Wednesday, June 06, 2012

bunları elbette çabucak geçiyorum

mesela geç saatlere kadar ofiste çalışsan, herkesi o lanet olasıca muhitten alıp götürecek bir kocası/sevgilisi vardır. senin eve nasıl döneceğini kimse düşünmez. tehlikeli ve ıssız bir sokakta kuzu kuzu yürürsün tek başına. seni kimse merak etmez çünkü. kimse kollamaz. sahip çıkmaz. mesela zor ve kötü geçen bir günün sonunda, seni bekleyen bir kucak yoktur, içinde büzülüp sevgiyle yoğrulup kendini daha iyi hissedebileceğin..
kimse öğle yemeğini yedin mi diye arayıp kontrol etmez, sabah biraz başın ağrıyordu/ hastalamıştın/ moralin bozuktu nasıl oldun demez mesela. çok da önemli değil belki ama, vapurda uykun gelse, uyuyamazsın!! otobüste miden bulansa, başını kimsenin omzuna dayayamazsın.biraz karanlık ve karamsar bir günde, arkadaşlarını arayabilirsin tabiikide, ama güneş gibi doğmaz kimse gününe... güzel bir müziği paylaşacağın biri olmaz yanında. üşüsen, hadi bırak sarılmayı, hırkasını/ceketini verecek adam yoktur. çiçeklerle dolu ağaçların iki tarafını sardığı güzel bir yolda yürürken, birinin elini tutmak isteyebilir canın, o eller yanlarda boş boş sallanır. evet, her gece yalnız yatarsın. kötü bir rüya görsen, ya da gök gürültüsünden korksan, gözlerini daha sıkı yumup başka şeyler düşünmeye çalışırsın, çünkü seni kim sakinleştirsin. geleceğe ait planların karmakarışık ve yarım yamalaktır. yalnız mı olacaksın, ev arkadaşıyla mı. herkes ısrarla neden sevgilin olmadığını sorar, ne zaman çocuk yapacağını sorar, biyolojik saatini hatırlatır, ağzını açıp bir cevap veremezsin. davetiyelerin tek kişiliktir. kimse sadece senin gülümsemeni görmek için bir şeyler yapmaz. ara sıra şımarıklık yapacağın, saçmalıklarını çekecek biri olmaz hiç. uzun süredir dokunduğun tek canlı, bahçedeki kedilerdir. tabii ki hepsinin sevdikleri insanlarla mutlu olduklarını görmeyi istersin ama, evlenen bütün arkadaşlarınla daha da yalnız kalırsın.
herkes sana bakar ama kimse seni görmez.

No comments: