Monday, April 24, 2006

kuaförde..

ben artık sarışınım! bunu baştan söyliyim dedim.. şimdi efendim 23 yaşında bi insanda olmaması gereken kadar çok beyaz saç teline sahip bir kişi olarak en sonunda bunlarla baş edemiyeceğimi düşünsüm ve dedimki tamam sarışın oluyim ben de böylece görünmezler fazla!! hahaha.. ne akıllıyım dimi.. diil :( bir kere bana sarı saç yakışır mı? zaten çok beyaz tenliyim.. hem koca kadınlar gibi görünme ihtimalim var.. üstelik sarı saç bana hep basit, bayağı bişeyi hatırlatır.. neyse zaten aralarına renk atıyomuş..meç miş röfleymiş.. hayır bu işleride hiç bilmez idim.. taaki bir günümün 4 saatini kuaförde geçirene kadar!!! şimdi ilk önce kuaförün havasından bahsetmek istiyorum.. çünkü cidden orası ayrı bir dünya.. bir bayan kuaföründen içeri girdiğiniz anda günlük sıkıntılarınızdan sıyrılıyorsunuz.. sıyrılmasanız bile hafifliyorsunuz.. hiç tanımadığınız bir kadın saçlarını boyatmış kaşlarını aldırırken bir yandan da size kızıyla sorunlarını anlatırken siz de bir yandan tırnaklarınıza oje sürülürken bir yandan da seda sayanın bugün giydiği kıyafetin çok güzel olduğunu ama yine de saçlarının yakışmadığını anlatırken bir yandan da kadının dertlerine üzülüp yan taraftaki dedikoduya da kulak kabartabilirsiniz.. fiyuuvv.... yaa bilmiyorum yaw. çok ayrı bi yermiş bu kuaförler.. meslekler kimlikler.. herşeyden sıyrılıyorsun..kafanı boşaltıyorsun.. sanki dünya üzerinde o an senin saç renginin tonundan daha önemli başka hiçbirşey yokmuş gibi.. tüm müşteriler çalışanlar ve giderek sen de kendini buna inandırıyorsun.. tüm cinayetler, hırsızlıklar, işkenceler, tecavüzler, yoksulluk, aç çocuklar, çaresiz hastalıklar, okulsuz köyler, dünya üzerindeki tümkötülük ve pislikler sanki hiç olmamış.. bu iyi birşey mi? hayır!! kafam boşaldı evet ama.. daha çok aptallık anlamında.. neyse.. saçıma yapılan tüm o işlemlerden sonra şu kadarcık aklımın kaldığına ve bunları yazabildiğime de dua ediyorum :) hehe.. eveeett.. öncelikle saçımı koyu çikolata rengine boyadılar ve ben tam bu kadar salak kadının içinde ne işim var diye düşünürken, aynada yansıyan komik ve aptal gömrüntüme bakarken.. bir şey oldu! elime geçen bir dergide fatih akının bir fotoğrafını gördüm! hakkında yazılanları okumaya başladım.. ve bu fotoğrafla birlikte oraya karşı bir sempati duydum!! (evet ben böyle acaip biriyim) derken kafamı matriksteki aletlere benzeyen birşeyin altına koymaları gerektiğini söylediler.. ondan önce korkunç ivan gelip saçımı bildiğiniz sera kağıdına sardı!! (korkunç ivanın asıl adı güven.. fazla konuşmadığı ve gülmediği, siyahlara büründüğü ve dee adını ilk başta yanlışlıkla ivan olarak anladığım için ona bu adı taktım) bu alet kafama heryerden sıcak hava vermeye başladı.. seralanmış kafam pişirilmiş servise hazır hale geldi böylece .. ama matrikse giremedim :P daha sonra korkunç ivan geldi ve saçlarımı yıkadı.. bakım yaptı.. yeniden yıkadı.. yumuşatıcı bi krem sürdü.. yeniden yıkadı.. daha sonra bir ilaç hazırladılar.. ilacın rengi maviydi!! bunu görünce mesuta (mesut kuaför.. bana sürekli aşkım bebeğim diyo.. çok komik ve biraz salak biri sanırım) aman