Saturday, November 16, 2013

you don't have to stay anywhere forever.

şu adamı hem seviyorum hem de kendime çok benzetiyorum. şu yazdıklarını okurken sanki kendi yazdığım ya da yaşadığım bir şeyi okur gibiydim.  


 günlük hayatımızın efektsiz fotoğrafı çok çirkin..


yine de güzel şeyler olmuyor değil.


yaklaşık iki haftadır süren bir "tantuni yeme isteğim" vardı ama öylesine bir tantuni yiyemem, gerekirse mersine gideceğim o derece güzel bi tantuni yemek istiyordum. neyse yedim sonunda, mekan kadıköyde, insanı mersine gitmek zorunda bırakmayacak kadar güzel, bu da üstüne içtiğim şaşırtıcı derecede enfes çay. yemeğin üstüne çay getiriliyorsa o mekanı sorgulamadan severim zaten. 


bunlar da hacıbekirden hediye alınmış ama daha çok kalbime saplanmış gibi hissetttiğim iki şeker çubuğuydu, neyseki o sinirle atmamışım. 


bahçemizin rüya gibi gülleri


 ve kötülük

daha çok kötülük


 hep kötülük...


şaka şaka ne kötülüğü sadece çizgiroman

cadı çizimlerindeki burun - çene denklemi


göz detayları


kendim için çizdiğim motivasyonel çizimler


siyah ojelerimi gereğinden çok sevmem


bunu bilmenin getirdiği ferahlama duygusu...

No comments: