Thursday, October 30, 2014

Uncle Boomle Who Can Recall His Past Lives or What The Fuck Did I Just Saw?



Öncelikle şu konuda filmin hakkını vermeliyim; Halloween öncesi daha ürkütücü ve tuhaf bir şey izleyemezdim. 
Ve belki de biraz daha hızlı bir temposu olsa, bu kadar yavaş akmasa, biraz daha izleyiciyi içine çekebileceği bir hikayesi olsa bu filmi gerçekten sevecektim.
Ama bu haliyle mümkün değil.
Bir kere hiç akmıyor film, ve o kadar akmıyor ki bir yerden sonra film olmayı bile bırakmış yola slaytlarla devam ediyor e oha. 
Ama bunun bile çekici bir havası var gerçekten, ama yine de olmamak için çok diretmiş bir filmle karşı karşıyaydım. 
Aslında sanırım bu uzun sahneler filmin tamamen gerçeklikten çıkmaması için, içindeki fantazi unsurlarının ( fantazi mi fantezi mi diyorsun filmde balıkla (alabalık gibi bişi) sevişen bir kadın evet var!) gerçek hayatla dengelenmeye çalışılması için yapılmış. Hani petekten bal toplayalım, işçilerle meyve toplayalım, normal günlük telaşeler, mevsimlik işçilerden ve göçmenlerden nefret etmeler ama öte yandan ölmüş karımla mağaralarda gezeyim, oğlum maymun/yaratık olsun..gibi.. normal yani bunlar hep, olur öyle.. 

Baştaki öküzlü/buzağılı sahnede, e be yönetmen ne diye cutla maymunyaratığa geçersin? Bunu neden yaptığını çok merak ettim. Tempoyu yükseltmiş oldu bir anda, ilgisi dağılan ve sıkılan seyirci hassktir diye toparlandı. Ama film de koptu. Buzağıyla giden adamın arkasında yavaş bir hareketle kameraya doğru dönen maymun hem acayip gererdi hem de olayda bir devamlılık göstergesi olurdu. Cutla geçtiği için bu yaratık ne alaka? Şimdi hangi zaman dilimindeyiz? Gibi sorularla konudan koptuğumuzu hissettik. Hoş yönetmenin böyle olay devamlılığı peşinde olduğunu hiç sanmıyorum. 
Bir şey daha var, adam, ölmüş karısı ve maymun olmuş oğluyla sofrada otururken, ben cidden çok gerildim. Bi de ışıkları kapatacağız dedi, kötü bir ışık oluşturdular sahnede iyice gerildim. Zaten oğlan da "etrafta çok fazla ruh var, aç hayvanlar gibi, hastalığının kokusunu aldılar" dedi. Aha dedim şimdi birşeyler olacak. Ama hayır. O gerginliğe girmeni de istemiyor. Oysa normal bir yönetmenin ellerini ovuştura ovuştura çekeceği bir sürü sahne var. Ona da girmemiş. Çok ilginçti. Sanki seni yalancı çıkarmaya çalışır gibi bir film yapmış adam. 

Film izlerken artık elimden geldiğince yorumlardan sakınmaya çalışıyorum ama altyazı indirirken bu yoruma istemeden de olsa denk geldim. Tim Burton film hakkında: Tuhaf, güzel bir rüya gibi, demiş. Zaten filmi izleme fikri de Tim Burton üzerinden doğdu, o yüzden bu yorumu okumam sorun olmadı. Düşününce, daha iyi ifade edilemezdi, güzel olmasa da tuhaf bir rüya görmek gibiydi. O huzursuzluk ya da en olmayacak durumda bile hissedilen normallik hissi vardı filmde. Yine de sonunu getirebilen insanlara madalya takılmalı. Korkunç uzun. 

Hoşuma giden bir sahne, şu aşağıdaki sarılma anıydı. Karı koca gerçekten çok güzel sarılmışlardı ve çok iyi/rahat görünüyorlardı, yani kadın bir ölü için iyiydi bence ve biraz özendim sanırım. Cenneti çok abartıyolar orada hiçbir şey yok demesi de ayrıca askdjhasj dedirtti. 













Maymun oğlan sözüm sana; yavrum sen ormanlarda bir başına dolaşırken böyle bir yaratığın fotoğrafını çektin, merak ettin peşlerine düştün. Onlarla karşılaşınca, yapabileceğin onlarca şey arasından, hemen bi tanesiyle yatmak mı geldi aklına? Ne yaptın yavrum sen??? Neyse balıkla sevişen kadın var diyorum filmde (ve bunu diyerek nice sapık google searchlerine davetiye çıkarıyorum kim bilir) 

No comments: