Wednesday, October 25, 2006

Bugünlerde herkes Türkiyenin çeşitli yerlerinde çeşitli insanları sebepsiz yere öldüren bir kaç suçluyu konuşuyor.. seri katiller.. öyle şaşırdık, öyle korktuk, öyle üzüldük ki.. ana haber bültenleri gazete manşetleri bayram sohbetleri bu konuyla doldu.
Dikkatimi çekti örneğin Van şehrimizde 15 yaşında bir kız tecavüze uğruyor kimse sarsılmıyor, hamile kalıp çocuğunu doğuruyor, yine kimse haber yapmıyor. Bu acılarına bir de can korkusu ekleniyor kendi ailesi canına kastediyor, hiçkimse buna şaşırmıyor, bu çocuk polise sığınıyor, polis sana birşey yapmazlar diyerek onu evine gönderiyor, öz ağabeyi tarafından öldürülüyor, inanılmaz ama gerçek bunlara kimse üzülmüyor.. bu çocuğa yardım etti diye yengesi polis korunmasına alınıp şehir dışına çıkarılıyor ulan biri çıkıp ne aileymiş be bile demiyor.. gazeteler 3. sayfalarına yerleştiriyor.. bir çocuk.. 15 yaşında.. onu boşverin yaa..
Ne kadar normaliz değil mi? bunlar olup biterken, şaşırıp korkup üzülmemiz gerekirken korkunç bir sessizlik, gözlerimiz başka yönlere çevrilmiş, şu can sıkıcı haber bitse de gerizekalı mankenlerle denyo türkücülerin abukluklarını seyredip beynimizi iyice süngerleştirsek.. farkında değiliz ama o 15 yaşındaki çocuğu derinlere itip ağzına var gücümüzle bastırıyoruz. sus sakın sesini çıkarma.. ağlama,bağırma.. senden sonra aynı olayları yaşayacak başka bir çocuğa dek .. öl öl.. öl!!!!! hadi itiraf edelim.. onları biz öldürüyoruz.. hepimiz en az o katiller kadar vahşiyiz..
o seri katiller bizleriz..

Tuesday, October 24, 2006

canım, iyi bayramlar..

sevgili blogum, bugün bayramın ikinci günü ve ben sadece ayaklarımı uzatıp gazete okuyup tembelleşmek istiyorum..resmen pestilim çıktı..Eskişehir'den döndüm bayrama 3 gün var, başladı hummalı hazırlıklar.. 3 gün boyunca muhtelif evlerde temizlik yaptım (bizim ev banannemler felan) bayram sabahı biz ailecek babannemlerde toplanıp uzuun bir kahvaltı yaparız, ama babannem artık eskisi gibi olmadığından ben bir gün önceden giderim ve yardımcı olurum.. bildiğiniz bayram yani hani nerde o eski bayramlar derler ya işte burda! baklava açılır, sarmalar sarılır,börekler açılır.. sonra misafirleri ağırlamak, bayram trafiğinde ordan oraya akrabalara gitmek, tüm bunlar olurken bir de sürekli karnını içine çekmeni gerekitren o etek.. yorgunum yaa.. eskişehire döniyim de biraz dinleniyim diyorum.. zaten pasaklı ve rahata alışkın bir bünyem var.. alışkın değilim ben bunlara..
bir akrabamız fazla baklava yiyip kilo almak istemiyormuş blog, çünkü öldüğünde tabutunu taşıyanların kendine küfür etmesini istemiyomuş.. takdir ettim..

peki şu bayram mesajlarına ne demeli?? bayramınız şeker tadında blablabla.. bir çocuğun sevinciyle blablablabla.. ailece bayramınızı kutlar sağlık esenlik mutluluk huzur muzur bla bla bla..bayramınız kutlu sofranız mutlu gününüz bulutlu blablabla.. dostlarımız vardır hatırladıkça sevindiğimiz bayramlarımız vardır bilmem neyimiz.. en güzeli annemin arkadaşının attığı mesaj; canım, iyi bayramlar..
efendim blog? harçlıklar mı? valla fena sayılmaz be blog.. ama işte çamaşır felan hediye edenler var hala.. böyle olunca tabii hasılat düşük oluyo..

neyse pek sevgili ve muhterem okurlarım; sizlerin de bayramınızı kutlarım ve satırlarıma burada son verirken babannemle kadayıfın şerbetini dökerken anlattığı küçük bir hikayeyi sizlerle paylaşmak isterim.. bayram malum ramazanın bitmesi demek; bir teyze bayram geldiğinde ağlarmış nasıl geldi nasıl geçti mübarek bitti işte anlayamadık diye.. oğlu gelmiş ertesi gün demiş anne yanlış hesaplamışlar bu sene daha oruç tutacağız.. o gözleri yaşlı nurlu teyze bir cadıkarısına dönerek vallahi de tutman billahi de tutmam!! aaa kör müsünüz.. doğru hesaplasaymışsınız diyerek höykürmüş oğulcağızına.. amaan saçmalıyomuyum acaba.. çok yoruldum ben.. çıkarıcam bu eteği de.. hadi blogcum iyi bayramlar..

Tuesday, October 17, 2006

ee eeee eeeeeeeeeeeeeeee hiçbiri!

Bugün saat 8 gibi uyandım, uyandım dediğime bakmayın hala uyuyorum ve uyanmayı da kati suretle istemiyorum. yatağımdan başımı hafifçe doğrultup dışarı baktım.ooo bugün evde pinekleme günü adeta.. yağmur yağmış,gri bi hava, hafiften soğuk ta, evde oturup müzik dinleyip kitap okumak gibi güzel aktivetelerle değerlendirmek ve yeni edindiğim The Man Without A Past dvd sini izlemek için mükemmel bir gün.. gel gör ki bugünüm için benden önce plan yapmış hocalarım var.. 10 da dersim var!üstelik daha çok başlarda olmama rağmen devamsızlık gelmiş kemiğe dayanmış,ama canım nasıl uyumak istiyor, üstelik sanki ders olmazmış gibi böyle yağmurlu bi günde... bir umut hilali aradım önce dedim sence bugün ders olur mu, çünkü eğer ikimizin de içine olmayacağı doğuyorsa belki de gerçekten de olmaz.. o da ders 8 de değilmiydi zaten dedi.. ona okulun ilk haftası dersi 10 a aldığımızı ve okula arada bir uğramasının hayrına olacağını söyliyerek telefonu kapatıp handeyi aradım.. ve hala da yatakta yatıyorum, hani onun da içine doğmuşsa dersin olmayacağı bozmıyim keyfimi hiç!! handeye-ki biz ona hende deriz ders olucakmı sence bugün dedim.. aman demez olaydım! ne ders olmıycakmı ohh iyi iyi zaten gitmek istemiyodum gitmem artık haber verdiğin için sağol diyip horlamaya devam etti!! bir müddet yatakta dönüp durduysam da gerizekalı vicdanım elvermedi ve kalktım, sorumluluk sahibi bir öğrenci olmalıyım artık şu son senemde böyle yapmamalıyım, hani kendine verdiğin sözler hani ellerin nerde (bu sonuncuyu söylemedim) diyerek hazırlandım kapıda nejdet yakaladı, internet bağlantısında sorun varmış, tamir ettiricekmiş,para lazımmış, elektrik faturası gelmişmiş, parasını ne zaman vericekmişim, o böyle devam ederken ben çıktım dışarı ıslana ıslana (ve aklımda hala yatağım) okula gittim.. kampüste binaya doğru yürürken oha artık dedirten birşey oldu, otobüs bana selektör yaktı!! binicek misin gibisinden.. içimden dedim şimdi binip gidiyorum ama eve.. aaa bu kadar da olmaz ki.. meğer bunlar daha hiçbirşeymiş.. okula gittim koşar adımlarla sınıf bomboş!! hocanın odasına gittim, hocam sınıf nerde diye sordum drama sanatı (seçmeli ve benim seçmediğim bi ders) hocası gelmiş,zaten ilk defa geliyomuş, onun dersi olucakmış, biz 10 a aldıımız için dersi çakışmış. Yine de kantinde biraz bekliycekmişim.. (yok yaaa.. gene de bekledim gerçi..) hocayla konuşup belki onun dersini sonraya kaydırıcakmış ve bizim dersi yapıcakmış.. artık dramın da sanatın da hocanın da senin de okulun da sınıfın da.. böyle söylenerek kantine gittim amazonların yanına oturdum ama bana dokunmayın modum açık.. dokunma di mi.. yok.. burnuma bi avon katoloğu dayadılar! ucubeye benzeyen sinirli arkadaşımızı güzelleştirelim kampanyası.. yok beni sıksan (terbiyesizleşmeyelim( bu kataloglardaki bi kız çıkmaz.. bünyeme ters.. ama vücut losyonlarında ve banyo köpüklerinde indirim varmış.. istersem o katalog bende kalsın mış..(pis çirkin ucube!! bütün kataloğu alsan da yine çirkinsin!! bööö) katalog kalsın ben bi kahve alayım diyerek o masadan ayrıldım.. bu sefer yeni masam hoparlörlerin(böyle mi yazılır) yanındaydı.. ve, günün şarkısını sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü zeka özürlü bi denyo yaklaşık 9 kere üstüste dinletti bize ben de ezberledim haliyle yanımda bangır bangır..
a çok hoşsun tamam (tamam)
b bana bakmazsın tamam (tamam)
c evet yok arabam falan (peki)
d param da yok bi taraftan (oh oh)
eeeeee (ee?)
hepsi senin yüzünden (haydaaaa)
sınav filminin müziği sanırım bu.. ama bi yerden sonra ee eeeee eeeeeeeeeeeeeeeeeee diye bağıran özlem tekini yere yatırıp boğzını kırmak istetiyor insana.
sonra ders olmadı, haşimo geldi, olanları anlattım, kozmik şeysi dedi.. neysi dedim.. o da tam bilmiyomuş.. yarın istanbula gidiyorum dedim.. sarıldık şimdiden bayramlaştık, dönüşte ıslandım gene, durakta pek sevimli bi çocuun şemsiyesi vardı, ama kesinlikle gülümseyerek gelin ıslanmayın felan demedi.. zaten ıslanmayla ilgili büyük sorunlarım yoktu.. ama kendimle ilgili büyük sorunlarım vardı.. çantamın içindeki avon kataloğunu hatırladım.. ilkayı gördüm gel lan buraya dedim girdim şemsiyesinin altına.. onun otobüsü erken geldi.. gene ıslandım.. avon da çok pahalı yaa..

Thursday, October 12, 2006

feel the pain

feel the pain..fotoğrafın adı bu.. baktım.. hissettim..aşık olana kadar baktım.. fazla uzun sürmedi..

Wednesday, October 11, 2006

bir o yana, bir bu yana, bir o yana, yana yana...

eski sevgilinin yeni sevgilisiyle konuşulmak durumunda kalındı bugün.. çok nadir konuştuğumuz, çok nadir görüştüğümüz ve o zamanlarda da kesinlikle kendisini rencide edecek birşey yapmadığımız konusunda gönlüne su serpildi..

yordun beni dünya, soldurdun,
koşturdun beni dünya
bir o yana, bir bu yana, bir o yana, yana yana..
dört rüzgarı kaderin peşim sıra, taraf ettin beni yabancı, yalancı
bir o yana, bir bu yana, bir o yana, yana yana...

hayır yanlış anlamıycakmışım arkadaşça konuşmamıza birşey demiyormuş ama bilmeye de hakkı varmış, ona neden birşey söylemiyormuş o zaman şüpheleniyormuş, hep birşeyler saklar gibi davranıyormuş, kusura bakmıycakmışım beni de rahatsız ediyormuş, ama aklının bir tarafını hep kurcalıyormuş..

dönüp durdum nafile, sevil ettin gönlümü
dünümü, bugünümü, gecemi, gündüzümü
yer döşek, duvar bulut, sır ettin, zor ettin
bulamadım yolumu, bilemedim sonumu..

dertleşildi, gönlü alındı, hak verildi.. birbirlerine güvenmeleri ve birbirlerini bırakmamaları tembihlendi.. sevmenin biraz da bu olduğu söylendi.. rahatsız olunmadı, estağfurullah tabii anlıyordu. sevince kıskançlık şüphe.. olurdu.. normaldi.. artık gönlü ferah olsundu..

mahpus ettin beni, esir ettin, sefil ettin
işte halimdir, yıldızlar şahidimdir
bir o yana, bir bu yana
bir o yana, yana yana...

Friday, October 06, 2006

dangada dangada dangada dandan (davul)

tiz bütün ülkeye haber salınaaa.. diyerek bir giriş yapmak istedim.. evet özeniyorum ramazan davulcularına ne var..ehm. neyse.. birkaç gün içinde gelecek olan doğumgünüm için blogumda şenlik düzenlemeye karar verdim.. böyle şarkılı türkülü bişeyler olsun..gerçi tam olarak ne yapacağımı da bilemiyorum ama şunlar var aklımda eğlenceli şarkılara hemenpaylaşa atıp buraya koyarım.. ee.. parti fotoğrafları konfeti resimleri herkesin bi partide görmeyi isteyeceği kadın ve erkekler oyunlar linkler ay ne bileyim.. yavan mı olacak.. bana da hediye resimleri mi yollar insanlar :P neyse.. böyle bi girizgah yaptım, devamı nasıl olur bilemiyorum ama işte.. let the music.. begin...
: http://www.hemenpaylas.com/download/1763326/luis_miguel_-_mexico_en_la_piel.mp3.html
efendim bu luis miguel in ki ben kendisine yetişememişim ama sonradan şarkının ardından araştırdım gördüm beğendim pek şahane bir şarkısıdır dinlemeyi çok severim..


şimdi de pek şirin, pek eğlenceli nostaljik bir şarkıyla..
: http://www.hemenpaylas.com/download/1791929/Oya_Bora_-_Tasvir-i_Sikayet.MP3.html

Tuesday, October 03, 2006

Maps of War

bu maps of war sitesinde yüzyıllar boyunca ortadoğuda kimlerin hüküm sürdüğünü göstermişler.. çok ta güzel yapmışlar.. izlemenizi öneririm..

http://www.mapsofwar.com/ind/imperial-history.html