Monday, June 24, 2013

man of steel



Hiç bir zaman büyük bir Superman fanı olmadım. En uzak olduğum süper kahramandır kendisi. Belki bir değişiklik olur, genel havamı, gündemimi değiştirir diye gittiğim Man of Steel'den de ne yazık ki yine "pfff bu ne yeaa" diyerek ayrıldım.
Öncelikle beni genel olarak rahatsız eden şey Superman'in gücü. Bak şimdi blog, bir adamın fiziksel kuvvetinin kendindeki kütleyle doğru orantıda arttığını düşünmüyorsan, bir incelik var diyosan, o zaman inceliklere dikkat edeceksin. Şimdi sen Ay'ın oralara uçup gerilip gerilip dünyaya düşüp, kendi çapında bir krater açıyorsan, ki aç, eyvallah ,güçlüsün demek ki, sonra o kraterin tozunun toprağının üstüne adımını attığında azıcık da olsa, küçücük de olsa, birazcık da olsa o toprak içeri göçecek! Elf gibi karların üstünde iz bırakmadan seke seke yürüyosun annem. Bu nasıl güç? Astroidi tutacak kolların varsa, ki olsun, severiz biz kaslı kol, 45 kiloluk kızın beline aynı kollarla sarılırsan çıt diye kırılması lazım o belin. İçten yanmalı kahramanım benim, bu nasıl güç? Bu nasıl denge? Nerende saklıyosun bunu? direnfizik!
Neyse bu genel fizik sorunlarını geçelim. Film baştan aşağı ucuz klişelerle doluydu. Ordunun, askerin Superman'i koruması, bu adam düşmanımız değil demesi, Kilisede arkada İsa ikonları eşliğinde papazdan akıl alma, doğruluk güven konuşmaları, -ben Kansas'ta büyüdüm, hepinizden daha Amerikalıyım -vallaha mı kansasın neresinden? -içinden abi, baba tarafı içinden annemgiller aşağı kansastan  muhabbeti, klasik kız arkadaş, büyük çatışmalar fedakarlıklar yok. Bir yerden sonra sadece saçma dövüşme sahneleri..
Yani demiyim diyorum ama, bak Batman öyle mi?? Karanlık taraf onda, ikilemler onda, fedakarlıklar onda. Rabbime sordum, "tabiiki Batman !" dedik aynı anda bi de ^x^ Bilen bilir blog, biz her zaman için karizmatik sessiz ve karanlık beyefendileri, gözlüklü hipster gazetecilere tercih ederiz.

- -  - - - - - - - hafif spoiler içeren bişi - - - - - - - - - -
Abicim, iki tane süper adam kapışıyosunuz, biri birini tutuyo yok uyduyla dövüyo, öbürü bunu tutup 8 tane gökdelene sokup çıkarıyo, ulan hiç mi kafan çalışmıyo hala yumruklayarak adamı öldürmeye çalışıyosun. biraz basit düşün lan, vampir olsa napıcaktın, sok kafasına demiri ölsün gitsin. bu kadar mı salaksınız, hala yumruk atıyo ki ölsün. Uyduyla adam dövüyosun adam ölmüyo, biraz mantık lan! Ve en sonunda bu ölmeyen adam nasıl ölüyo biliyo musun blog? basit bir hamleyle kırt diye boynu kırılarak -_- are fucking kidding with me? O boyun o ana gelene kadar 30 kere kırılmıştı.
- - - - - - - - - -  bitti - - -  - -  -  -

Hans Zimmer'ın müzikleri herhangi bir süper kahraman filminden alınıp azıcık değiştirilip kullanılmış gibiydi.
O mavi ışıkların da bokunu çıkarın e mi? Her sahnede saçma sapan bi ışık girsin görüntüye aman, saçmasapan ışıklar uzasın sağdan soldan.
Bütün film boyunca şunu düşünmeden edemedim: Keşke Iron Man 3' ü izleseydim.

Gazeteciler "Sedyeden Bildiriyor"

"Gezi eylemlerinde gazeteciler, 'sedyeden bildiriyor'. Son olarak önceki gece Radikal muhabiri Alpbuğra Bahadır Gültekin, eve dönüş yolunda polis tarafından coplandı ve tekmelendi. 

Polis, toplumsal olaylarda gazetecileri de hedef alıyor. 
Geçen akşam Taksim Meydanı'ndaki anma törenine polisin müdahale etmesi üzerine başlayan olaylar, gecenin ilerleyen saatlerine doğru devam etti. Ne var ki, gece yarısına doğru o geniş kalabalık yerini nispeten daha küçük bir kitleye bırakmıştı. Galatasaray ve Tünel'de ortalık gayet sakindi. Saat 21.30'da haberimizi gazeteye geçtikten sonra soluklanmak için Tünel'de bir kafeye oturduk, bir süreliğine mola verdik. 
Olayların yatışması üzerine saat 01.00 sularında yanımdaki iki arkadaşımla birlikte eve gitmeye karar verdim. Kurtuluş istikametine doğru yol alacağımız için İstiklal Caddesi üzerinden Taksim Meydanı'na çıkıp, oradan da Harbiye üzerinden yola devam edecektik. Ancak İstiklal Caddesi'ne bir anda atılan gaz bombaları her şeyi değiştirdi. 
Ağa Camii'ne doğru bir TOMA'nın yaklaşması üzerine ara sokaklara doğru kaçışma başladı. Biz de gazdan kurtulmak için o kalabalıkla birlikte Sadri Alışık Sokak'a sığındık. Ancak o sırada arkadan gelen 20-30 kişilik başka bir çevik kuvvet ekibinin de sokağı tamamen kuşattığını fark ettik. Arada kalmıştık... 
30-40 eylemciyi ara sokakta sıkıştıran polis, önüne geleni coplamaya, dağılanları da teker teker 'almaya' başladı. Bu sırada köşe başından giren ilk polis ekibiyle karşı karşıya kaldım. Yüzündeki öfkeyi çok rahat tasvir edebileceğim polisten yediğim o copun ardından "Basın" olduğumu söyledim üzerine basa basa. Onun cevabı ise sinkaflı küfürler eşliğinde coplamak oldu. 

Gelen vurdu, giden vurdu 
Yere düştükten sonra artık sokağa giren her polisin hedef tahtası haline gelmiştim. Öyle ki, köşeyi dönen bana tekmeyi geçirmeden sokağa girmiyordu. Tekmeler, coplar etkisini azalttıktan sonra yavaş yavaş ayağa kalkabildim ve kendimi bir esnaf lokantasına attım. Çıkışta Tarlabaşı'nda bir gaz bombasıyla daha yüzleştik. Kalabalığın üzerine doğru nişan alarak atılan gaz bombaları insanların yanından geçiveriyordu. Çareyi yine Tarlabaşı'nın ara sokaklarında bulduk... 
Sonunda sol gözümde şişlik, sağ kalçamda morluk, sırtımda ve belimde cop izleriyle evimize döndük. Çevik kuvvetten bir kişi ise hatıra niyetine sırtıma postal izini bırakmıştı. 



CNN muhabirine hakaret, kameralara müdahale 

Polis önceki gece canlı yayın sırasında Halk TV muhabirlerinin kameralarını kapattı. Russia Today muhabiri Tom Barton kamera ışığı görünmesine rağmen TOMA'dan su ile müdahaleye uğradığını, CNN International Muhabiri Ivan Watson polislerin kendilerine 'o... çocukları' diyerek küfrettiklerini duyurdu. Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın raporuna göre ise: 

Radikal gazetesi muhabirleri İpek İzci ve Elif Ekinci, sarı basın kartı göstermelerine rağmen, coplu-küfürlü saldırıya uğradı. 

Taraf gazetesi muhabiri Tuğba Tekerek'in kolunu kıvıran polis, Tekerek'e küfretti. 

Eylem Düzyol ve Fulya Atalay, sarı basın kartlarını göstermelerine karşın Pangaltı'da 4-5 polis tarafından feci şekilde darp edildi ve hakarete uğradı. 

Kızılbayrak muhabiri Mehmet Ali Karabulut polisler tarafından darp edildi. 

Portekiz Publico Gazetesi Muhabiri Paulo Moura, polis saldırısına uğradı. 

15 Haziran'da Harbiye'de çatışmaları izleyen Akşam Gazetesi Foto Muhabiri Cem Türkel fotoğraflarını silmeye zorlandı. 

Gözaltını görüntülemeye çalışırken basın kartını göstermesi istenen Akşam gazetesinden Mete Yılmaz, kartını çıkarmaya çalıştığı esnada ayağının önüne gaz bombası atıldı ve yüzünden maskesi çıkarıldı. 

Today's Zaman gazetesi çalışanı Abdullah Ayasun, basın kartını göstermesine karşın polislerin yüzüne vurduklarını, yere yatırıp neredeyse kolunu kırdıklarını duyurdu. 

Al Jazeera TV kameramanları Kemal Soğukdere ve Alper Çakıcı, 17 Haziran'da çok sayıda polis tarafından dövüldü. 

CNN International kameramanı görev yaparken polis tarafından tekmelendi. 

Aydınlık gazetesi muhabiri Irmak Mete, sarı basın kartı olmadığı gerekçesiyle engellendi. Gaz maskesi çıkarıp tekmelendi. 

Gaz maskesi zorla çıkarılan BirGün editörü Burak Öz kulağından yaralandı. 

İMC editörü Gökhan Biçici, 5-6 polis tarafından feci şekilde darp edildi. 

Rus gazeteci Arkady Babtchenko sivil polisçe dövüldü. Ayrıca gaz fişeği, su ve plastik mermi ile çok sayıda gazeteci yaralandı. "

Sunday, June 09, 2013

Yaşasın Bağzı Şeyler !


Taksim Gezi Parkında başlayan ve tüm Türkiye'ye yayılan olaylar hakkında, yaşananlar ve yaşanacaklar hakkında, olumlu ya da olumsuz, söylenecek zilyonlarca şey var, daha da olacak, biliyorum. Ama ben, ne olursa olsun değişmeyecek bir şeyi söylemek istiyorum.

Belki uzun bir aradan sonra ilk defa, birlikte yaşadığım insanlarla, semtimle, şehrimle ve ülkemle gurur duyuyorum. 


i'm so fucking proud of you guys...