Tuesday, May 28, 2013

Umut Sarıkaya

"Üniversite bittikten sonra kısa süre işsiz kalınca hemen "yurt dışına gideceğim" demiştim. İnsanlarla ne yapacağımı konuşurken tek şey çıkıyordu ağzımdan ; "yakında ben zaten yurtdışına gideceğim". Yurt dışı, yurt dışı diyip duruyordum ama yurt dışının tam olarak neresi olduğu ve oraya nasıl gideceğim hakkında en ufak bir bilgim yoktu. Amerika mı, İngiltere mi, Norveç mi, Fransa mı neresiydi gitmek istediğim yer? En ufak bir fikrim yoktu. Yurtdışı olsun yeterdi, her yer olabilirdi. Üniversiteyi bitirmiştim, işsizdim, doğduğumdan beri kız arkadaşım olmamıştı, ne beklentim ne de bir amacım vardı, beni buraya bağlayan hiç kimse, hiçbir şey yoktu. Sanki yeni bir söz bulmuşlar da bunu kendilerinden başka kimse bilmiyormuş gibi "nereye gidersen git, oraya da kendini götürürsün" diyenlere inat kendimi yurtdışına götürmeye kesin kararlıydım. Yurt içinde olmamıştım ben. Tut kolumdan götür beni Yozgat'a, Maraş'a, Gümüşhane'ye tırt olduğum iki haftaya kalmaz fark edilirdi, kendimi gizleyebileceğim bir yerlere gitmeliydim. Beceriksizliğimin sorumluluğunu kültür farkına yorabileceğim bir yerler olmalıydı. Hem sıla hasreti de beni birkaç yıl oyalardı. "what's the prablım honey" diye yanıma sokulan yabancı sevgilimi elimle itip "geldiğim yerdeki insanları özledim tatlım. Şehirlerinizde alt yapı sorunu yok... Eyvallah! Biri hastalansa onu hemen helikopterle hastaneye yolluyorsunuz... Bravo! Sarışınlık sizde, rak müzik sizde, milkşeyk sizde... Korkmayın bunların hiçbirinde gözümüz yok! Ama bişeyi unutmuşsunuz be cincır! İnsan değilsiniz insan! Geldiğim yerdekiler hepinizden daha insandı. İnsan insana bakardı" diyerek ilişki yürütemememin, geçimsizliğimin faturasını yurt dışı insanına çıkarmam gözlerimin önüne geliyordu. Kendine acımanın, kendine üzülmenin en legal olduğu yer yurt dışı. Yani tam bana göre bir yerdi. Yurt Dışı'na kesin gitmeliydim. "

No comments: