Wednesday, May 28, 2014

Short Term 12


Yara alsak da öğreneceğiz. Biri yardımcı olursa daha hızlı öğreneceğiz. Biri severse daha da hızlı. Öğreneceğiz. Ayağa kalkacağız.

Bir şey daha: Çocuklara yardım etmek her yetişkinin boynunun borcu diye düşünüyorum.

Sunday, May 25, 2014

GODZİLLA/GOJİRA

Godzilla'yı severim. Bayaa severim yani. Filme de büyük bir coşkuyla gittim. Godzilla'nın kuyruğunun kıtırıyız rroooaarrrr diye höykürdüm yol boyunca. Fakat çok nazlandın be Godzi.. 2 saatlik filmde toplasan 15 dakka ya gördük ya göremedik seni. Tozun dumanın içinde bi göründün bi kayboldun. Hazırlık aşamasını (yani insanlı aşamayı) çok uzun tutmuşlar. Deli gönül seni Mutolara karşı daha fazla dövüşürken görmek isterdi. Yine de Japon filme çok güzel gönül almalı sahneler koymuşlar. Vay arkadaşın bel kemiğine dedirten sahneler koymuşlar. Ben sevdim valla, okyanusta yüzerek kayboluşuna kurban Godzi. İkinci filmde görüşürüz :)

Dünya Havlu Günü


Merhaba blog. Bugün dünya havlu günü. Ben bugün bunu kutluyorum, tıpkı dünyadaki pek çok insan gibi.. Ve siz de havlunuzla yapabileceğiniz pek çok harkulade şeyi bugün takdir edebilirsiniz, eğer bir Douglas Adams hayranıysanız, havlunuzu gün boyunca yanınızda taşıyabilirsiniz. Bazılarınız havlu günü de neymiş bugün kandil diyebilir.  Bazılarınız ise tamamen bambaşka şeyleri kutluyor olabilirler (kendi sırtındaki tüyleri almak gibi çok daha acıklı şeyleri kutlayan erkekler var şu an, inan bana). Bence, büyük bir KUTLAMA GÜNÜ yapalım. Herkes canı neyi istiyorsa onu kutlasın, eğlensin, mutlu olsun, manen tatmin olsun ve koca çenesini bir günlüğüne kapatsın.

Sunday, May 11, 2014

All is Lost


Robert Redford'u ayakta alkışlıyoruz. Denizden bir müddet uzak duruyoruz. Bedevi şansıyla ilgili bir daha düşünüyoruz. İnsanların yaş alıp olgunlaştıkça daha doğru kararlar verdiklerine ikna oluyoruz. 

Tuesday, May 06, 2014

Gorajde Güvenli Bölge

Beni çok etkileyen bir çizgi romandan bahsedeceğim şimdi.
Joe Sacco'nun bu çizgi romanı, Doğu Bosna'daki savaştan sonra bölgeye giden bir gazetecinin notları, röportajları, ve kendi gözlemlerinden oluşuyor. Kitap devam ettikçe akıyor, elimden bırakamıyorum, kanım çekiliyor, okudukça içim şişiyor, aklım almıyor.. Üstelik Joe Sacca tüm anlattıklarını ajitasyondan uzak hatta ilginç bir şekilde de eğlenceli aktarıyor. Kitap birkaç sayfalık bölümlerden oluşuyor. Her bölümde farklı bir kişiyi ya da olayı ele alarak yeni bir konu işliyor.
Örneğin eğitimden bahsettiği bölümde, saldırılardan dolayı eğitimin nasıl aksadığını anlatıyor. Eğitim öğretim yılı bir sene 2 ay geç açılıyor, bir saldırı daha oluyor araya yine aylar giriyor, belki o sene hiç ders yapılmıyor. Saldırılar esnasında ölen ya da yaralanan öğrenciler olduğundan okula gelen öğrenciler arkadaşlarının boş sıralarıyla karşılaşıyorlar. Ya da savaştan kaçan ailelerle birlikte çocuklar da okuldan kopuyor. Üstelik okula gitmek ve gelmek çok tehlikeli, keskin nişancılar her yerde insan avlıyor. Tüm bunlara rağmen okula gidebilen çocukları neler bekliyor? Her 10 tanesinden sadece 2'sinin kitabı var. Defter, kalem sürekli bulunmuyor. Sınıflarda elektrik ve ısıtma yok. Beden eğitimi salonları olmadığı için beden dersleri teorik olarak işleniyor. Bilgisayar dersleri de öyle.. Öğretmenlere maaşları ise sigara olarak ödeniyor...


p.s.Beni, Bosna'daki savaşla ilgili en çok şaşırtan şeylerden biri, bu katliamın tarihin tozlu sayfalarında değil de 90'lı yıllarda üstelik burnumuzun dibinde ve Avrupa'nın göbeğinde olması olmuştu. Ve, tıpkı kitaptaki insanların da hayret ettiği gibi, hiç kimsenin hiçbir şey yapmaması. Bu her zaman hayret ettiğim inanmakta güçlük çektiğim bir şey olmuştu. Şimdi bir şeye daha, hem de çok daha fazla hayret ettim. O da insanların komşuları tarafından sırtlarından vurulması. Kimliğini hiç önemsemeden bütün çocukluğunu ya da gençliğini birlikte geçirdiğin insanların bir kaç gece sonra sana ya da ailene ateş etmeye çalışmaları... Elbette içlerinde iyileri de vardır ama, genel olarak örgütlü bir şekilde böyle bir kötülüğü nasıl yaparlar? İşte bunu anlamakta çok zorlanıyorum. Aynı şehirde, aynı mahallede yaşayan insanlar birbirlerinden nasıl bu kadar ölesiye nefret edip bu kadar korkunç şeyler planlarlar.. Çok büyük bir güvensizlik. Ben bile, sadece okuduklarımla incindim o komşulara, arkadaşlara.

Monday, May 05, 2014

Rio 2


Rio 2 gerçek bir aile filmi. Senaryosu tahmin edilebilir ama hikaye güzel. Karakterler 10 numara oturmuş. Yine Rio'ya bir uçak bileti aldırtacak kadar harika. Manzaralar, kamera açıları, mekan tasarımları harika! Espriler yerinde. Modeller ve karakter animasyonu harkulade. Özellikle dans sahneleri görsel şölen diyebileceğimiz güzellikte. Evet bir sürpriz yok, müthiş bir kurgu değil ama çolukla çocukla izlenecek çok keyifli bir film.

Şu karakter tasarımlarının güzelliğine bakar mısın.. Özellikle bu kurbağanın dokusu harikaydı, çok beğendim.





Friday, May 02, 2014

Purple Rose Of Cairo


i just met a wonderful man. Hes is fictional but you can't have everything... 


en sevdiğim hikayelerdendir..