Sunday, October 16, 2011

Saçmalıklar Çağı

"... Eğlence dünyasındaysa alışveriş ve seyahat, saf potansiyel faaliyetleri olmaları, tümüyle olasılık ve vaatle dolulukları yüzünden kendi içlerinde amaca dönüşmüşlerdir. Alışveriş, bünyesinde pek çok potansiyel biçimi barındırır. Macera sarhoşluğu, arayış gizemi, kumar tehlikesi, yaratıcı çalışmanın getirdiği beklenmedik şeyler bulma şansı, dinsel inançta aşkınlık ve ön-sevişmenin şehveti, hepsi alışverişte mevcuttur. Herkesin alışveirş sevmesine şaşmamak gerek. Üstelik potansiyel heyecanı satın alma eyleminin sonrasına da uzatılabilir.
Birkaç yıl önce, Nick Bailey adlı on yedi yaşındaki bir delikanlı yeni aldığı Wii oyun sistemine öyle aşk duymuştu ki ambalajını açışını filme çekti ve yaşamı baştan aşağı değiştiren bu tür deneyimlerde yapılması gerektiği gibi, filmi YouTube'a yükledi. Ama kim bir ergenin yeni aldığı zımbırtısının paketini açışını seyretmek isterdi ki? Daha ilk haftasında 71.000 kişi söz konusu filmi izledi. Çok geçmeden sadece paket açma heyecanına adanmış bir çok web sitesi kuruldu. Ve böylece esas malın iki adım ilerisinde yepyeni bir alışveriş deneyimi ortaya çıktı.
Burada bahsettiğim vaka, alışveriş zevkinin malın gerçekliği ve kullanılırlığından kopuş eğilimine dair aşırı uç bir örnekti. Alışveriş artık arzu tatmininden çok arzunun kendi heyecanıyla ilgili ve bu heyecanın sürekli yenilenmesi gerekiyor. Alışverişin verdiği tatmin gittikçe azalıyor. Potansiyel daima sınırsız, ama alınan, seçilen şey daima sınırlıdır. Potansiyel bağımlısı için her orgazm, bir anti-orgazmdır. Sihirli tılsımın dünyeviliği ortaya çıkar ve aşka gelmiş alışverişçi bildik hüsran kaynağı kendisine geri döner. Müthiş şık giysiler çoğu zaman hiç giyilmez, muazzam zımbırtı hiç kullanılmaz, büyüleyici kitap asla okunmaz ve harika CD hiç çalınmaz...
Benim kişisel dürtüm, gizli ezoterik bilgiler edinme ve coşkuyu gizlice taşıma umuduyla kitap ve CD satın almak. Ama raflarım hiç çalmadığım CD'lerle dolu (hiçbiri ambalajında değil çünkü naylonu yırtmak, potansiyelin, önsevişmenin bir parçası). Ayrıca bir kereden fazla çalmadığım bir sürü CD var. Müzik hoparlörlerden yayılmaya başladığı anda CD büyülü haresini yitiriyor ve diğer CDlerden birine dönüşüyor. Kitaplarsa daha ucuz ve okumaları daha uzun olduğundan, elimdeki okunmamış kitap sayısı gittikçe artıyor. Yani kitap potansiyel pırıltısını altı hafta kadar koruyor ve ardından olası bir gizli irfan taşıyıcısından, bir külfete, bir serzenişe, bir utanç ve sıkıntı kaynağına dönüşüyor.
Gereksiz alışverişe getirilen çözümlerden biri, Koleksiyon diyerek meşrulaştırmaktır. Haliyle her türden koleksiyon hiç şaşırtmadan artış göstermektedir. Saplantılı CD ve kitap alıcısı için daha iyisi bile mümkündür: Bu şeyleri satın almak alışveriş değil "bir kütüphane oluşturmaktır".

Yazan: Michael Foley
Çeviren: Sadece çevirmen olarak kalmasını istediğimiz Algan Sezgintüredi
Beğeniyle okuyan ve tavsiye eden: Bendeniz

p.s. copy paste değil alın teri

No comments: