Wednesday, August 22, 2012

blogun örümcek ağlarıyla kaplanmaya başlaması

Hakkında yazmak istediğim konu başlıkları;

The Dark Knight Rises



Tübitak _ Emrah Ablak



Hayırdır Paşa Haydarpaşa



Metin Erksan'ın Anısına 



Myanmar'da Neler Oluyor?


Bayram Tatilim

konulara bak... kimi eksidi kimiyse tarih oldu, bende tık yok, sessiz ama derinden gelen bir writers block yaşıyoruz. elbet bi uzun çubuk gelir blockları götürürüz

Wednesday, August 01, 2012

screenshotlara sığmaz taşarız


batmobil naber
vayy
sen çok karizma girdin
hehehe
karizmayımdır bebek
ama istersen naber lan domates salçası da diyebilirim
samimi olmak adına
seni bir kavanoz salça yapabilirim
yaparım bunu
evet
bunu yap
karışık kulaklık kablosu!!
oooo
bu çok ağır oldu dostum
bunu yapmıycaktın bana
madem öyle
metrobüsteki iki kişilik mi tek kişilik mi olduğu belli olmayan koltuk
ooooo
sen ama
çok aşağıladın
sıkı durr..
klavyeye kaçmış çer çöp!!
hahahahahaha
o zaman
mmmmmmm
yüze çok koyu renk fondoten sürüldüğü için açık renk kalan boyun !
oooo
sen çok profesyonelsin
heralde olum
kiminle dans ettiğini bilmiyosun daha
yüzük parmağının tırnağındaki 3 günlük oje!!
bence ben yendim
"gece hayvani gürültüyle çalışan buzdolabı"
en son yenen, ve ağzın tadını bozan, mayhoş mu çürük mü belli olmayan vişne!!
pazarda ikizlere takke diye bağıran ve sütyen giymiş pazarcı adam
...........!!!!!!!!
bu konuşmaları kaydetmek istiyor deli gönül

Varolmayanlar


Doğu Yücel'in "Varolmayanlar" adlı romanını okurken, sürekli olarak şunu düşünmeden edemedim;
"Bir insan nasıl, hem bu kadar yaratıcı hem de bu kadar sığ olabiliyordu?"

Müthiş güzel giden akıcı birkaç paragraftan sonra öyle cümleler yazıyordu ki, ben okurken yazar adına utanıyordum, benim şu kıytırık blogum bile bir edebiyat şaheseri gibi kalıyordu kitabın yanında. 
Anlatım kötü, diyaloglar şaka gibi, karakterler yüzeysel, çoğu cümlesi ise kötü Amerikan film replikleri gibiydi.
Ayrıca kadınları bu kadar sevmemesini ve bize ikinci sınıf insan muamelesi yapmasını kendisine yakıştıramadım. 
Ama daha sonra kendisine pek çok şeyi yakıştıramayınca bunu dert etmedim.
Kendisinin okuduğum ilk ve son romanı olacak.


edit: romanı hakkında bu eleştriyi yazdıktan sonra, dün akşamdan beri kitabın yazarından mesajlar alıyorum. yazdıklarımı okuduktan sonra çok şaşırmış. kitabın tamamını okumadığımı düşünmüş. -ki okudum- çünkü varolmayanların, tamamen erkek egemen düzeni, erkeklerin kadına bakış açısını eleştiren bir roman olduğunu anlatmış. bu konuda feminist çıkarımlar yazarak analiz yapan okurları olmuş. kendisine, benim sadece bir okur olduğumu, kitaplarını çok seven eminim bir sürü insan olduğunu, benim de zaten otorite olmadığımı ama kitabından çok hoşlanmadığımı söyledim. neyse yine bi sürü açıklamış (ayh allahım nerden girdim bu entryi) "kitabını yerden yere vurmamak" adına bunları buraya yazıyorum; çok yaratıcı biri ama anlatım dili çok zayıf ve ben de kitabını beğenmedim, kendisini de çok itici buldum hatta, ama bu benim fikrim. buradan beni okuyan milyonlara(!) sesleniyorum, kendiniz okuyup karar verirsiniz.