Thursday, August 28, 2014

Şehir ve Şehir


Şehir ve şehir, kardeşimin geçen yıl Tüyap'tan aldığı ama okumadığı bir kitaptı. Ben de şimdiye kadar pek dikkat etmemiştim. Ki bu çok sıra dışı bir durum, çünkü evdeki kitap akışını ben sağlarım ve eve giren çıkan bütün kitapları bilir, okur, değerlendirir ve kardeşime tavsiyeleri ben yaparım. Anyway, kitabı elime alıp arka kapağını okuyunca gözlerim yuvalarından fırladı, ağzım bir karış açık kaldı ve hayıflandım. Elimizde bir hazine vardı ve bunun farkına varamamıştım sanki. Çünkü kitabın arka kapak yazısında, yazarın Arthur C. Clarke ödülünü 3 kez kazanan tek yazar olduğu söyleniyordu. Tabiiki büyük bir hevesle okumaya başladım. Anladığım kadarıyla ödüle şike karışmış. Bunun başka bir açıklaması olamaz. O kadar okunmuyor ki kitap, o kadar sıkıyor ki.. Anlatım kötü, yavaş, kitabın gelişimine hiçbir katkısı bulunmayacak bir sürü şey ortaya boca edilmiş, bunun yanında daha fazla üstünde durulabilecek bir sürü güzelim konu güme gitmiş. Bitsin diye zoraki okudum. Bitti de. Hiç sevmedim ama. Aslında son derece ilginç bir hikaye vaat eden kitap, şu haliyle anlatsam sizin de ağzınızı sulandırır. Günümüzde (Türkiye ve Atatürk'ün de adlarının sıkça geçtiğini belirtelim) iç içe geçmiş iki Balkan şehrinin insanlarının doğdukları andan itibaren birbirlerini görmezden gelmek zorunda kalmaları, iletişimde bulunmalarının kesinlikle yasak olması, eğer biri yanlışlıkla "ihlal" yaparsa, başına kötü şeylerin geleceğini anlatan, anlatacağını iddia eden, okuyucuyu yok yere heveslendiren bir kitap. Komşu ülkelerin düşmanlığı, sınırların anlamsızlığı üzerine bir sürü güzelleme yapılabilecekken sıkıcı anlatımıyla artık bu sınır ayrımını da saçma bulmaya başlıyorsunuz ve olaydan kopuyorsunuz. Beni bir miktar şu konu üzerinde düşündürdü sadece; gözümüzün önündeki şeyleri tabu olarak kabul edip görmemek, hepimizin yaptığı birşey. Kimse dünyaya gözlerini açıp bakmıyor. Baksa da her şeyi görmüyor. Görebileceğimiz şeyler var, bir de burnumuzun dibinde bile olsa görmeyeceğimiz, görmemeyi öğrendiğimiz şeyler var. Bu kadar. Bitti.

No comments: