Saturday, September 25, 2010

yes, it is true

allam şu cumartesi gecesini evde geçiren tek insan benim sanki.
herkes dışarda, herkes çok eğleniyor, herkes rahatçana sevişiyor, herkes pek bi neşeli
msni açtım iki insan görürüm diye, online kişi sayısı 0, yazıyla sıfır. zero. 112 kişiden kimse yok. o sinirle bi liste temizleme işlemine giriştim. 92 kişi kaldı. offf. bir insan evladı yok mu lan evinde oturan. içimde bir hüzün. billi holiday dinledim bir iki tane. onu kapattım. yazmam gereken metni açtım. baktıım baktıııım. küçük bir küfür edip facebooku açtım. yok. gtalk. ı-ıh. ya her zaman konuşmaya çalışan denyo çocuklar bile yok olum nerdesiniz laağğn?? tarkanın şarkısını açıp üstüste 4 kere çaldım, kendi kendime dans ettim.sanki etrafım insan doluymuş gibi. hopladım zıpladım. biraz eğlenir gibi oldum. ezan okundu. kapatıp oturdum geri. bi germanistik party olsa da gitsek la diye arkadaşa mesaj attım. sadece gülen surat göndermiş. iyicene. allahım duy sesimi.

Friday, September 24, 2010

bence en güzel yerin


gözlerin aaah gözleriin, göööözleriiin, nırınırınım nım nım nım

Sunday, September 19, 2010

Saturday, September 18, 2010

now, isn't that cute

"yeni işinden kazandığı ilk parayla kendine iki şişe passiflora aldı."

Thursday, September 16, 2010

HAYAT KİTABI


"...Bir arslan peşinde, öyleyse başka zaman yumurtlarsın ya da ergenliğe başka gün girersin. Büyümeyi bırak, hatta yemeğini dahi sindirme, antikorlarını bu akşam yaparsın, eğer o zamana kadar sağ kalırsan. Elzem olmayan sistemleri kapat. Tabii mesele şu ki, kafamızda otuz yıl sonra olacak veya asla olmayacak birşeyi canlandırırız. Ve tamamen aynı stres tepkisi devreye sokulur. İşin özü şu: stres tepkisini üç dakikalığına harekete geçirip hayatını kurtarmak için koşarsan, stres harikadır. Ama stresi psikolojik sebeplerle kronik olarak devreye sokarsan, vücudun aynı tepkileri verir, hastalanma ihtimalini arttırırsın..."

yukarıdaki kısım stresli şempanzeler bölümündendi.

Sunday, September 12, 2010

istemeye istemeye açtı telefonunu.
artık konuşacak birşeyimiz kalmadı dedi kendi kendine.
telefonlardaki uzun sessizlikler sinirlerini bozuyordu.
telefon çalmaya devam ediyordu.
açtı.

seni görmek istiyorum diyordu.
kız istemiyordu.
son buluşmalarında öyle sıkılmıştı ki zaten en son ne zaman birlikte eğlendiklerini hatırlamıyordu.
suç kendindeydi aslında,
hayatı allak bullaktı, problemlerini çözemiyor, olayları kontrol edemiyordu. sevdiği insanları birer birer kırmıştı. sevdiği adamı da. onu daha fazla kırmasa iyi olacaktı. zaten paylaşımları azalmıştı. kendi sorunlarının üzerine bir de tatsız bir ilişki eklemek istemiyordu.
tamam, dedi geleceğim
bu işi bitireceğim, diye düşündü.

*

yağmur yağmıştı, yerler ıslaktı
hava serin ve rüzgarlıydı
onu uzaktan gördüğünde gözlerine inanamadı.
elinde dev bir balon demeti taşıyordu.
yaklaşırken suratındaki büyük gülümsemeyi de gördü.
ne içindi bu balonlar?
şaşkınlıktan onu öpmedi bile.
çocuk balonları sıkı sıkı tutmuş gözlerinin içine bakıyordu.
merak etme, dedi.
ona kağıt parçaları ve bir kalem uzattı
bunlara seni üzen şeyleri ve dertlerini yaz, dedi.
kız balolnara baktı
bu kadar fazla problemim olduğunu mu düşünüyorsun, diye sordu.
çocuk güldü
küçük şeyleri de yazarsın dedi, selülitlerin gibi
benim selilütüm yok! diye bağırıp çantasıyla vurdu çocuğa
neredeyse balonlar elinden uçacaktı, ama çocuk başarmıştı
kız gülümsüyordu
bir kafeye gidip balonları bir sandalyeye bağladılar
oturup dikkatlice tüm problemlerini yazdılar kağıtlara
sonra da balonların uçlarına bağladılar kağıtlar
dışarı çıkıp balonları havaya bırakırlarken el ele tutuşuyorlardı
ve güneş açmıştı

*

Saturday, September 11, 2010

renkli hayat...

hayatımdaki en renkli aktivite oje sürmek, gerisini sen düşün artık...

Friday, September 10, 2010

and i really really wished that

Bir sonraki ramazana kadar evlenmek istiyorum...

üstelik kış düğünlerini daha romantik buluyorum, karlar altında felan olur olur, şahane olur. zannedersem tek eksiğim bir koca bulmak.




kendime not: bu terbiyesizlikle zor sena hanım

Sunday, September 05, 2010

Yahşi Batı

Aslında konu felan iyi gibi görünüyor ama yine de Cem Yılmaz'ın içinde "göt, sik, kıç, lan" geçmeyen üstüste iki repliğinin olmaması filmin seviyesini belirlemek için yeterli.
Yine de eğlenceli bir film bir de feci kola istetiyor.


The Book Of Eli ya da Elinin Körü!

Şahene görüntüler eşiliğinde başlayan filmde Eli bi kitap taşıyo felan, ulan dedim, sakın bu kitap incil olmasın, öyle dediler. Filmin başında daha ha, ağzını gözünü kırıcam artık bunların! Sonunda bi iki oyunu var başka da bi numarası yok. Vatikan sponsorluğunda çekilmiş gibi, uff. Sadece şu post-apocaliptik havası için izlenebilir.
Bi de Hollywood kafası ne ilginç di mi, dünya bitmiş, mahvolmuş, her şey çöp, ama ipodlar duruyo felan. Dünya bitti lan ne ipodu ne diyon? Yok, o durur. Elinin körü!

Hot Tub Time Machine


Daha çok televizyon filmi tadında, fakat meme göründüğü için televizyon filmi olamayacak, "80ler ne biçimdi abi" geyiğinden bıkmamış kişilerce, özellikle kalabalık arkadaş gruplarıyla izleniri olan, soundtrackiyle dans ettiren neşeli film.

-----
-what colour is michael jackson?
-black?!
-aaaaaaaaaaaaaaa
-----



snoogle!

Friday, September 03, 2010

fuck it all

"ben sana mecburum, bilemezsin" den "benim sana ihtiyacım yok"a geliş sürecine
tüm ilişkilere
tüm aşıklara
tüm sevgi böcüklerine
tüm erkeklere
tüm kadınlara
hepsine koca bir orta parmak gösterip
siktir olup gitmek istiyorum


ben bu oyunu oynayamıyorum
önümüzdeki ramazana kadar da evlenemiyorum, yani iftar davetleri go on...
zaten hotmailim açılmıyor, maillerimi okuyamıyorum
ve dün gece yatarken kendi kendimin saçını okşadığımı fark ettim ki ağlasam mı gülsem mi
referandumdan evetten, hayırdan
ramazandan, iftardan, sahurdan
topunuzdan, hepinizden, herşeyden
tatile gidemedim
işten paramı alamadım
şu güzel havalarda yapacak birşey bulamadım
ama en çok da
en en çok da kendimden bıktım

fuck you all
fuck it all
i'm going home

Wednesday, September 01, 2010

şunu ben çizemedim ya, kahrediyorum bütün stabilolarıma...

dinimiz amin


Allahım işallah seneye ramazan gelene kadar evlenmiş olurum. Amin.
Amin Amin Amin
.