Saturday, November 08, 2014

INTERSTELLAR

İşte ağzım bir karış açık izlediğim fragman:
https://www.youtube.com/watch?v=3WzHXI5HizQ

Evet, fragmanını ilk izlediğim andan beri bekliyordum, sağlam film geldi, beklediğimden daha sağlam geldi hatta, sonunu sevip sevmediğime hala karar veremedim, fakat filmden çıktığımızda sanırım hepimiz ucuz Hollywood efektleri görmediğimiz için mutlu, astrofizikle bizi döven ve beynimizi kullanmamızı sağlayan Nolan'a da hayran kalmış durumdaydık. 
Evet Nolan...
Eğer kuantum fiziğinden, görecelik ilkesinden, solucan deliğinden, zaman genişlemesinden anlamıyorsan filmimi de izleme! dercesine bir tutum içine girmiş Nolan.
(ve gerçekten de, film sizi alıp bir üst levela bırakıyor gibi, oradan, artık aşağıda kalan gündeme bakıyorsun ve bir filmin böyle hissettirmesi tuhaf ve güzel)

- - - pekiala, yolun bundan sonrası spoiler içeriyor - - -

Öncelikle filmin başladığı dönem oldukça ilginçti, dünyanın mühendisten çok çiftçiye ihtiyacı olduğu bir dönemde, eski bir mühendis ve pilot olan adamımız Cooper da yaptığı bir kazadan sonra mesleği bırakmış, mısır yetiştirmeye başlamıştır. Fakat işler çiftçilikte de iyi gitmez, çünkü önce İrlanda'da patatesi, sonra buğday ve bamyayı bir hastalık vurur. Mısırda şimdilik sorun yok gibi görünüyordur, böylece herkes mısır çiftlikleri kurmuştur. Bilimsel gelişmeler (MR da dahil olmak üzere) bir kenara itilmiştir, olanı sürdürelim, aç kalmayalım, dünyanın kaynaklarına yönelelim anlayışı hakimdir. İlginç kısımlardan biri Murph'ün öğretmeniyle veli toplantısına giden Cooper, öğretmenle Amerika'nın aya gitmesi konusunda tartışır. Öğretmen bunun gerçek olmadığını sadece soğuk savaş döneminde Rusyayla olan rekabetten dolayı yapılmış bir hamle olduğunu, ders kitaplarını yeniden düzenlediklerini söyler :)   Nasa'nın bütçeleri kısılmış, bilimsel gelişmeler önemsiz görülmüş, hani bi de liseleri imam hatipe çevirseler, diyeceğim bu ülke bir yerden tanıdık geliyor :p 


Filmde bir adamın işine olan tutkusundan baba-kız ilişkisine, umudunu yitirmekten asla vazgeçmemeye ve hatta biraz badass olmaya, rasyonel davranmaktan sevdiklerin için sınırları zorlamaya kadar pek çok konunun altı çizilmişti.


Müzikler harkuladeydi ve sessizliği bir efekt olarak kullanmak çok zekiceydi ve sana da bu yakışırdı Nolan! Matthew McConaughey döktürmüştü, oyunculuğunu çok beğendim, Murph'ün hem küçüklüğünü hem büyüklüğünü ayrı beğendim, Anna Hathaway'i hiç sevmem onu da çok beğendim! 


 Solucan deliği ve kara delik sahneleri boyunca nefesim kesildi, görsellik harikaydı. Fakat kara deliğin sonunda kütüphaneye düşmesi ve kızına ulaşmaya çalışması.. dedim ki öldü ve cehenneme gitti. Bu. Ama daha da tuhaf birşey oldu :s yer çekimini 5. boyut olarak kullanıp kızıyla zaman üzerinden  mors alfabesiyle iletişim kurdu. mmm..well,okay. diyecekken Cooper'ın hastanede gözlerini açması.. Ya şu adamı öldürmemek için niye bu kadar uğraştınız ki? Ölebilirdi gayet. Seyirci de hazırdı hatta. Diğer astronotla olan kapışmalarında ölmemesi güzel bir hamleyken karadelikten ve kütüphaneden sonra ölmemesi biraz zorlama geldi bana. 



Son olarak.. Murph'ün kütüphanesindeki kitapları çok merak ediyorum, yakın zamanda bir yerlerde bir liste çıkar umarım. 

No comments: