Wednesday, June 13, 2012

Drago

Tamamen ajanstaki arkadaşlarımın ittirmesiyle ve daha fazla spoiler duymama çabasıyla başlayıp ilk sezonunu bugün bitirdim Game of Thrones'un. Zaten daha diziyi izlemeden jeneriğini izlemiştim ve hastası olmuştum. Hatta jeneriğini de izlemeden önce birinin telefonunda müziğini duymuş ve ona hasta olmuştum. Derken jeneriğe ardından diziye ve en son da şu aşağıda gördüğünüz arkadaşa hasta oldum. 



Bana hiç vahşi bıdı bıdı muhabbeti yapmayın, herkes vahşi arkadaşım!!11biriki adama merdiven dayayıp tırman, o da sana hayatımın ayı desin. 

--spoiler--

Fakat ben daha uzun süre görmeyi beklerken karakter ölerek diziden ayrıldı.
Doğruyu söylemek gerekirse senaristler (daha doğrusu kitabın yazarı) kendisine acımış. Bana kalsaydı Dragoyu daha uzun bir hayat ve daha acıklı bir son bekliyordu. 


Drago, her anlamda erkeği temsil ediyordu. Kas gücüyle, yıkıma olan yatkınlığıyla, kafasının az çalışmasıyla, cesaretiyle ve kızdığı zaman gözünün dönmesiyle, kadınına ve doğacak çocuğuna duyduğu saf sevgiyle, değişimden ve bilmediği yerlerden korkmasıyla, ilkel erkeğe ait klişeleşmiş tüm özellikleri taşıyordu. 
Khalesinin gitgide gözünü iktidar hırsı ve savaş bürüyecekti ve biz 45 kiloluk bir kadının 150 kiloluk bir adamı nasıl içten içe yiyip bitirdiğini görecektik. Drago, tabii ki krala karşı girdiği savaşı kazanamayacaktı. Korktuğu yabancı diyarlarda, onuru ve gücü yavaş yavaş elinden alınacak, belki şu yeni kral olan uyuz veletin elinden, hak etmediği hazin bir şekilde ölecekti. (burada King Kong'u da örnek verebilirim)  
Kısaca bu adamı uyduruk bir kılıç darbesi (kendi deyimiyle sinek ısırığı) iltahaplanıp öldürmemeliydi.

2 comments:

Helen de Waldebere said...

yalnız erkeği erkek yapan yanındaki kadın değil midir ha? bi minik khaleesi adam etti koskoca drago'yu.

p.s. alter egom bu benim...

senaaaaa said...

tabi canım numaralar khaleside zaten, dragoda değil. ikinci sezonda göreceğim khalesiyi ejderhalarıyla