Sunday, October 13, 2013

Hey Arnold !


Şunu bir izle bakalım,
http://www.youtube.com/watch?v=OKL1ffelnNk

Hey Arnold'ı hatırladın mı? Nickelodeon'ın on numaralı çizgi filmiydi. Annesi ve babası ortalarda olmayan Arnold, dedesi ve büyük annesinin işlettiği bir pansiyonda yaşardı. Gerek çılgın aktivist babanne ve müşfik dede, gerek pansiyonda yaşayan çinli, sürekli karısını bezdiren işsiz adam, duvar yıkan inşaat ustası gibi kopuk tipler, gerek Gerald, Helga ve okuldaki diğer çocuklar hepsi süper karakterlerdi ve çoğu kişiyi etek giymiş gibi yanıltsa da benim gözümden hiç bir şekilde kaçmamış uzun kareli gömleği ile birbirinden harika maceralar yaşayan muhtemelen gerçek olsa o yaşlarda anında aşık olacağım süper cool bir karakterdi...
Bu post futbol topu kafalı arkadaşımıza adanmıştır.. 


Bir kere ben bu çizgi filmi nasıl sevmeyeyim, daha çocukken damarlarımıza jazz müziğini aşılamış, olaylar da New York'un kenar mahallelerinde geçiyor. Sık sık piyano ya da saksafon çalan birilerine denk geliyoruz bölümlerde. Bu başlı başına harika bir neden.
Bir de, Arnold'ın harik bir odası vardı ki, bak 30 yaşıma geldim, hala hayallerimdeki ev (ne salon takımı görür gözüm, ne vitrin, ne yemek masası, ne de hala ne olduğunu tam çözemedim berjer:s ) Arnold'un paşalar gibi odasıdır. Öncelikle odasının üzeri tamamen camdır. Yatağına uzanıp gökyüzünü, yıldızları izlerken hayatıyla ilgili önemli kararları (10 yaşında da ne olacaksa artık) alır. Yine odasından çatıya çıkılmaktadır ki oradaki manzara daha da enfestir. Odasına bir merdiveni iple çekerek çıkar, ve çıktığında oda sadece onundur. Ve enn şahanesi de tek bir kumandayla herşeyi halledebilir. Müziğini açar (jaz) Işıkları yakar(çapkın senii) böyle böyle düşünürken ben bu odayı bi modellesem gibi bir fikir gelmişti aklıma ki, aşağıda modellendiğini gördüm, yıkıldım. Neden aklıma gelen fikirleri bu kadar eşsiz sanıyorsam..
lan!


laaannn!!





No comments: