Thursday, November 25, 2010

ürkünç susie ve sorunlu çocuklar için 13 trajik öykü






Anneniz size bu hikayeleri asla anlatmadı
Sizi korkutmak istemedi çünkü
Ama altıkırkbeş sizin anneniz değil.
...

Tuesday, November 23, 2010

mor hırkalı kız vs trençkotlu kız

Büyüdüm. böyle bir şey var. bazı şeyler için büyüdüm.
Bugün öğlen yemeğinde yapımcım üst katındaki üniversite öğrencisi gençlerden bahsediyordu. Sabaha kadar gitar çalan yakışıklı çocuklar düşün blog... İlk önerim iki bira kapıp tanışmaya gitmesi oldu. Ama sonra düşününce, resmen büyüğüz biz ya!!! 0.O Bu değil artık hedef kitlemiz, bu yaş grubu için büyüdük. Öbürlerine bi bakalım, 30 olduk artık meh meh yapan tipler. Gömlekli/göbekli iş adamı pozisyonları. Evlenelim de çarşamba akşamları halı saha maçına gidelim ve çok komik olmayan şeylere gülelim. Koltuk takımımız olsun. Sigortamız yatsın. Hağğyııırrr.
Beni bıraksan trençkot yerine hırka giyerim. Yapcak bişey yok. Uzun saç, bilekte deri, sabaha kadar geyik yapabilme yeteneği, yaklaşan finaller ve o serserilik. Bir erkekte bundan daha çekici birşey olamaz sanki.
Arkadaşında kalmalar, konserlere gitmeler, hesapsız yaşanan hayat, sınırsız geyik, boş bira kutuları, dostluklar, karışık saçlar, dolu dolu kahkahalar, aşık olmak= olabilecek en yanlış kişiye, ödünç kıyafetler, dertleşmek, sabahlamak, yeni müzikler keşfetmek. Belki de bi devlet kurumunda çalışmaya başladıkça, ailemle yaşamaya başladıkça, bütün arkadaşlar evlenmeye başladıkça, çevremdeki insan profili hızla değişirken, o üniversite öğrencilerine çok özendim, eski yaşam tarzımı daha çok özledim. Ama bunun için de büyüdüm. Sürekli eskiyi özleyen gıcık bir insan olmak da istemiyorum. Anlıyorum ki büyüyorum. Yaşım ilerliyor yani, çevrem değişiyor. Ama insanların göremediği şey, aslında hiç büyümüyorum. Kafa aynı, kalp aynı. Beyin farklı çalışıyor bazen, ama o da yer arıyor özüne dönmek için.

Bu iyi bir şey mi bilmiyorum, değişime ayak uydurmak mı gerekir, içindekileri korumak mı gerekir.

yazarken bu çalıyordu: http://fizy.com/#q/mevsimler+ge%C3%A7erken

sonunda kapıyı kapatıp gitmesi hoşuma gidiyor. bitirmiş gibi

Sunday, November 21, 2010

-onu oraya yapıştıramazsın
-neden ya
-yapıştıramazsın işte
- allallaaa nedenmiş?
-ya-pış-tı-ra-maz-sın
- yapıştırırım!
- yapıştıramazsın aaaa
- yapıştırdım bile bakın pıt (yapıştırıyorum)
- çıkar onu ordan
- çıkarmıycam
- çıkart!
- hayır!
- Çıkart dedim!!!
- ama...
- çıkaRT ONU RDANNNHÖÖÖÖRÖÖÖÖRÖÖÖRÖÖLÖÖÖ
- pıt(çıkartıyorum)
- (uzaklaşırken) hayır yapıştıramazsın çünkü, olmazki efendim, onu oraya yapıştıramazsın. çık çık çık
-pıt(geri yapıştırıyorum) heheheheee

bak sadece






çünkü
herşey
boş
mutluluk
diye
birşey
yok






9 günlük bayram tatili nasıl yenir adlı panelimize hepiniz davetlisiniz

örnek soru çözümlü, konu anlatımlı

ağlamıyorum gözüme bişey kaçtı...

Saturday, November 20, 2010

allahım...

allah’ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
yardımın gerekiyor kadıköy’deyim stop.

allah’ım kaderim bu sentimental ambargo:
alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

allah’ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
“deplasmandır bu dünya” diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

allah’ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, allah’ım bizler senin
falsolu kullarınız, n’olur bizden razı ol.

murat menteş

Friday, November 19, 2010

from fashion hitler with love!

iyi niyet budalası olduğumu biliyordum ama birilerinin de bana dersimi vermesi gerekiyordu blog.

öncelikle her konuştuğumuzda beni üzen, hala canımı acıtan, burnu havada, kulakları tıkalı, sabit fikirli, duvarlarının arkasına saklanmış korkak biri için dilin çok ama çok uzun!


and now, i really really wish that you meet a girl who will burn your soul like you did to mine, who will misunderstand and judge you like you did to me, who will break your heart into tiny tiny pieces like you did to mine, who will NEVER try to understand or cheerp you up like you NEVER did to me, i really would like to see you with a normal girl, with an ordinary girl mind, just to see you suffer and i would have a sip from my drink and that would be my moment.

A few days ago all i wanted was to finish this nonsense seperation, stop the war and go home.
But war is not over, and honey, i can fight the hell out of you...



and for all the things you are going to say; in advance; shut the fuck up!

Thursday, November 18, 2010

BİRİSİ BENİM İÇİN BİRŞEY YAPMAK İSTİYORSA BENİ TWİST YAPMAYA GÖTÜRSÜN!




olmadı zenci cazcıya götürsün, neşeli bişiler çalan neşeli bi adamsa, o da olur sanırım

Sunday, November 14, 2010

i am just stardust

Before Sunrise'da söylüyodu ya kadın bunu. Böyle şeyler gerçek hayatta olmaz'ı sıyırıp kalbime dokunan bir film olmuştu.
Söylesene blog, yıllarca trenlerde seyahat eden o sırt çantalı üniversite öğrencisi ben miydim?
Geceleri sokaklarda yalnız başına yürümeyi seven o cesur kız ben miydim?
Yağmurun altında sırılsıklam olan, yüzünden sulan akarken gülümseyen o hayalci ben miydim?
Almanyayı çok özlüyorum.
Geçen yıl Almanya'da çılgın atan o kız ben miydim?
O parti kızı ben miydim?
Avrupayı gezen o özgür kız ben miydim?


So, i understand that i am just stardust. It is just incredible to see how much it made me shine...

Saturday, November 06, 2010

too many memories to deal with...

gittiğim her yere onunla daha önce gelmişim; yaptığım herşeyi onunla daha önce de yapmışım; şehrin her semtinde, her sokağında bir anımız var; tatillerim, fotoğraf albümlerim, not defterlerim onunla dolu; mutlu, komik ya da saçma anılarımın hepsinde var.
eternal sunshineda olduğu gibi onu hafızamdan sildiremeyeceksem eğer, uzun bir süre acı çekeceğim demektir.




belki de sen, tatlı ve iyi biri olmak yerine, kötü kalpli korkunç biri olsaydın,
belki de beni aldatsaydın,
üzüp ağlatsaydın
senden nefret etseydim
ve beni yalnız bıraksaydın
çok daha kolay olurdu
unutmak ve yeni bir hayata başlamak

görsel
























Friday, November 05, 2010

i am no superman

Kanaldaki sanat yönetmeninin sen burda başkasın, dışarda başkasın, süpermen gibisin demesi.
Benim de o esnada gözlüklü olmam.
Bu fikrin kafama yatması, hatta sevindirmesi, bi anda hırkayı açıp içinden S harfiyle fırlayacak gücü bulmam.
Demekki çok süperim, içimde böyle bi süpermen saklı, insanlar bunu görüyo hatta diye gaza gelecekken,
Yani çift kişilikli bi şizofren gibisin, insanların algılarıyla oynama demesi.
*

Başkası olma kendin ol, böyle çok daha kerizsin
*
Bişey diycem,
Bugün remember remember yazmayın lan
Allahın adını verdim bak
Yazmayın!
Römömbör römömbör föft öf növömbör öööğğ
*
Bişey daha diycem
İnsanların sana saygı duymasını istiyosan, olabildiğine katı ve mesafeli olucaksın
Buzdolabı olucaksın
Bey/ Hanım olucaksın
Kötü olucaksın

Bağırıp çağırıcaksın
Ya da benim gibi olucaksın
Miy miy miy
Bi internet sitesi için aylarca bekliyceksin felan
Seçim senin
Bence beni seçme
*
Seni seçtim Pihaçuuuu
Öfff
Bu da bayatladı sanki
*
Bazen günü kurtarıyorum gibi görünüyorum
Bazen çok yaratıcı gibi görünüyorum
Bazen iyi fikirlerim varmış gibi görünüyorum ama
Aslında hala tatmin olamıyorum.
Birşey daha var söylenecek
Onu ben söylemiycem ama
http://fizy.com/#s/1319p7
I know, I am no superman

Monday, November 01, 2010

çık lan kültürümden

Cuma günü tatil olunca ne güzel oldu di mi böyle 3 gün tatil. Şahane oldu di mi? Güzel oldu di mi? Nah güzel oldu! Ben cuma çalıştım lan! Ama çok çalışmadım neyse, biraz çalıştım. Sonra Justingillere gittim xbox almışlar, artık 1 numaralı arkadaşım onlar. Orda limbo diye bi oyun oynadık. Daha doğrusu onlar oynadı ben üzüldüm. Bu limbonun altından dans edilerek geçilen çubukla alakası yok. Yavrum nası pıt pıt yürüyo, suda yüzemiyo boğuluyo ölüyo, uff ya. Daha çok küçük o niye böyle kötü şeylerle karşılaşmak zorunda, ayrıca da örümceği geçince ne oluyo? Ya sen nasıl bi psikopatsın Playdead Studios.
Cumartesi günü sabah kalkıp spor yaptım, fit olmak için katlandığım adam nazi subayının günümüze uyarlanmış hali.
Cumartesi akşamıysa evlere şenlikti. Cizelin facebooktan tanıştığı Acayipademler grubunun konserine gittik. Konser hem pahalıydı, hem albümüzü dağıtacağız lafı albümü satmaya döndü, hem ses sistemi kötüydü (Maskta oldu, evet senin de adını duyduğun ama hiç gitmediğin yer, bütün grubumuz istisnasız duydum ama gitmedim diyodu) 10 kişi toplandık ama herkes Cizelin hatırına gelmiş, şarkıları bilen yok. Neyse biz herşeye rağmen çok eğlendik. House Cafede rokalı, fıstıklı, lorlu pizza yedik, Erzincan tulumunun daha çok yakışacağına karar verdik. Güzel bi akşam geçirdik.
Eve gece 3 gibi döndüm, sabah 7 de uyanıp tekrar Beşiktaşa geçtim. Bu sefer, bir stop motion denemesi için, kanaldan dünya tatlısı bir sanat yönetmeni ve sağlam bir fotoğraf makinesi olan bir ışıkçı ile bir araya geldim. Taksim'de bomba patlamış haberi ile üzüldüm. Bunu duyunca beni düşünüp arayan biri var diye sevindim ^x^
Pazar gecesi Halloween'di. Ulan resmen geçen yıl Halloween partisine gittik ya. Çok acayip, tanıdığın ciddi, normal insanlar akşam Harry Potter ya da King Kong olmuş. Sokaklarda pelerinli vampirler geziyo.Metroda hemşireler, trende hippiler, durakta rahipler bekliyo felan. Böyle saçmalamanın serbest olduğu bir akşam. Bence süper! Dedim ben bunu kendi kültürüme alayım. Aman siz almayın! Halloweenı sevmek ayıp sayılıyo sanırım çünkü bugün yapımcıma ; Dün de Cadılar Bayramıydı dedim. Bana ters ters bakarak haftaya da Kurban Bayramı dedi. Bilmiyorum blog, sanırım sevdiğim herşeyi kişisel kültürüme alacak kadar hain biriyim. Ya da gönlü geniş mi desek ehehe . Eğlenceli olması benim için yeterli!

Kurban bayramı demişken de, hala hiçbir planım yok. Üzücü, bak planım yok diye kültürümden çıkarmıyorum yine de. Gene iyisin hadi. Hadi bitsin bu yazı. Hadi. Haydi Liliililili... kültürümden çık!