Tuesday, October 02, 2012

Limitless


Son zamanlarda izlediğim en akıcı, vasat, geyik ama keyifli filmlerden biriydi Limitless. Bradley Cooper, müthişti ! Robert De Niro pek güzeldi. Kızdan tam bişi anlamadım ama, neyse, güzel bir ablamızdı o da.
Filmin konusu, sümsük yazar, sevgilisinden ayrılır, parasız kalır bi de üstüne writers block yaşayıp tek kelime yazamaz bir haldeyken pisliğin teki olan eski kayınbiraderine rastlar. Adam bizimkine beyninin %100'ünü kullanmasını sağlayacak bir hap verir ve olaylar gelişir.
Ben sonuna doğru herhalde büyük bir ters köşe bizi bekliyor derken, film başladığı gibi bitti ve bize sadece iyi zaman geçirmek amacıyla çekilmiş iddasız bir film olduğunu gösterdi.
Özellikle kan içme sahnesinden sonra bende şöyle bir fikir uyandı, herşey psikolojik demekki, böyle bir saçmalık olmayacağına göre, demek ki hapın psikolojik bir etkisi var. Aslında demekki herşey insanın kendinde bitiyor. Evet böyle cümleler kurdurttu bu film bana. Alacağın olsun film.
Ama Bradley iyiydi.

Evet.

p.s. sözlükte okuduğunuz her iki entryden birinde de görebileceğiniz gibi, adderall diye bu amaçla kullanılan bir ilaç varmış. tam böyle değil de bi benzeriymiş. hukuktan bi kız varmış, finallerden önce 3 tane içmiş, sonra prof.la tartışmış, sonra dekana gidip demişki... ya allahaşkına...

No comments: