Thursday, June 30, 2011

Sweet Holiday

1 haftalık Datça tatilim başlıyor, kimi zaman çalışacağım, kimi zaman yanımdakilere gıcık olacağım, ama herşeyden önemli ve güzel olan şey şu ki; tatilde olacağım ^x^


beni özleyin anacım
baaayyy

Monday, June 27, 2011

if i don't come with you to pakistan, bro, islam is finished


i am the mujahideen
and i'm making a scene
now you's gonna feel
what the boom boom means
it's like 2pac said ;
'when i die, i am not dead'
we are the martyrs
you're just smashed tomatoes


yo adamım yo, yo !

Sunday, June 26, 2011

Dün akşam üzeri M.'ye gittim, biraz hoşbeş yemek v.s. den sonra itina ile eye linerımı sürüp ekşifeste doğru yola koyulduk. Park Ormana nasıl gidiliyodu la, soruları eşliğinde yola koyulduk, ben her zamanki gibi bilmediğim yerlerde yolumu bulma konusunda kendime çok güveniyordum, yıllar önce bir arkadaşımın verdiği bir tavsiyeye uyacaktım. Zaten gençlik(!) akın akın kompela şeklinde mekana akmasın mı... Gittik biz de, iki bira alıp bi yere oturduk, sonra biraz dolaşalım dedik, enem! Fotoğraf makinem yok! YOK! Deli oldum, moral yerlerde, yüzüm düştü, hayır öyle de dandik bişi ki, M. diyo, yenisini alırsın. Ama niye sahip çıkamadım salak gibi. Sıkıntı o. Gittik güvenliğe, böyle böyle. Güvenlikler dünyanın ennn anlayışlı, iyimser ve tatlı insanları çıkmasın mı? Verin numaranızı dediler. Bulunur o fotoğraf makinesi. Bende iyimserliğin i si yok. Bi 10 dakka sonra telefon çalmasın mı? Sena hanım, makineniz burda. Ay gelip alayım,dedim; bir arkadaşı gönderdim yanınıza, getirecek, dedi. Sevinçten M. nin boynuna atlayıp iki tur dönmece. Sonra madem fotoğraf makinemize kavuştuk neden fotoğraf çekmiyoruz temalı bir mini gezi. Elimize ha bire tutuşturulan cipsler. Biraz etrafı kesmek derken A. ile karşılaşmayayım mı? Arkadaşları geldi felan ayak üstü iki dakka sohbet. Onları da yolladıktan sonra M.F.Ö yakar gönlümü sahneye çıktı. İlk önce M. yağmur mu yağıyo dedi. Sonra benim burnuma bir damla düştü. Derken artık ciddi ciddi sağnak bırakmaya başladı. Ama bizim dünya umrumuzda değil misali, dans edip, zıplayıp ve sesimizin kısılmasını bile göze alıp ELEEE GÜNEE KARŞIIIII YAPAYALNIIIIIIZZZ BÖYLE DE OLMAAAAAĞAAZKİ şeklinde yırtınırcasına şarkı söylerkene, yağmurun gitgide şiddetlenmesi. M. nin tişörtünün suyunu sıkmamız. Benim saçlarımın nem ve yağmurla kabarıp merinos koyununa dönmesi. Yine de keyiflerin gıcır olması. MFÖ nün coşturdukça coşturması. Özkan'ın deli olduğunu düşünmemiz ve daha da bi sevmemiz. Yarabbiieeemm! diye havalra bağırırken, yağmurun hafiflemesi. Son metroya yetişelim telaşı ile konserden çıkıp, kalabalık bir güruh ile metroya dalmamız. Metroda uyuyan adamın içeri giren gürültücü kalabalıktan ürkmesi. M.'nin buna kopması. İlerde bi yerde çocukların Serkan is my girl'ü söylemeye başlamaları. Yavaştan bizim de eşlik etmemiz. Ve etrafımızdaki herkesin bi şekilde Serkan is my girl'ü söylemesi. Sonunda metrodan inmemiz. Bomboş yollarda Serkan is my girl şarkısı için özel olarak hazırladığımız dansı yapmamız. Eve giderken bakkala gidip bişiler almamız. Eve varınca sabahtan kalan makarnayı yoğurtlayıp yememiz. Benim feci yorgun ve uykulu olmam. Bir iki muhabbet edip fotoğraflara bakmamız. Ardından İstiklal marşı ve kapanış.
Ertesi sabah dükkanı erken açış. M.nin pireleri uçuşurken bi güzellik yapıp kahvaltı hazırlayış. Biber kızartış. Kahvaltıda Madagaskar Penguenlerini izleyiş. Sürüne sürüne eve dönüş. Evde bir film izleyeyim diye Sympathy for Lady Vengeance filmini açmak, filmin İspanyolca dublajlı çıkması! ve altyazısının İngilizce olması! Ev halkı tarafından 9 kere bölünen filmi, nihayet bitirebilmek. Şaftın kayması. Ve fakat filmin muazzam sahnelerinin insanı büyülemesi. Bütün akşam kitap okumaya karar veriş. Balkonu ve karpuzu şimdiden hazırlayış !

Friday, June 17, 2011

Artık özel olarak kimseyle buluşma planları yapmıycam. Görüşmem gereken ve istediğim insanlarla da bir şekilde bir yerde karşılaşıyorum zaten. bu da bana yetiyor. planlar programlar... şu gün bununla görüşsem, öbür gün berikine gıtsem, işleri araya sıkıştırmacalar. ne gerek var yahu. lazım olan pat diye çıkıyor karşına.

O çok isteyip, çok özleyip ama bir türlü fırsat bulup da buluşamadığınız kız var ya, s.ktir et onu abicim

Tuesday, June 14, 2011

artık hiçbirşeyin beni şaşırtmadığı şu sıkıcı günlerde, uzanıp kitap okuyasım var öylece

Monday, June 13, 2011

i am a good citizen


Ben vergisini ödeyen bir vatandaşım



Vatandaş iyiydi de çevresi kötüydü.

Yok öyle de değildi. Bazı şeylerin beni üzmesi ve endişelendirmesi demek sadece bana has bir durummuş. Onu görmem iyi oldu. Üstümde bir hafiflik var diyebilirim bile. O iğrenç vıcık vıcık gündemden kurtulduk diye mi bilmiyorum. Belki de herkesin mutlu ve halinden memnun olduğunu görmek bana da iyi gelmiştir. Hayır neden bu kadar rahatladım onu da bilmiyorum. Sanki yarın ilk uçakla gidiyorum burdan. Aynı ben, aynı şehir, aynı trafik, aynı ekonomi, aynı medya...vs...vs...

Thursday, June 09, 2011

and only a hero from the 90s with a bandana could save her !

Wednesday, June 08, 2011

sanki herkes güzel, herkes iyi, benden başka

burnunu pijamasının koluna silen bir insandan zaten ne beklersiniz..
herşeyin sebebi de zaten galiba benim normal olmamam.
herşeyin sebebi benim
neyse
ne kadar anlamsız di mi
tek söyleyebileceğim ben korkunç bir insanım sanırım
bencil ve aptal ve korkunç
ve herkese fazla benzemeyen
ve iyi şeyleri hak etmeyen
bütün iyi tatlı ve güzel insanlar benden uzakta mutlu olsunlar.


ölene kadar bunun içinde yaşamak istiyorum.

Tuesday, June 07, 2011

Monday, June 06, 2011

velvet pony

kimse beni mutlu etmeye çalışmazsa ben birilerini mutlu etmeye çalışırım
süpriz olur diye düşünmüştüm
mutlu olan insanlarla birlikte ben de kendimi iyi hissederim




ne hissettiğim kimin umrundaki
?
bazı şeyleri boşversem çok iyi olabilirdi, bazı şeyler ise, boşverdiğim zaman çok kötüleşti.




sonuçta ben,
dünyanın en (ama enn) güzel rüyasını görmek istiyorum
gecelerdir muhteşem bir rüya görmeyi bekliyorum
sabah uyandığımda
bu harika rüyanın etkisiyle mutluluktan sarhoş olmayı diliyorum
her sabah kalktığımda
bir şey olmuyor
ve hemen boşveriyorum.
taa ki o gece yatana kadar...

Saturday, June 04, 2011

An epic of epic epicness.


Mesela Scott Pilgrim'i izlerken zaten gülüyosun ama, daha da gülmeliyim daha da çok eğlenmeliyim, en çok eğlenmeliyim diye kasıyorsun. Çünkü az eğlenirsen, bu artık sıkıcı ve yaşlı olduğun anlamına gelebilir. :/

X-MEN : First Class

BU KADAR MI GÜZEL OLUNUR.



(Allahım, ömrüm boyunca hep bi süper gücüm olmasını beklemiştim de sonra bunu çocukça bulup yıllar evvel kendime gülmüştüm ya. Hayalcilikten çıkıp yetişkin olduğum dönemlerdi. Hah. Ben galba hala bekliyorum bişiler. Artık ne olursa. Süpergücün pazarlığını yapcak değilim burda tabii. Öyle işte. Teşekkürler. Sena)