Thursday, January 30, 2014

stay


bütün bunlar benim suçum, evden ayrılıp kendi hayatımı kurmalıydım çoktan dedim. belki de evden ayrılmamanın da bir sebebi vardır dedi. nasıl yani dedim. belki daha bitmemiş işlerin vardır dedi. 

Wednesday, January 29, 2014

Sunday, January 26, 2014

and we will never be alone again



* benim için büyük ama insanlık için küçük bir net; 56 ^x^
* işim olduğu günlerde havanın güpgüzel olması ve plan yaptığım gün hava sıcaklığının 12 derece birden düşmesi
* yerde bulduğum esrarengiz siyah-beyaz fotoğraf
* cerne öğrenci götüren hocanın dayanılmaz karizmatikliği
* bedava çayın ilginç bir şekilde baldan tatlı olması
* gün boyu telefonla sözlüğe girip mesaj gelmiş mi kontrolleri
* karaköyün hoşuma giden yanlarıyla yapılamayan yolları
* kaybolduğumuzu bilip yolumuzu bulacağımıza dair sarsılmaz inancımız (no mecaz)
* ışılın enfes suflesi ve aslında depresyonun çözümünün çikolatalı sufle olduğunu keşfetmemiz
* üç boyutlu göz efektli kurşun kalemli çizimler
* ruhi mücerret'in sular gibi akması, resmen okurken lezzetli bir tat bırakması
* binbeşyüzmilyon kere dinlenen instant crush şarkısı, unuttuğum bir hissi hatırlamaya çalışmam ve kalbimin ezilmesi.. sonunda müziğin tehlikeli bir şey olduğuna karar vermem.
* camdan dışarı bakılarak küçük bir hayat muhasebesi yapılması, muhasebeden hiç anlamadığımın bir kez daha ortaya çıkması..
* gidilemeyecek yerlere "keşke gidebilsem" temalı küçük bir hayal
* yarınki toplantının heyecanıyla
ateş basması, evlerime ateşler salınması, beddualar, bişiler..

Tuesday, January 21, 2014

Sana bir gün böyle şeyler yazacak mıydım be blog..


Bir şey istiyorum ama demeye dilim varmıyor. Yıllarca olduğumu sandığım şehirli, eğitimli, kültürlü, feminist kadın imajıma ya da şimdiye kadarki "yalnız yaşayıp yalnız öleceğim" düşüncesi çevresinde oluşan bireysel hayallerime, ters düşüyor sanki.. Nasıl desem. Ben burada, bu şehirde, bu insanlarla bu hayatı yaşamak istemiyorum. Ben başka bir şey istiyorum.
Bir köyde ya da kasabada yaşamak istiyorum. Evimiz, odalarımız ahşap, rustik olsun. Beyaz çarşaflarım, keten örtülerim olsun. Kocaman ahşap bir masam olsun. Üzerinde taze meyveler, taze çiçekler olsun. Çok değil bir kaç tane meyve ağacım, biraz sebzem, işte o kadarcık, küçük bir bahçem olsun. Yalnız olmayayım istiyorum, bir kocam olsun. Sağlam, güçlü, uzun, çınar gibi bir adam olsun. Gülümsemesi güzel olsun. Elinden iş gelsin. Bana aşık olsun. Bakışlarından belli olsun. Onun kadını ben olayım. Benim erkeğim o olsun. Birlikte gülümseyebilelim. Birlikte çalışabilelim. Mutlu olmayı bilelim.
Çocuklarım olsun istiyorum :s Söylerken bile çekiniyorum ama..
Sağlıklı, gürbüz iki çocuğum olsun. Biri kız biri erkek olsun.
Keten gömleklerim, beyaz dişlerim, ince elbiselerim, çizmelerim, sağlıklı saçlarım olsun. Saçlarımda beyaz teller, gözlerimin kenarında ince çizgiler olsun istiyorum.
Çocuklarımdan biri bir müzik aleti çalsın akşamları kocama sarılıp onu dinleyeyim istiyorum. Dizimde uyuyakalsın istiyorum öbürü de. Ailemle gurur duyayım istiyorum.
Reçelimi, salçamı kendim yapayım. Sepetimi alıp bahçeden bir şeyler toplayayım.
Dostlarımız olsun, iyi, güzel insanlar olsunlar. Akşamları bize gelsinler, biz onlara gidelim.
Bilmem anlatabiliyor muyum.. Kutu süt içmeyelim yani.. O kutu sütü içerken, zavallı ve kapana kısılmış bir ineğin, sadece önündeki yemi yiyip, memelerinden makinelerle sağılan zoraki sütlerin binbir türlü işlemden geçtiğini düşünmek zorunda kalmayayım.
İçime çektiğim hava temiz, pırıl pırıl olsun. Geceleri gökyüzüne baktığımda yıldızları görebileyim.
Bu korkunç düzenin içinde, huzursuz bir şekilde eriyip gitmeyeyim.

Vel hasıl, içimde böyle, başka başka şeyler..
 

Monday, January 20, 2014

47 Ronin


Mekanlar kostümler on numara olsa da, iğrenç bir hollywood filmi olmaktan öteye gidememiş, yazık. O afişte gördüğünüz dövmeli artist abiyi 10 saniye felan görüyorsunuz filmde :s Eğer bu gerçek bir hikaye idiyse, ki öyle, bunu Japonlardan dinlemek ve izlemek isterdim. Beğenmedim.

Sunday, January 19, 2014

Nejat İşler

“tedaviyi reddetmek, erken ölmek gibi niyetim yok. bazen cevabını kaldıramayacağını bilsen de yine de gerçeği öğrenmek istersin. milyon tane kazık yiyince, bedenin zarar görüyor. çıplak geldim, çıplak gideceğim. amacım zamanı satın almak. mülk edinmek gibi bir derdim yok. mülkiyet hırsızlık gibi bir şey. sevmiyorum işte. biz kuşak olarak böyleyiz. bize sevmeyi, bir şeylere bağlanmayı öğretmediler. o tarafımız gelişmedi. ben dünyanın bir parçasıyım. şurayla ve bedenimle sınırlı değilim. bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor. ben de çekiyorum aynı acıyı. altıma son model bir araba çekip, güzel bir ev alınca mutlu mu olacağım yani? hayır, olmam. aramızda mutlu olanlar varsa zekalarından şüphe ederim, bir de gözlerinden. çünkü iyi görmüyorlardır. siz beni yenmediniz çünkü: ben sizinle daha oynamadım. ben gidiyorum dediğimde 'gitme' diyen birini değil, 'ben de geliyorum, yalnız gidemezsin' diyen birini istiyorum."

Tuesday, January 14, 2014

eve dönüş




Işıl'ın verdiği bu kitabı ve Ray Bradbury adını görünce kalp atışlarım hızlanmıştı, ne yazık ki metinden aradığımı bulamadım. İllüstrasyonlarda da birşey aramadım desem..

Sunday, January 12, 2014









telefonumun aktarma kablosuna bişiler olduğu için sanırım, başka fotoğraflar vardı paylaşacağım. atamadım onları. amaan..