Friday, February 24, 2012

yoluma akıp giderim

bi çocukla tanışmıştım, bir kitap yazdığını ama bir türlü bitiremediğini söylemişti. kendisi çok iyi şiddet ve seks yazıyormuş ama romantik hiçbirşey yazamıyormuşmuş, çünkü romantizmde çok kötüymüş. bu konuşmadan, diğerlerinde iyi olduğunu mu çıkarmalıydım bilmiyorum. ama ben çocuğun salak olduğu sonucunu çıkarmıştım. fena bir çıkarım olmamış.
*
-bahar geldiğinde mi ben böyle olurum yoksa böyle olduğum için mi bahar?
+ne diyosun abi sen?
-ayrıca bunun seninle ne ilgisi var??!!!
+oo bakıyorum atarlandın hemen
*
şöyle bir teori var, anlık mutluluklar, hiç mutlu olmamaktan daha iyidir şeklinde. ne düşünüyorsun blog? kendimi kandırıp anlık mutluluğa mı bağlasam, büyük resmi görüp suratsız ve sıkıcı biri mi olsam? her ikisi de ayrı ayrı saçma sanki. ne olursak olalım yavşak olmayalım diyorum ben.
*
trenlerin kaldırılmasına bir üzüldüm bir üzüldüm sorma blog. hiç hak etmeyen birine gel birlikte trene binip bir yere gidelim diyecektim hatta, istasyondaydım bunu sormak için aradığımda, neyse o da kaldı. şimdi yani, atlayıp trene, eskişehire mesela, gidemeyecek miyiz? hadi tamam buraya döndükten sonra hiç yapmadım ama, yapma ihtimalim de kalmadı artık. fransızca çalışacaktım ben o trende! midemin bulanmadığı tek toplu taşıma aracıydı o! tren ya! şahane filmlerin çekildiği ya da sahnelerin geçtiği mekandan bahsediyoruz! hatıralarım var benim saygısızlar! planlarım var daha! yerine de ne ucubik bişiler koyarlar şimdi.. çok üzülüyorum blog...
*
-neydi bir arada tutan şey ikimizi?
+tutkal?
-
hayır be!
+çok ısrarcı olman?
*
bu arkasını dönmüş (muhtemelen) çizim yapan çocuğa aşığım ben. ilk gördüğüm günden beri, temizinden bi 6 yıl olmuştur aşığım. sanırım bi lombak dergisinden koparıp saklamıştım, kat izleri, bant izleri, yılların izleri derken perişan halde ve fotoğraf da inadına flu çıkmış, olsun. aşığım ben ona. yanlış anlaşılmasın tabii çizerine değil, kim bilir evli barklı birisidir al başına belayı, sadece çizimin hastasıyım.

*

No comments: