Saturday, December 17, 2011

mutlu

aslında düşününce ben çok mutluyum lan, daha ne istiyorum ki allahımdan.
cuma akşamı mesainin bitmesini öyle sabırsızlıkla bekledim ki, 3ten beri mesai bitsin diye dakika sayıyordum resmen, sardırabileceğim herşeye ve herkese sardırıp, günün sonunda önüme konulacak kokteyli ve karşımda oturacak hilalchenı düşünüp durdum.
hilalchenla buluşunca canının mcdonaldsgibisiyoook patateslerinden çektiğini öğrendik ve mcdonaldsta olmayan herşeyi sırayla sipariş edip en son pizza mı söylesek acaba kararsızlığı içinde kuytu bir köşemize çekildik.
ilk duygu seli o anda yaşandı çünkü hilalchen internetten benim çevirdiğim kitapları almış, bana imzalatmak için hem de! hadi yazarlardan biri öldü, imzalamamı pek takmaz desek bile diğer kitabı imzalamamın etik olmayacağı düşünceleriyle, hayatımın ilk ve tek ve en kapsamlı ve en kısa imza gününü bitirmiş olduk.
ardından bana aldığı müthiş şirin kedili zamanlar ajandası nı verdi. bayaa kurcalayıp eğey eğlendikten sonra, sıra gelmişti kokteyllere..
bir klasiğim olan kokteyl vampiri performansımı da başarı ile sergiledikten sonra konuşmalar, gülüşmeler, dertleşmeler, ağlaşmalar ama en çok gülüşmeler eşliğinde kadıköy sokaklarında uzun yürüyüşler, taksiye atlayıp geceyi bitireceğimizi sanıyoruz ama daha gece bizi bitirmemiş, bir daha buluşup bir sıcak çikolata içirmeden şurdan şurdan bırakmam diyen geceyi kırmadık, biraz daha dedikodu, biraz daha kikir kikir.
bu sabah direksiyon dersinde önümde uçan kargalara karşı bile aşırı duyarlı olduğumdan ve ha bire 1e takacağım vitesi 3e taktığımdan ve günün sonunda hidayet turizm şöförleri gibi vites değiştirmemle dalga geçildikten sonra bile, bayaa bayaa kullanıyorum hacı ben bu arabayı modunda deniz otobüslerine doğru seyrettim, lodostan dolayı başının ağrımasından da mı anlamadın a kızım dercesine, lodos var seferler iptal... olsun. biz de karayolunu kullanırız, bıraksan ben şahsen kendim karayolu yolcusuyum zaten.hıh.
totoyla buluştuk, ben çıtır mantı denen kavramı sorgulamadan mideye indirirken, totom benim için, bizzat kendi elleriyle hazırladığı, tek tek fotoğraflarımı seçip oluşturduğu bir takvim hediye etti bana! üstelik şirin ötesi bir kalem ve totoya yakışacak bir kaplama modeli de ikinci hediyemdi.
duygusal anlar, tadı damakta kalan sohbetler, küçük bir alışveriş turu, yılbaşı paketleri arasında aklımızı kaybedip hiç olmazsa küçük birşey alalım!! isyanlarıyla dudak parlatıcıları ve rujlarla avuntu, sonra totonun sevgilisinin gelmesi, bir 5 dakkada çay içelim diye oturup bir saat muhabbet ve eve yine ganimetlerle sevgi yumağı olarak dönmek.
i'm telling you blog, ben mutlu bir kızım, ve bu haftasonu aksini söylersem çarpılırım...

No comments: