Saturday, July 31, 2010

*sabah uyandığınızda yüzünüz gülmese de, mutfakta salatalık kabuklarını soyduktan sonra yüzünüze sürünce bu birşeyleri değiştirebilir.


bugün iyi olacağım, bugün iyi olacağım, bugün iyi olacağım.


eski dostlarım, yeni dostlarım...
kimi kandırıyorum ben yalnızım!

ve bu harika bir şey!
ben burun deliklerinden eğlence fışkıran biriyim!
hayatını çizgiroman karelerinde yaşayan,
beyninde sürekli kopuk bir çizgifilm dönen,
bacaklarını havaya kaldırıp bulutların üzerinde yürüyen
hayatını fon müziği eşiliğinde farklı kamera açılarıyla yaşayan,
ve bir sabah mutfak tezgahında salatalık soyarken,
bir anlık bir yalnızlıkla içi köreldiğinde

kendini toplamasını bilen biriyim.
arkamdan bana sarılan hayali bir sevgiliyi düşünüp
salatalık kabuklarını yüzüme sürüp
hem çok freş, güzel, felan fıstık
hem de çok iyi olacağım
ve siz lanet olasıcalar
siz kalabalık kahkahalı gruplar
siz acımasız pislikler
merhamet dilemeyin,
belki ucuz kellelerinizi katanamla kopartamıyorum
ama sabah mutfakta salatalık soyarken
hepinizden daha mutlu oluyorum!
mutsuz olmak yok!
teslim olmak yok!
belki hata yapıyorum
belki yara alıyorum
ama ayaktayım
yürümeye devam ediyorum
bana sarılmış hayali sevgilim
müthiş görsel efektleri olan 3 boyutlu hayatım
fon müziğim
ayaklarımın altında bulutlar
siz hepiniz ben tek
i.be.ok.
you.suck!

Friday, July 30, 2010

Radikal gazetesinin de kendini bozması ve benim internetten okuyacak gazete bulamamam...

Tuesday, July 27, 2010

GOOD NEWS EVERYONE


Bugünü "İyi Haberler Günü" ilan ediyorum!


Ayrıca bugünlerde yapmayı ennnnnnnnnnn çok sevdiğim şey;
1 paket mağra adamı sopasına benzeyen cipsten alıp Futurama'nın yeni bölümlerini seyretmek!
Yayy!!
Good to have you back guys!
Love you!

Tuesday, July 20, 2010

alles kann besser werden

-Bugün çook tembel bir gündü
-Yani sen tembeldin, günle ilgisi yok
-Eheh evet, bütün gün yatakta uzanıp dizi izledim
-Buna eskiden zamanı katletmek diyordun?
-Diziler iyidir, pek çok şey öğrenebiliriz!
-Öyle mi, peki hangi diziyi seyrediyordun?
-Pushing Daisies
-Şaka mı yapıyorsun?
-Hayır
-Bütün gün yataktan çıkmayıp aptal bir dizinin bölümlerini mi izledin?
-2. sezonunu ayrıca arada tuvalete ve mutfağa gittim.
-Sana inanamıyorum
-Ben de, o kadar çok cips yedim ki nasıl kusmadan durabiliyorum hayret
-Tam da şekle girmeye başlamışken
-Şekil demişken, saçlarım
-Kuaföre gidecektin??
-E hala gidicem
-Metinlerini yazman gerekirdi
-Bugün birşey yazasım gelmedi
-Boş bir gününü bu kadar sorumsuzca geçirdiğine inanamıyorum
-İnan ya da inanma, geçirdim!
-Belki akşama doğru düzgün birşeyler yaparsın da tüm gün ziyan olmaz.
-Ha ben de onu diycektim, hazırlanıp çıkmam lazım akşama K.ile buluşacağım
-Beni deli ediyorsun!
-Seni seviyorum :)

Saturday, July 17, 2010

neşe uçağı

bu uçak gerçek mi bana bunu bulun. laga lugayı bırakın net bilgi istiyorum, uçak gerçek mi? var mı böyle bir neşe uçağı?


ama gerçekse de hiç şaşırmam. insanların böyle bir uçağa ihtiyaçları var çünkü. BENİM BÖYLE BİR UÇAĞA İHTİYACIM VAR! tamam. gerginlik yaratmayalım. zaten gerim gerim geriliyorum. yeter. VALLAHİ YETER! gerginlik istemiyorum. bu uçağı istiyorum.
kapıda hostesler eline kokteylini vericekler. oturup çizgi film izliyceksin. indiğin yer de dünyanın ennnnnn eğlenceli yeriymiş ve herkes senle arkadaş olmak istiyormuş. sonrasında da gelsin uzuun bir tatil. altın kumlar ve açık yeşil deniz. böyle bir yere götürür bu uçak insanı.
gözlerim doldu lan...
BU UÇAĞI BULUN BANA!

Friday, July 16, 2010

I LOVE YOU PHILLIP MORRIS


uzun zamandır izlediğim, açık arayla en eğlenceli, en hareketli, en iyi film i love you phillip morris. izleyiciyi öyle bir alıyor ki hikaye. gerçek olduğuna inanmak çok güç derken gerçek hayatta daha da fazlasının yaşandığını öğreniyoruz. üstelik bizi de ters köşe yapıyor. kahkahalarla ve çığlık çığlığa izlediğim, müthiş bir film.

Wednesday, July 14, 2010

Diyanet'e de internete sansür hakkı verildi.

Diyanet'e de internete sansür hakkı verildi


Evet, Diyanet artık internette istediği sitelere erimimizi engelleyecek. Diyanet, yani Sünni Müslümanların temsilcisi. Hıristiyanlar, Yahudiler, Ateistler hatta, aynı yetkiye sahip değil tabii ki.
Üstelik Diyanet İşleri İç İşleri Bakanlığına bağlı. Kendi tüzel kişiliği olmayan bir kurumun bu kadar geniş yetkilerle donatılması hayret verici. İnanç özgürlüğü, haber alma özgürlüğü gibi temel haklarımız yalan oldu kısaca. Bunun ardından İç İşlerine bağlı diğer bakanlıklara da aynı yetkinin verilmesini bekliyorum.
İnternete annemizin kızlık soy adı, T.C. kimlik no ile girileceği günler yakınlaştı. Durmak yok, yola devam...

Tuesday, July 13, 2010

Monday, July 12, 2010

güzide bir eser...

Yarın yarın yarın geliyor
Midemde kelebekler uçuşuyor
Dosya hazır yatağın üstünde duruyor
ÜSTÜME GİYECEK HİÇBİRŞEYİM YOK!!!

Panik yok, sakin, geçecek bunlar
Tüm zorlukları aşacağım
Yarın istediğimi alacağım
Keşke pazar günü alışveirşe çıksaydım...
Dünyanın en romantik şeyi;
izlemek istediğiniz dizileri, ilerde onunla birlikte izleriz diye, izlemeyip biriktirmektir.


Dünyanın en mantıklı şeyi;
izleyin gitsin!

Sunday, July 11, 2010

"Pembe toz bulutları dağılınca aslında karanlık suların ortasında tek başıma küçücük bir adada olduğumu anladım. ben uzunca bir rüya görmüş kazazedeyim. düşen uçaktan başka kimse kurtulmadı."
20 Haziran 2010

Saturday, July 03, 2010

itinayla yazılır

Kendi kendime söz vermiştim. Bugün akşama kadar yeni bölümü bitirip gönderecektim. Ama yapmadım. Onun yerine elli küsür saat facebookta takıldım. Sonra da kraloyun'da saçmasapan bir blok indirme oyunu oynadım. Oyunu oynarken de hayal ediyorum bir yandan. Şimdi bu oyun kimsenin takmadığı oynamadığı bir oyunmuş. Ben oyunu en hızlı oynayan kişi oluyormuşum. Acaba süresine mi punanına mı oynanıyor? Neyse, gözden kaçmış bir oyunmuş bu, ben birinci oluyormuşum. Oyunda yaptığım akıllıca hareketler, hangi renkteki balonları önce patlatırsam geriye hangi renk kalır gibi müthiş önsezilerim onları çok etkiliyormuş. Oyunun yapımcılarından bir davet alıyormuşum.. Amerikaya gidip orada bir workshopa katılıyormuşum. (hayatımda iç workshopa katılmadım ulan! bu kadar egzantrik adlı bir şeye katılmam lazım!) Workshopun sonunda uzakdoğululardan Amerikalılara kadar envai ülkeden, kültürden arkadaşım oluyormuş (just like old times eh?) Ve son gün bize bir sınav yapılıyormuş, o sınavda 1. gelen kişi oyun şirketine alınıyormuş. (Sigortalı). Bir de bakıyormuşum ki sınav bir oyun! (hayatımda hep böyle bir iş başvurusu yaşamak istedim ya, bir oyun oynatsınlar bana, zekamı görüp hayran kalsınlar istedim, olmadı, olamadı) ama oluyormuş! Oyunda çok basit bir mantık işlemi varmış. Bir kaç saniye içinde tıpkı İngiliz Edebiyatı sınavlarında yaptığım gibi sınıfın geri kalanı haldır haldır yazarken kağıdı götürüp teslim ediyormuşum (kağıdı mı? dur bi, tamam bilgisayarda oyun, bitiriyormuşum işte) Müthiş bir zeka, özgüven ama züppelik yok. Rahat ve neşeli bir son görüşme. İşe alınışım! Annemler çok seviniyormuş. Akrabalara anlatacak güzel bir haberleri oluyormuş. Bir kaç gazete, dergide röportajım çıkıyormuş. Bu şirkete girmeyi başaran Türk felan diye. Amerikaya yerleşiyormuşum. Ama öyle yalnızlık çekmek yook, süper dosotluklarım oluyormuş. Artık ben diyim Friends, sen de HIMYM. Öyle şahane eğlenceli arkadaşlıklar.İşte de çok iyiyim. Derken sabahları koşmaya gittiğim parkta biriyle kesişiyormuşum. Eşşek değilim tabii Amerika'da yaşamaya başlayan herkes gibi ben de sabahları koşmaya gidiyormuşum. Bu Mr. Awesome mı diyelim, HollyBody mi diyelim ne diyelim. Şahane gülüşü olan, esprili, brillant, kumral arkadaşla romantik komedi tadında bir tanışma ve ilk randevu yaşıyormuşuz. Birkaç katlı ve keyfimize göre kullanabileceğimiz çok odalı evimizde, şahane bir kanapemiz bir de köpeğimiz oluyormuş.


Huff... Evet,
Kendime bir söz vermiştim, bir bölüm yazacaktım. Belki bir bölüm yazmadım ama yine de kimse işimi yapmadığmı söyleyemez!

doğru cevap edirne

İlişkisinde bu şıkkın da olduğunu düşünemeyen tüm saftirikler için gelsin

e) Hiçbiri

dışarıçıkmadanönce


Alacakaranlıkta kurtadamla vampir arasında kalan sümsük kız! Sana sesleniyorum;
Ben olsam tek gecelik bir ilişkide kurdu, uzun soluklu bir ilişkide vampiri alırım.
Gene karar senin tabi...


bunu da unutmamak lazım diye koyuyorum. çünkü tıbben kanıtlanmış, bilimsel verilere dayanıyor.

Friday, July 02, 2010

1- Dig A Big Hole
(make sure it is a big one)

2- Put Your Last 2 Years In It

3- Close The Hole

romantic'

Bu haber, Radikal'de ana sayfada, Aslı, Efekan birşey soruyor başlığıyla, manşetin hemen yanında yer alıyor.
Neden bilmem ama pek etkilendim, içimin yağları eridi...
ohhh
Çok romantik
:kalp: