Friday, March 31, 2006

bugün duyduklarım..

-sizin klibin montajını ben yapıyimmi? çok klibim geldi de..

-ben çıktığım kızları sevmem genelde..

-aşık olmak bu günlerde çok popüler..

-ben bilmem senaya sor dedim..

-sena hasta mısın?çok kötü görünüyosun?..

-yaa uyumadın mı gece, benim de yarın sınavım var açık öğretim.. çalışıcam yaa.. bi konu kaldı zaten..

-bu üstün ne yaa.. yaz geldi kızım yaz..

-ya bak yazarın hayatını anlatıcam diye kolaya kaçmak istemiyorum, kitabı okuyim istersen..

-tamam o zaman sen okuyup bitirince kitabı bana da verirsin..


-bu görev dağılımını kim yaptıı??!!!

-cervantes'in don kişotuyla shakespeare'in hamleti arasındaki benzerlik ve farklılıkları yazınız..

-hocam karışık yazsak olur mu?? sırayla yazmak zorundamıyız??

-ee ne zamandır gitmemiştik.. tedbili mekanda ferahlık vardır..

-ya ödev de olsa derste olsa ben bulaşıkları bırakamıyorum.. illa yıkıycam..

-kızım sen selamsız mısın??

-senin kısa filmin var dimiieee???

-ne denmez efendim denir (bunu mahallenin delisi söyledi!!!)

-uff sizin sınavlar ne kolay keşke ben girsem senin yerine..

-bugün ayın 31 i mi .. hihihihi...

-ben size paranın üstünü daha sonra versem?..

-daha yeni mi izledin bu filmleri?

-o elindekiler hamletin notları mııı.. versene bi okuyim.

- ya ben binayı bulurum.. biliyorum sizin okulu.. tarif etmene gerek yok.

- nooldu film sena.. hiç sesin çıkmıyo..

-kominist misin kızım sen???

-öyle herkes düşündüğünü söylerse halkın kafası karışır..

-bu peynir kaşar peyniri mi? aa hadi yaa..

-düşünceler devletin denetimi altında olmalı.. devlet kontrol etmeli.. yoksa halkın kafası karışır.

-ben edebiyatı sevmiyorum.. karşıyım edebiyata..

-sizin matematiğe kafanız çalışmıyo tabii...

-burası türkiye!!! herkes düşündüğünü söyliyemez öyle!!!!!!!

-kitabı okudun mu? kalın mı?

-bugünlerde ıssız bi adada yaşamak fikri daha cazip gelmeye başladı..

-ben sana bütün o filmleri dvd ye atıp yollıycam..

-bunu yaparak süreyi uzatıyosun..

-makarna dünyanın en süper yemeğidir.

-biz seninle bi aralar msn de konuşmuştuk.. hatırladın mı beni??

-televizyonu olan insanlardan nefret ediyorum!!!

-konuşurken konunun dönüp dolaşıp dizilere televizyona gelmesinden nefret ediyorum!!!

-seninle konuşmayı özlemişim sena..

-sinemadan anlıyan birilerini bulmak çok zor şu günlerde...

-bir şey sormıycam amacım sadece muhabbet.

-hz. hamza hakkında çok bilgili değilim ama bi kaset dinledim çok etkilendim..

-benim sana hissettiklerimin üçte birini sen de bana hissetsen..

-aaa bunun filmini çekelimmi senaa??

-seni seviyor muyum bilmiyorum.. bugünlerde bunu düşünmek pek işime gelmiyor açıkçası..

-niye illa bişey demek zorundayım!!

-yalnız olmak zorunda değilsin.. gel demen yeterli .. kalkıp gelirim biliyosun..

-vizelerden sonra bu dersi böyle işlemiycez.. daha bi güzel işliycez.. bir hafta sınav olup bir hafta yazdıklarınız üzerine konuşacağız..

-gidip ibf nin kantinine oturup birini beklermi gibi yaptık.. etrafı kestik..

-seviyorum seni.. sen de beni sev!!

-sonra bi arkadaş geldi naapıyosunuz siz burda dedi! biz de birini bekliyoruz dediik!! ben bi de insan söz verdiği halde bu kadar geç kalır mı diyip saatime bakıyorum!!!! puhahahahahahaha

-sen çok sofistike bi kızsın..

-böyle cümleler kuramıyorum diye anlaşamıyacağımızı mı düşünüyosun??

-kendime yeni kitaplar aldım.. kendimi geliştiriyorum...

-bütün gece ışığın açık kalmış.. uyuyakaldın sanırım..

-ödev mi yaptın?.. şeyy.. bizim sesimiz seni rahatsız etmedi dimi? (sevgiliyle böğürme ve kikirdeme seslerinden bahsediyo)

-filmin konusu ne?

-bana göre sinema hollywooddur.. görselliktir.. ben sanat değil görsellik arıyorum..

-öl aslı!!!!!!!!!! (bu iyiydi ama ;) )




Sunday, March 26, 2006

YES


Biraz önce Sally Potter'ın Yes (Evet) isimli filmini izledim.. aslında şu an daha çok bir şiir okumuş gibi hissediyorum kendimi.. Dilimin döndüğünce filmin beğendiğim taraflarını anlatmaya çalışayım ancak filmi izlememiş olanlar lütfen okumasın farkında olmadan bazı şeylerin tadını kaçırmak istemem Filmde isimleri she ve he olan iki karakter var.. bunlardan she olanı sarışın, İrlandalı, hayatını bilime adamış, soğuk, evli ancak kocasıyla hiç görüşmeden yaşayabileceği bir düzen kurmuşlar, maddi bir sorunu yok, tanrıya inanmıyor, kocası tarafından aldatılıyor.. He ise, esmer, Lübnanlı bir göçmen, ülkesinde başarılı bir cerrah, yeni yurdunda şık bir restoranda ahçı, yabancılığını atamamış,hareketli, eğlenceli, akdenizli,müslüman, maddi olarak çok iyi durumda değil.. ve bu iki insan birbirlerine aşık oluyorlar.. ancak hoşuma giden tek şey bu konu olmadı.. öncelikle filmde bir şey dikkatimi çekti o da her yerde tepelerde bizi gözetleyen gizli kamera çekimlerine yer verilmesi.. hizmetçilerle ilgili kısımları ise çok sevdim! özellikle tüm temizlik, toz, dünya ve tanrı üzerine yaptığı felsefi konuşmalar çok hoşuma gitti.. Filmi bir kadının çektiği anlaşılıyor gibi.. bir şey daha var o da filmin çok doğal ve çok seksi olmasıydı.. Simon Abkarian'a dikkat!! filmin adının evet olmasına gelince.. yönetmen Sally Potter "Hayır kelimesi zaman zaman gerekli bir kelime. Çok gerekli bir sözcük. Ama dünya dillerinin en güzel sözcüğü Evet'tir. Günümüzde dünyamızın atmosferi son derece negatif, evet kelimesinde ise umut var, insanları anlamak var. Vücudunuz da "evet" kelimesine anında olumlu titreşimler verir" diyor. İki karakter ve temsil ettikleri doğu ile batı arasındaki çatışma ne kadar gösterilebilmiş derseniz.. beklediğim kadar değil.. ama filmin kesinlikle büyülü bir havası vardı.. ve not alınabilecek pek çok sözü bu arada orjinalini izlemenizi tavsiye ederim..ben türkçesini izledim çeviride fazla sorun yok ama.. şiirselliğini daha iyi yakalayabilirsiniz..

Saturday, March 25, 2006

Fareler Ve İnsanlar

Amerikan rüyasını daha çok bir karabasan gibi üzerinize çökerten bir kitap.. yalnız insanların diyarında bir dostluk öyküsü..
'...onu ben öldürmeliydim...'

About Schmidt


60lı yaşlarının sonlarında, emekli, eşini kaybetmiş, kızı kendinden her anlamda uzak bir adam ne yapar? Büyük ihtimalle hiçbirşey??? Filmi izlerken içimi dolduran boşluk duygusundan filmden sonra da kurtulamadım. Yaşlanınca ne yapacağım? Nasıl bir hayat yaşıyor olacağım? Çocukta yaparım kariyerde kadınlarından mı yoksa yalnız yaşarım hayatıma bakarım kadınlarından mı . ikisinin sonu da pek parlak görünmedi bana.. neden yaşıyorum.. nee inanıyorum.. hayatımı neye bağlıyorum.yaşlandığımda neye tutunacağım? çocuklarıma torunlarıma??? çocuk yapmayı düşünmüyorum diye bid bid konuşmasını biliyodun ama.. şimdi yalnızlık duygusu seni korkutunca çocukların torunların oldu birden.. sevdiğin erkek? hangi sevdiğin erkek? ayak bileklerinde ve ellerinde mor damalar olan, gıdısı sarkan, kulaklarından ve aslında heryerinden kıllar fışkıran bükülmüş beli.. az gören gözleri ve seni artık sevmeyen sevdiğin erkek mi??? herşey biticek.. aşk, güneşli güzel günler, isyankarlık hakkın, hızlı hareket.. korkunç bişey!!!!!!!!!! ve filmin vurucu cümlesi; ben öldükten sonra ve beni tanıyan herkes de öldükten sonra.. hiç yaşamamış gibi olucam....

Saturday, March 18, 2006

Bazı Türklerin nafile batılılaşma çabaları bana hep şunu hatırlatır.. İki genç insan düşünün, biri kız biri erkek ve 1 haftaya yakın bir süredir çıkıyorlar. Gözümün önündeki bu iki insandan biri diğerine 'Romeo ve Juliet' gibi olma vaadi veriyor!!!! Bu ne talihsiz bir temennidir, çünki belli ki bu genç arkadaşlar Romeo ve Julieti okumamış/izlememiş, Juliet ve Romeo birbirine düşman iki ailenin çocuklarıdır, sonunda da birbirlerine kavuşamadan dokunaklı bir biçimde ölürler, yani özenilecek hiç bir tarafları yoktur.
İşte Türkiye'nin batılılaşma çabaları da böyle görünüyor gözüme.. iyi niyetli ancak kötü temenniler. Aslını astarını bir türlü öğrenemeden ve sonuçlarının ne doğuracağı hakkında hiçbir fikir sahibi olunmayan temenniler.. ve korkarım bu temennilerin sonu Romeo ve Juliet'in sonuna benzeyecek. Olur da benzemezse, aşklarını Romeo ve Juliet gibi yaşamak(!) isteyen yeni aşıklar türeyecek...

Tuesday, March 14, 2006

peki ben şimdi naapıyim.. cuma gününe kadar tam 6 kitap okumam 2 film seyretmem 2 makaleyi almancadan türkçeye çevirmem 4 eleştri 1 kitap tanıtım yazısı yazmam gerekiyo...

peki ben şimdi naapıyim.. sevdiğim kişiden uzun zamandır bir yüz bulamadım.. bi başkası geldi bana aşık oldu.. tam ne iyi çocuk deken.. diğeri çıkagldi.. öyle karıştı ki hayatım.. kimseyi kırmak istememekle beraber herkesi kırıyorum..

peki ben şimdi naapıyim.. master kastır..hastir! sinema okuma da ne okursan oku diyen bi aile.. sinema aşkıyla yanan bir yürek... burs bul.. yüksek yap..ders çalış.. hava nasıl onu bile bilmeden yaşa.. kafanı kaldırama.. bin parçaya bölün.. her parçandan başarılı olmak zorunda kal..hiç birinde de gönlünce başarılı olama..

peki ben şimdi naapıyim.. aynı anda 3 öğrenciye ders ver.. bi dakika bile boş vaktin kalmasın.. sonra arkadaşların arayıp sitem etsin.. ne arıyorsun ne soruyorsun.. akrabalar küssün.. hiç uğramıyosun diye azar işit..

peki ben şimdi naapıyim...