dedim.. mavi mi olucak noolucak saçım.. hayır maviside iğrenç bir mavi.. aşkım öyle şey olurmu aaaa bu saçını açıcak ilaç rengine bakma sen bana güven dedi.. peki dedim başka bir şansım varmış gibi.. bir fürü folyoyla saçlarımdan azıcık tutamlar alıp alıp o ilacı sürmeye başladı.. korkunç ivan da yardım ediyo.. kafamda folyolarla çok cool göründüğümü düşünmeye başladım.. sanki bi bilimkurgu filminden fırlamış gibi yani ehe.. ama tüm kafamı paketlemeleri epey uzun bir zaman aldı.. biraz böyle bekliyceksin dedi.. hemmen fatih akının olduğu dergiyi aldım elime.. güç versin diye.. başladım beklemeye.. neyse gelip bir tanesini açtılarki.... köşede çiçek satan teyzeyle aynı saç rengine sahibim!!! hemen bi daha ilaç hazırladılar.. tüm o paketleri!!! bir daha açıp, bir daha ilaçlayıp bir daha kapatılar.. ve beni tekrar matriks aletinin içine soktular.. tam beklerken başladımı kafamın üst kısmı yanmaya.. ama öyle böyle değil!! ben yanıyorum diye fırladım koltuktan. mesut hemen kafama su tuttu.. soğuksu daha da beter etti.. ilaç akıp kafama değmiş!!! artık siz anlayın o ilacın ne kadar etkili birşey olduğunu.. ayy hatırlayınca bile kafam acıdı.. asit mi ne sürdüler.. artık kafam yandıkça soğuk suya dayıyoruz..ben çoktan geldiğime geleceğime bin pişman oldum.. neyse.. tekrar paketleri çıkardılar.. tek tek yıkadılar.. şampuanladılar tekrar yıkadılar.. cilaladılar.. tekrar yıkadılar.. bakım yaptılar.. tekrar yıkadılar.. bu arada ben korkunç ivanın kollarında uyumak üzereyim.. o kadar uykum geldi ki.. sıcak sular.. sıcak fönler.. saçımla oynayan insanlar.. gözlerim kapanmaya başladı.. ayakta tutamıyorum kendimi zaten bitap düştüm.. neyse bunlar saçımın renkleri hakkında annemle konuşurlarken elimi saçıma bi attım.. saçımın ucu koptu!!!!!saçlarımın uçları elime geliyo!!! artık içimden ne biliyosam sayıyorum.. mesut geldi.. aşkım uçlarından biraz alıcaz tabii dedi.. artık ona bıraktım kendimi itiraz edicek halim yok zaten bi de kestirdim saçımı :( onların parasını almadı neyseki. kuaförden çıkarken 4 saat geçmişti!.. ve biri gelip aa bakıyim ne güzel olmuş dediinde ona hırladım! 'kafama dokunmaaa' diye.. yani şimdi bazı şeyleri daha iyi anlıyorum.. misal banu alkan.. benim kuaförümden ne farkı var.. bebeğiiimm.. aşkıııımm.. aynısı.. hiç kızmıyorum kadına.. sonra aptal sarışın kavramı nerden türemiş?? ee kardeşim biri gelip senin saçlarınla da 4 saat boyunca oynarsa kafanı yakarsan sen de aptal olursun!!! kuförler çok acaip yerler çoook.. yani saç boyasına kimyasal şeyleri kafama sürmem diye karşı olan ben.. herşey bittiğinde, kuaförün o naif havasından dış dünyaya çıkmak istemedim.. sanki alkışlar eşliğinde kafamdan aşağı konfetiler yağarken, doğru tonu tutturduuuk nidaları eşliğinde çıkıcam kuaförden mesut(aşkım) ve korkunç ivan kapıdalar.. ağlıyolar, duygulanmışlar.. ben çok mutluyum.. sarışın oldum ya,dünya umrumda değil.. biri gelip başıma bir tac takıyor.. flaşlar patlıyor.. ben bir prensesim.. herkes te bunun farkında.. ahhh ahhh.. kuaförler çoook acaip yerler.. kadınların bu kadar çok gitmesine şaşırmamalı.. yakında bi fotoğrafımı da koyarım belki buraya..

Monday, April 17, 2006

yine yanıldım..

inanmıyorum! ina-na-mı-yorum!!! ya ben saf geldim saf gidicem heralde.. insanların bana söyledikleri şeylerin yalan da olabileceği hiç aklıma gelmiyo mu yaa.. her seferinde pek çok kişinin ilk okulda bıraktığı bi saflıkla gözlerimi anlamaya çalışarak kocaman açıp nası yaaaa diyorum.. aklım almıyor.. her seferinde hayal kırıklığına uğruyorum insanlardan yana.. tamam sevmediğim istemediğim güvenmediğim biri yalan söylese çok ta takmam, beklerim, ama güvendiğim inandığım insanların yalan söylemesini algılayamıyorum sanırım.. birine bir kere kalbimi vermeyegöriyim.. o, o oluyor işte.. bana bunu yapmaz diyorum.. o yapmaz yani.. neden yapmasın abi.. herkes herşeyi yapar.. doğru.. ama birbirlerine kalben yakın insanların birbirlerine yanlış şeyler yapmayacaklarına inanmışım.. ve şu anda da türümün son örneği olduğuma inanıyorum.. :(
hani biz ilkokuldayken ödevimizi yapmadığımız zaman dürüstçe söylersek, söylediğimiz için öğretmenimiz kızmazdı ya.. söyleyin yaa.. sadece dürüstçe söylediğiniz için bile kızmıycam, eksi koymıycam, sıfır vermiycem.. böyle olunca.. bırak sınıfta kalmayı, defterden silip atmak, sizin sayfanızı yırtmak istiyorum! off..
serkan;sen yanlış bir insansın.. annenler haklıymış..benden uzak dur artık..

Friday, April 14, 2006

shock haber açılmış!!!

bugün bir blogda gördüm.. öyle sevindim ki! hemmen açtım.. şekil de yapmışlar hehe.. iyi olmuş.. pek bi mutluyum sayfalarda geziyorum, linklere tıklıyorum.. oh bu saadet bin yılda ele geçmez.. tıklayınız efendim www.shockhaber.com ..

p.s. bas rahatla tuşu da duruyoo!! :)

Thursday, April 13, 2006

senanın filme doyduğu an.. ama vize haftasında yapma şunu yaa..

İşte 2 haftalık vize dönemim bitti (iyisiyle kötüsüyle :P) ve bugün şöyle bi düşündüm.. bu 2 hafta içinde izlediğim filmler..; Ölü Gelin, Tabutta Rövaşata, Fasülye, Wallace ve Gromit, Being Jhon Malkovich, Fiddler On The Roof, Güzel Dedektif2, V For Vendetta, A Lot Like Love, Sponge Bob Square Pants...
Hayır bir de bir çoğunu 2. kez izledim.. yani çok mu şarttı vize haftasında.. yok yok ben adam olmam.. ama hey! iyi bi film eleştirmeni olabilirim belki.. buna ne demeli?? yani şimdi herkes deli gibi ders çalışırken amaaaan hacım yaparım yaa diyerek film izlemem faydalı birşey üstelik?? çok sevindim! :D umarım bu açıklamam ailemi de tatmin eder :S [-baba sen bana adam olamazsın dedin bak ben de gittim film eleştirmeni oldum hehe - defol giiiittt gözüm görmesin senii hayırsız evlaaaaaat- ama baba?? - hanıııım tüfeğimi getiiiir :P]
aslında senanın sınava doyduğu ama filmlere (hemen hemen hepsine) doyamadığı an..

Tuesday, April 11, 2006

budur..

there is a theory which states that if ever anyone discovers exactly what the universe is for and why it is here, it will instantly disappear and be replaced by something even more bizarre and inexplicable. there is another theory which states that this has already happened. - douglas adams, the hitchhiker's guide to the galaxy

Sunday, April 09, 2006

i feel so useless and unimportant and unsucsessful and full of tears and.. beceriksizin teki.. burda kendi acılarımla boğulup öledebilirim.. kimsenin umrunda olmaz.. yapmak istediim iler ışık yılı uzakta.. hep yanlışım.. hep yalnızım.. hiç başaramıyorum.. sıyrılamıyorum.. karışamıyorum.. olmuyor.. hep eğretiyim.. nerde olursam oluyim.. şu an gözlerimin dolmasının nedeni de bu belki.. ah.. dayanamadı sol gözümdeki damla.. aktı aşağı.. hep yalnız ağlıyan birinin toparlanması çok zor olmuyo.. niye böyle ya.. ben niye başaramıyorum.. pırıl pırıl bi gelecek çok uzak bana.. çok yüküm var gibi.. oysa kafamı güzel şeylerle süslemiştim.. ama kimse kafanın içine bakmıyo bu günlerde.. ben de oturup ağlıyorum bilgisayarın başında hem de bi zavallı gibi.. şu hayatta bi böcek kadar faydam işe yararlılığım yok.. kendime güvenim.. beni anlayan bi kaç dostum.. benim diyeceğim iyi işlerim.. hep ilerde.. hep olucak.. sıkıldım bundan artık.. çok değersiz hissediyorum kendimi.. ve çok yorgun.. çok çirkin.. çok yanlış.. çok yalnız.. bi böcek kadar ezik ve değersiz..ve .. full of tears...