Wednesday, February 16, 2011

- bir gün kendime ait bir evim olursa, en azından bir odasının bir duvarını kendime ayırırım. oraya yazarım, çizerim, yapıştırırım, sökerim. bu kadarcık şeyi çok görmeyin bana.

- çocuk sesi kaydetmem gerekiyor. 1 cümle söyleyecekler sadece. 3-4 çocuk hep birlikte bir cümle söyleyecekler, bu kadar. şimdi çocuk bulmak lazım. çocuk nerden bulunur allahaşkına? sokakta mı? nerde çocuk bulabilirim? hah. kuzenimin anaokuluna gitmeyi planlıyorum. alt tarafı bir cümle söyliycek çocuklar ben de bunu dandik bi kamerayla kaydedicem. ha evet, kayıt cihazım da yok. o kadar dandik ve basit ve 5 dakika bile sürmeyecek bi işlem ki. neden bana çocukların seslerini sihirli bir kutuya kaydedip onları sessiz bırakacak kötü bir cadıymışım gibi davranıyorlar? yine de cadı olmayı tercih ederdim tabii. tırnaklarım da hazır uzunken. ve bu kadar kemerli bir burnum varken. ve hatta ve hatta neyse bunu söylemiyim çok saçma.

- fazla muhabbetimin olmadığı biri, yaşlandım yaa galba diye espriler yaparak elindeki kağıtta yazanları okuttu. gülüştük. belki de bana uyuz olmuyodur, diye düşünmeye başladım. ama biliyorum aslında bütün dünya bana uyuz oluyor.

- "saçlarının arasından kulağın çıktı, bir elf prensesi gibi", diyince, tek istediğim şey kulağımın ucunun sihirli bir şekilde sivrilmesi oldu. hiç konuşmadan ona bakıcaktım, hafifçe gülümseyerek. o da büyülenmiş gibi kulağıma ve bana bakıcaktı. sonra bu sırrı sonsuza dek paylaşıcaktık felan. ama olmadı böyle bir şey. ben de onun yerine biraz utanık biraz ebleh gülümsedim. sonra saçların arasından çıkmış bir kulak çizmeye çalıştım. o da olmadı galba. daha çok tüylü bir yaratığa benzedi. ona göstermek istedim. o da olmadı. arkadaşıyla buluşucakmış. sütlaç yedim. bol tarçınlı. ntv bilim dergisi okudum. bir dergide çalışmanın nasıl süper ve heyecanlı ve eğlenceli ve hareketli ve iyi iş arkadaşlarıyla neşeli harika muhteşem bir iş olabileceğini düşündüm. sonra da uyudum.

No comments: