Saturday, February 18, 2006

Daha önce 'işim var gitmeliyim /daha sonra görüşürüz/ aslında şu an biraz meşgulum' gibi sözlerinin ardından hemen gitmemesi vee 'seni çok güzel buluyorum ve tüm gece seni düşünücem/ yine de gitmek istemiyorum ama' gibi denyo-romantik cümleler kurmasını hayal ettiğim kişi bugün bi senaryosunun üzerinde çalışması gerektiğini söyleyince iyi hadi madem ben tutmiyim seni deyip adios u çekip adamı yollamaya çalışmam ve bunu son anda farkedip onunla da paylaşmam.. garip yaa.. gün olur devran döner demişler dimi ama.. döndü.. peki döndü de iyi mi oldu.. hayır :( şimdi ben işim var gitmeliyim diyerek kalp kırdığımı da bilerek insanları başımdan savmak suretiyle uzaklaştırıyorum.. belki ben şu anda bir insanın kalbini kırıyorum.. hatta şöyle de demişler dimi.. sevdim sevilmedim seveni sevemedim.. wallahi de demişler billahi de demişler.. peki şunu demişler mi? sevdiğim başka sevenim başka.. şaşılacak şey! onu bile demişler!! bana artık diyecek bir şey düşmez..
p.s. yarın ki senaryo toplantısında 2 kişi kalırsak sosyal fobi grubuna katılmayı önericem bu arada.. insanların ilgisizliği... off.. işte bu yüzden sevmiyorum sizi.. gidin gidin hadi.. konuşmaya gelince vır vır işe gelince kimse ortada yok.. peki 'a little less conversation a little more action' demişler mi? inanılır gibi değil ama demişler!

Wednesday, February 15, 2006

picus dergisi hoşçakalın dedi..

Dünün 14 şubat olması ve bir 14 şubatı da diğerleri gibi yapayalnız geçirmem ve hatta yolarda geçirmem yeteri kadar kötü değilmiş gibi.. bir edebiyat dergisinin çöküşünü gördüm.. :( 14 şubatın saçma birşey olduğunu .. sevgilim olsa bile tenezzül edip kutlamayacağımı.. bir pazarlama taktiği olduğunu.. kapitalizmin oyunu olduğuınu.. ve sevgilisi olmayan her insanın söylenip durduğu bi ton şeyi söylenerek kaydımı yaptırıp tren istasyonuna gitmiştim.. yolda okumak üzere bir dergi almak istedim.. penguen alacaktım her zamanki gibi.. tam o anda picus dergisinin kapağını gördüm.. eski sayıların kapakları var.. ve hoşçakalın yazıyor... zaten soğuktu eskişehir ve istasyon.. zaten soğuktu o gün yalnız yalnız dolaşan kalbim.. daha da soğudu.. daha da üşüdüm.. edebiyat dergilerinin kaderidir yazmış editör de.. biz farklı olur sanmıştık ama.. olmadı.. üzüldüm ben.. kendime kızdım.. her hafta her hafta aldığım penguenleri düşündüm.. edebiyatçı olucam bir de.. hiç desteklemedim yaa.. :( ya da çok az destekledim.. her ne kadar popülistlikle suçlansalarda.. o son sayıyı ayrı okudum.. daha kıymetli geldi gözüme.. sayfalarını çevirirken.. isimlere bakarken..kapanmasın edebiyat dergileri istemiyorum.. (bir de bir 14 şubatı daha yalnız geçirmek istemiyorum!!! tamam sevgilim olsun kutlamıycam söz:))

Friday, February 10, 2006

Yağmur ince ince yağıyordu..
saçlarının üstüne..
ve gözlerin sadece yağmurda böyle ıslak ve umutsuz bakıyordu..
bekliyormusun hala..
sandaylende oturmuş.. ellerin kucağında?
bekleme...
sana yüzbin kere söyledim!!! bekleme diye!!!
saçlarını açınca mutlu olursun sandın dimi?
boktan şiirler ve ucuz içkilerle..
hayatta yolumu bulurum sandın..
peki bu umutsuz iç sıkıntısı nedir??
kesip kesip yerlere attığın saçların?
mendillere sakladığın gözyaşların
avucunda her ne kaldıysa bugüne dair
karşılarına geçip bakabilmeliydin
ve sana yüzbin kere söyledim!!!!!!!!
camdan dışarı umutsuzca bakma diye..
çünkü yağmur sadece umutsuzların üstüne yağar..
bütün mutlu insanlar bunu bilir..

Saturday, February 04, 2006

sınırsız pizza günü!!!!!!

İkinci bir emre kadar pizza yazmayı,okumayı,görmeyi,koklamayı,dokunmayı,cümle içinde kullanmayı, ve hele hele yemeyi kesinlikle yasaklıyorum!!!!!!!!!!!!

Wednesday, February 01, 2006

narnia günlükleri


Bugün Narnia günlüklerini izledim.. doğrusu çok ilginç bir şey oldu.. ben filmi izlerken lewis'in doğu tarihi mitolojisi ve kültüründen etkilenediğini düşünmüştüm.. oysa biraz araştırma yapınca.. lewis hayvan sevgisi olan iyi bi hıristiyanmış.. hepsi bu :) Öncelikle aslan ın adının aslan olması :) sonra çocuğun biraz daha lokum yiyebilmek için kardeşlerinden vazgeçmesi ve kötü büyücünün yanına gitmesi.. hatta düşmanların üzerine taş parçaları bırakan ebabil kuşları!! tabiiki batı mitolojisinin etkileri de yabana atılamazdı.. ancak düşündüğümün tam tersine tıpkı çocukluğundan beri iyi bir hıristiyan olarak yetiştirilen bir yazardan beklendiği gibi elma ağacının simgelediği adem ve havva motifleri hatta ilerki kitaplarda susan ın naylon çorap giymesi ve ruj sürmesi yüzünden narniaya alınmayacak olması!!! üstelik narnia'ya hiç noel gelmiyor yani Hz. İsa'nın doğumu gerçekleşemiyor........ benden film eleştirmeni olmas yaw :) halbusuki bayaa da doğu motifine rastlamıştım.. gerçi kitabı okumak lazım tabii.. bu bir filmdi ne de olsa.. ama narnia müziği bile.. doğu ezgilerini çağrıştırıyordu bana.. hatta şu anda indirdim onu dinliyorum :) bir de yüzüklerin efendisi ve harry potter ın benzeri yorumuna katılmadan edemeyeceğim.. lewis zaten tolkienin kankasıymış.. harry potter ın yazarı da narnia günlüklerinden etkilendiğini itiraf etmiş önceden.. yani yapımcılar da 3 aşağı 5 yukarı aynı kişiler olunca böyle bir benzerlik haliyle kaçınılmaz oluyor.. tabii bu biraz daha aile filmi olmuş.. light yüzüklerin efendisi diyebiliriz.. :P yok abi yok benden film eleştirmeni olmaz ...