. 
Dövmeli abi de ne acayipti eheh :D 


Su - Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları


Yani gercekten cok buyuk hayal kirikligi oldu. Buket Uzuner adeta facebookta mesaj kaygili paylasimlar yapan bir teyzeye donusmus. O kadar hevesle aldigim kitabi bitiremedim bile. Karakterler ve diyaloglar yapmacik ve sikiciyd. Her toplumsal soruna parmak basayim derken konular corba olmustu. Anlatim kotu ve yavandi. Kitap sanki 90li yillarda yazilmisti. Bu kitabin bende uyandirdigi duugularla Toprak'i okumayacagim.