Thursday, December 01, 2011

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi

Tatmin edici bir son izlediğinde bütün filmin iyi olmadığını düşünenlere gelsin....


Bütün salonda bir Leyla-Mecnun beklentisi ve sürekli bunun dillendirilmesi ile film başladı.
Şimdi ben bazı şeylere çok takıyorum, bunlardan biri de devamlılık. Önemsiz, gözden kaçan devamlılık hataları olabilir mesela ama ölmüş bir kızın başının bir sağa bir sola dönüp durması benim çok canımı sıkıyor, filme özen göstermemişler gibi geliyor.
Filmlerde, hele bu tarz filmlerde farklı açıların kullanılmasını çok severim ben, valla bak, o araba sahnesinin ters açısına felan da bayıldım ama, bütün film boyunca öyle saçma planlar gördüm ki şaka gibiydi. Yani iyi bir film çekmek için tüm bildiklerimi unutmam lazım demiş sanki yönetmen, olum bu kadraj bilgisi lan temel bilgi bunları unutmamalıydın bence, ortaya yarıları kadraj dışında kalmış oyuncularla boş oda gibi sahneler çıkıyor.
Filmin Eskişehirde çekilmesi ise öyle iyi olmuş ki, cuk oturmuş, herşeyiyle filme. İyi ki İstanbulda geçmemiş film.
Sanat Yönetimi de çok başarılı çalışmış.
Aslında konu da çok iyi, hikayenin anlatımı çok sıkıntılı. Senaryoda eksikler var diyemiyorum bile senaryo delik deşik.
Misal o Kör Abi, ne kadar zorlama bir karakter olmuş, üff yani..
Her karakterin kendi içindeki dramı verilirken de iyice dağılmış ve darmadağan bir film olmuş.
Filmin afişleri müthiş ama! Hepsi birbirinden mütiş !
Filmin müzikleri çok güzeldi bu arada, Atilla Özdemiroğlu yapmış. Fakat şu opera şarkıcısının sürekli aynı parçanın aynı kısmını söylemesi?? Mesela ben televizyon izlemiyorum ya pek, sanırım tv bu tarz şeyleri yiyor. Yani bir karakter sürekli aynı şeyi yapsa da bu hiç sıkıntı olmadığı gibi karakterin kendi oyunu oluyor, seyirci bu tekrarlara gülüyor, oyuncu da oyunu pekiştiriyor. Ama sinemada iş öyle değil tabii, 2 saatlik filmde aynı espriyi 4 kez yapamazsın yoksa salondan uflar puflar yükselir.
Filmin alt metninden derin devlete gidenler olmuş onlara da bir hoouuv diyeyim buradan, alt metin çalışması yapmak çok güzeldir de bu filmin öyle bir niyeti olduğunu hiç sanmıyorum.
Küçük sayılabilecek bir salonda yarısını ancak dolduracak kadar seyirciyle seyrettik filmi. Kahkahayı geçtim de, tek bir kikirdeme bile olmadı. Çıkarken istediğini alamamış, ne izlediğini anlamamış, gülememiş, tatminsiz bir seyirci profili vardı.
Celal Tan ve ailesinin hikayesi, galiba o kadar da acıklı değildi.

No comments: