Monday, July 30, 2012

letting you go



so i have really tried for it. 
i hoped and i prayed for it. 
i send signals to universe and i dreamed of it. 
i ordered it, i begged and i cried for it. 
i tried to care and i tried not to care about it. 
but sometimes, 
what is not happening, is just not happening.
so i am letting you go
please
you let me go too

Sunday, July 29, 2012

you have spoken the truth, woman

Every girl is expected to have caucasian blue eyes, full Spanish lips, a classic button nose, hairless Asian skin with a California tan, a Jamaican dance hall butt, long Swedish legs, small Japanese feet, the abs of a lesbian gym owner, the hips of a nine-year-old boy, the arms of Michelle Obama and doll tits. The person closest to actually achieving this look is Kim Kardashian, who, as we know, was made by Russian scientists to sabotage our athletes. Everyone else is struggling. - Tina Fey





Sunday, July 22, 2012

just shut up


belki de sırtıma bir elektrik süpürgesi bağlayıp can sıkıcı insanları içine çekerim

Saturday, July 21, 2012

Piç


Bir ara aforizmalar kitabı mı la bu diye korkmadım değil. Hakan Günday, Zargana'dan sonra saygı duyduğumuz bir arkadaşımız. Piçler hakkındaki düşüncelerim ise kesinlikle açık; geyikleri güzel, işe yaramaz tipler. Umrumda olmadı yani, nedir piçler şöyledir böyledir bir yüceltmiş, bi yerin dibine geçirmiş, amaaan büyütülecek mevzu değiller bence. Oturup bunlarla geyik yapıcaksın öğrenci evlerinde felan, sohbetleri muhabbetleri içmeleri güzel bunların. Başta hayatları olmak üzere herşeyi harcıyorlar. Peki. Ama bu beni niye etkilesinki? Bana hiç "ouuff aabi adamlar mütiş yeaa" dedirtmedi. Yani kötü olduklarını da düşünmedim, enteresan ve talihsiz seçimler dedim yer yer, ama yaşam tarzlarından pek de etkilenmedim. Sonunu okuyunca hele ohooo abicim bi tanesi hariç hepsinin bizim kullandığımız anlamda piç olduklarını düşündüm. Öyle anneyi arayıp beni kurtarın demekler felan, nooldu, buraya kadar mıydı? tçık. beni hiç etkilemedi.

Wednesday, July 18, 2012

fotoblog stayla

endişeli stayla

pamuk stayla

kerane stayla

şaka şaka sinema stayla

steakhouse stayla


Sunday, July 15, 2012

the amazing spider-man


Gerek zekasıyla, gerek esprileriyle, gerek ağ atmasıyla, gerekse delikanlı tavırlarıyla Spiderman her zaman takdir ettiğimiz bir arkadaşımız olmuştur. Ama bu spidermana uyuz oldum ben! Uyuz !

Abicim bi kere oynayan çocuğu beğenmedim. Bu herife uyuz oluyorum ben. May Halayı oynayan kadını da beğenmedim. Emma Stone'un soy adına yakışacak kadar taş bir ablamız olduğunu bilsem de, bu filmde onu bile beğenmedim, ikisini yakıştıramadım daha doğrusu birbirine. Ya zaten lisedeler, lisede geçen bir sürü sahne var blog çektiğim ızdırabı anlatmam mümkün değil. Nasılll ergenler.. iki lafı bi araya getiremeyen, you know, i mean...yeah, you know şeklinde ıkınan antipatik bi ergen düşün. Peter Parker kiim sen kim. Peter Parker gerçekten zekidir, hatta belki nerddür, babasının gözlüğünü takıp hipsterlık peşinde koşmaz. Ayrıca kıza Spiderman olduğunu söylemek de nerden çıktı?? Yok öyle bişey ya, kimse onun gerçek kimliğini bilmez, adamın olayı bu bi kere. Kıza söyledi keko gibi en baştan, May hala da durumu çakozladı sanırım sonunda. Halbuki Spidermana en kıl olan insanlardan biridir May Hala. "Dışarıda o korkunç yaratık varken geç saatlerde eve dönmeni istemiyorum Peter" der May Hala. Zaten Uncle Ben'i de harcamışlar. "Great power brings great responsibility" lafını atlamışlar. Ayrıca tam olarak öyle ölmüyor Uncle Ben. Spiderman olmaya başlamadan önce, Peter Parker, orta halli bir ailede büyüyen ve bir şekilde bir güç elde eden her çocuk gibi, bunu nasıl nakite çeviririmin hesabını yapıyor ve para kazanmak için güreşlerde dövüşüyor. Zaten maskeyi de güreşlerde dövüşmek için tasarlıyor. O günlerde, meydana gelen bir soygun olayında, yanından kaçıp giden soyguncuyu durdurmak için hiçbir şey yapmıyor, bana ne arkadaş, ben işime bakarım diyip yürür gidiyor ve o kaçan soyguncu Ben Amcayı vuruyor. Bunun üzerine amcasının ölümünden kendini sorumlu hisseden ve depresyona giren Spidey, iyi olmanın ne demek olduğunu anlamaya başlıyor ve o zaman gerçek bir hero oluyor. Bu filmde gördüğümüz adam ona buna laf sokuyor. Milletle eğleniyor. Ukala tavırlar, serserilikler felan. Espri desen yok. Olmayan bir diğer şeyse örümcek hisleri. Bi iki kere başta vurgulamışlar o kadar. Örümcek hisleri o kadar yok ki kurşun yedi, vuruldu. Ayrıca ne yazık ki genelde filmlerde olan şu halkın desteğini almak kısmı da yoktur. Spiderman günün sonunda ne alkış alır ne övgü, iki kuruşa bi gazetede çalışır, kendinin fotoğraflarını çekip kötü patronuna satar.

İşte özünü koruyamamış bir Spider-man filmi de böyle bitti. Dersen ki yau hiç mi güzel birşey yoktu, vardı tabi, Tokyo belediye başkanına mı benziyorum evladım? atarı güzeldi. Bazı çekimler çok çok çok güzeldi.

-SPOILER-
Gwen'in daha ölmemesi güzeldi.
http://en.wikipedia.org/wiki/The_Night_Gwen_Stacy_Died

Wednesday, July 04, 2012

failure





Kırk yılın başı, nasıl bir özgüven ve öküzlüğe dayanarak bilmiyorum ama facebooktan hoşuma giden bir çocuğu dürtüyorum. O da beni geri dürtüyor anında. Hemmen ardından bir mesaj geliyor: Kediyi mi merak ettin? Allah allah, ne kedisi lan. Neyse, ben terbiyesizliği iyice ele aldığımdan ve ne utanmam ne arlanmam kaldığından, yok kediyi değil seni merak ettim daha çok ehere mehere yazıyorum. 


Meğer çocuk ortak arkadaşlarımızdan birinin ev arkadaşı sanmış beni, kız bir kedi bulmuş da bunu ona vermiş de, açıklamalar olaylar olaylar... allahım... neden... 




neyse zaten facebook hesabımı kapatmayı düşünüyordum

Tuesday, July 03, 2012

yoksa hayallerimin makyaj temizleyicisine kavuştum mu?

En son adını hatırlayamadığım bir markanın makyaj temizleme mendilini alıp, kebapçılarda dağıtılan kolonyalı mendili ambalajlayıp bize ittirdiklerini anladığım zaman, "bundan sonra doğru düzgün makyaj temizleme şeysi alıcam, hemen internetten araştırıcam, kesinlikle öylesine bir ürün kullanmıycam, zaten makyaj çok zararlıymış, hiç yapmazsam hiç temizlemek zorunda da kalmam" gibi düşünceler içine girmiştim.
Diadermine'in bu makyaj temizleme sütünü bırak araştırıp almayı, ben almadım bile zaten, kardeşime "bişi alıver işte" diyerek aldırdım.
Ve fakat bu kadar memnun olmasam, vıcık vıcık kız blogları gibi buralara da yazmazdım blog, bu nasıl bir temizleyicidir. O adındaki "ekspres 3 ü 1 arada" başlığı insanı inceden kıllandırsa da, yumuşacık, sildikten sonra suratını germiyor, yüzünü temizleyeceğim diye hunharca cildindeki bütün nemi yağı suyu emmiyor, kokusu da hafif, güzel. Hem yüz, hem göz makyajını silebiliyorsun. Tanrım..

PROMETHEUS












duyum: ameliyatlı kadına bu yapılır mı adiler!! başbakan boşuna sezeryanı yasaklamıyo!!!!!11

Sunday, July 01, 2012

Ronal Barbaren

Animasyon filmlerin yeni hedefinin yetişkinler olduğunu hatırlatan, kesinlikle +16 , eğlenceli bir filmdi. Barbar kabilesinde yaşayan sıska Ronal, sado-mazo düşmanlarıyla, hatunları tavlamayla kafayı bozmuş gitarist yol arkadaşıyla, kendinden daha güçlü bir erkek arayan kadın savaşçıyla, yalandan hassas elf karakteriyle, amazon kadınlarla güzel bir maceraya giriyor. Genelde bu tür filmlerde, "önemli olan kas gücü değil beyindir" mesajını alırız ama, galiba Danimarka'da beyin bedava. Bu arada Dan'ca film izlemek de ayrı zor geldi, sürekli birşeyleri kaçırıyormuşum hissinde altyazılarla film arasında gidip geldim. 
Filmde kaşları ve kirpiklerini beğenmedim bir tek, sanırım fur kullanmışlar, ya da hair kullanmışlarsa çok kısa kesmişler, yoluk yoluktu. Yine de Hollywood stüdyolarından çıkmış gibi esprili, pırıl pırıl, tertemiz bir işti. Darısı Türklerin başına