Wednesday, February 27, 2013

The Newsroom

Walking Dead'in yeni bölümlerine yetiştiğimden beri izleyecek başka bir dizi arayışındaydım. Aslında bu dizi de belliydi; Mad Men. Ama olmadı, olamadı.
Benim televizyon kanalında geçen herşeyi izleme isteğimi bilirsin blog. En trıt filmleri bile, sırf konusu bir tv kanalında geçiyor diye izlemişliğim vardır.
The Newsroom'u ilk duyduğumda 30 Rock gibi bişey mi acaba diye şöyle bir açtım, ki ben uzun dizi de sevmem. 75 dakikalık pilot bölümü izlemeye başaldım. İlk konferanstaki soru-cevap sahnesi zaten seyirciyi yakaladı. Bütün o işe alma, haber hazırlama süreci, telefon görüşmeleri, canlı yayın, reji odası, telefon bağlantıları.. derken bölümün sonunda ekiple birlikte ben de Will'i alkışlıyordum.

 İlk 4 bölümünü izledim, hastası oldum reyiz.

 Aaron Sorkin sanki oturmuş, nasıl bi dizi hazırlasam da Sena'nın hoşuna gitse diye kafa patlatmış, ortaya The Newsroom çıkmış. Mekan bir televizyon kanalı. Bir haber programı. Jilet gibi anchorman. Profesyonel bir çalışma hayatı. Zeki insanlar, bol diyaloglar, hazır cevaplar, smart assler, MacKenzie'nin  haaağrika aksanı, gerçek olayları kullanmaları, kimseye giydirmekten çekinmemeleri, ilkeli çalışanların olması, espri anlayışları, müzikleri yerinde ve güzel kullanmaları, zeki göndermeleri, çalışkan insanlar... fiyuvv bu diziyle evlenebilirim dostum. Bir ömür mutlu mesut yaşarım bu diziyle.
^x^


No comments: