Friday, August 27, 2010

yanlış anlama


- Merhaba
- Merhaba
- Aynı otobüsteydik de
- Evet?
- Şey, yanlış anlamayın, ben Murat
- Yanlış anlamadım, Murat kolay bir isim
- Sizin adınız ne?
- Size ne?
- Yok yanlış anlamayın
- Yanlış anlamadım
- Aynı otobüsteydik ya
- Evet
- Aynı yere doğru yürüyoruz
- Yani?
- Kötü bir niyetim yok
- Kötü bir niyet mi?
- Yanlış anladınız ama beni
- Ben sizi hiç anlamadım ki...



Wednesday, August 25, 2010

Yeni Gözdemi Açıklıyorum;

Andreas Wilson

Siz onu Ondskan filmindeki Erik Ponti olarak da bilirsiniz.



1981 doğumlu


dilini anlamadığımız korkunç İskandinav ülkelerinde doğmuş.


Boyu: 170

Yakışıklılığı: Ölümcül

Stokholm'de yaşama sebebi olacak kadar iyi.





rica ederim kızlar, aslında you don't have to be that good looking serisi başlatmayı düşünüyorum. Sizlerden gelen isimleri de değerlendireceğim tabii ki
Maksat gözler gönüller açılsın

Tuesday, August 24, 2010

hepsini bilene ödül !


hepsini bilene bişi göndericem, daha ne olduğuna karar vermedim ama kendi yaptığım bişey de olabilir. bilemiyorum. kötü birşey olmaz yani merak etmeyin. hadi beyinleri çalıştırım! akşama kontrol ederim :D

Sunday, August 22, 2010

çalıştığım yerden sorun

varlığından bugün gelen bir maille haberdar olduğum formspring sayfam;
http://www.formspring.me/senaaaa

Sunshine

Danny Boyle deyince şöyle bir duranlardansanız, Sunshine'ı da hemen izlemek isteyeceksiniz tabii.
Film için tam anlamıyla kötü diyemem ama iyi demem de mümkün değil.
Tabii bu sıcak yaz günlerinde de çok izlenecek bir film değil. Onlar güneşe yaklaştıkça gittikçe ısınan laptop sayesin de ben de bayaa terledim.

Bazı çekimleri çok hoşuma gitti, atmosferin içine girmemizi kolaylaştırmıştı fakat bazı genel planlar çok gereksiz yere uzatılmış ve benim gibi laptopundan film izleyen bir zavallı için görsel bir şölene dönüşemeden forward tuşuna yönlendirdi.
Öncelikle İkarus 2 harika bir gemisin sen yavrum! Öleceksiniz diyo, gemiye gel. Hangi mühendis gemiye böyle bir ses kaydetti. Bu geminin nasıl bir ses-duruma uygun cevap verme hafızası var. Çok üzgünüm ama öleceksiniz. Ulan seni programlayan mühendisin ben...
Bir de biz daha karakterlere alışamadan bunlar birer ikişer ölmeye başladılar. Daha benim için birşey ifade etmedin bile lan nereye gidiyorsun?
Peki o yangın kaçağı nerden çıktı, 2 dakka bi göründü, tamam abi gerilimimi yaşattım, görevimi yaptım, ben kaçıyim artık der gibi.
Filmde izlemeyi en çok istediğim oyuncuların da filmin başında ölmesi iyice gıcık etti beni.


Event Horizon'un eline su dökemez bu bir gerçek ama müzikleri çok güzeldi.
Bi de İkarus 1'in yardım sinyali ile bitmesi...

Grown Ups / Büyükler



Grown Ups'ı izlemek yerine küçük kuzeninizin sünnet düğünü ya da teyze kızınızın nişan videosu izlemek daha iyi bir tercih olur, en azından daha fazla eğlenirsiniz. Film de oyuncuların kendi aralarında eğlenmelerini konu alan bir aile videosu gibi, sizi dışlayan bir aile videosu tabii. Bu film bu kadroya rağmen, nasıl bu kadar sıkıcı olabilmiş? Neden izleyenler için hiçbirşey ifade etmiyor?Amerikalılar neden bu kadar zengin? Zengin olunca şımarıklık, obezlik ve aptallık doğuştan on mu geliyor? Hiç amaçlamadığın soruları sordurmayı başarıyorsun Grown Ups. Onun dışında zaman kaybısın, durağansın, sıkıcısın, salaksın.

Friday, August 20, 2010

Sustu Haykıran Şehir Dolmuşlar Havalandı

Ne olsa dünyamız daha yaşanılır bir yer olurdu bilmek ister misin a okur?
Bütün minibüs şöförleri minibüsleriyle birlikte uzay boşluğunda kaybolsalar! İşte o zaman dünyamız çiçek gibi olurdu, mis gibi olurdu, pırıl pırıl olurdu.
O kadar söylüyorum.
take a deep breath and repeat after me
we are women
we are human
we don't have to be beautiful
we are organic creatures
we can't look young forever
and we don't have to

Thursday, August 19, 2010

friendship


Sanki herkes çoktan birlikte takılacağı en iyi arkadaşını bulmuş ve ben çok geç kalmışım gibi...

Saturday, August 14, 2010

the masks

You Know I'm Bad, I'm Bad

**
-Gözlerinin gerçek rengi mavi mi?
-Hayır lens aslında, ama doğal durmuş di mi?
-Hayır
**
-Bana cvni anlatsana okumakla uğraşmıyim, zaten çok uzun sürmeyecek.
**
-Yaa bu elbiseden de göbişim çıktı biraz
- Evet göbeğin çıkmış
**
bence böyle birşeyi yapın, bugünlerde sizi sinirlendiren insanları, hak edenleri tek tek belirleyin. ve kötü olun. bir gün kötülük gününüz olsun. cidden bak çok iyi gelicek.
**
resmi büyütmek için tık tık
**
who's bad?

Wednesday, August 11, 2010

sinerji


Bugün aslında basit bir fikir dahilinde, kanaldaki sunucularımızı toplayıp küçük bir fotoğraf çekimi ayarladım. ayarladığım bir kaç şey daha var tabii. bana sunuculardan bir tanesi: sen yeni geldin ama çok güzel bir sinerji yarattın burda deyince ben bir sevin bir sevin, pırıl pırıl ol iki dakkada. eheh. çok azcık övülmüş oldum ama övgünün hacminin 10 katı sevindim.

Monday, August 09, 2010

sinir sahibi oldum valla

temsili foto: o köpekbalığı benim!


bugünlerde (ve adet dönemimi göz önünde bulundurursak cumaya kadar her gün) inanılmaz bir sinir var üstümde. herşey bana nasıl batıyor. insanlar beni nasıl sinirlendiriyor. otobüste hanzonun birine kızıyorum, vapura binicem hala o tahta parçalarının üzerine yürüdüğümüze kızıyorum, kanala gidiyorum saçmasapan işleyişlere kızıyorum, paramı alamıyorum, ona buna kızıyorum, çok predictable diye sevgilime kızıyorum, babama artık sadece var diye kızıyorum, kısacası kızıyorum allah kızıyorum..hani böyle iki söylenip geçmek değil, gücüm yetse parçalıycam milleti. kafalarını tırtıklı duvarlara sürtücem. gözlerini kaşıklarla oyucam, nefretimi kusmak istiyorum, içimde patlıyor her seferinde sonra daha da fazla kızgınlığım artıyor. hayalimde yapmadığım dövüş taktiği, saymadığım laf yok. sonra da ona buna haddini ancak hayalimde bildiriyorum ulan böyle eziklik olmaz olsun diye kendime kızıyorum.
belki enerjimi boşaltmam gerekiyor, kendimi biryere kanalize etmem gerekiyor, onu da yapamıyorum. pek boş vaktim olmuyor ama işin daha doğrusu ne yapacağımı bilmiyorum. birşey olsun, birikmiş enerjimi alsın istiyorum. nasıl bir spordur, neydir artık, koşmak bana pek yavan gelir, sadece derse otobüse koşarım, havuz olayına çok hevesliydim, enfeksyon kapanların hikayeleriyle benim hassas gözlerimi birleştirince vazgeçtim. zaten ramazan geliyor, bize 20 kişilik gruplar halinde misafirler gelicek, ben kendimi odama kapatıp jiletlemek istiycem ama yorgunluktan onu bile yapamıycam derken işte bak gene elim ayağım titremeye başladı vallahi!
derin bir nefes aldım
tamam
sakinim
sevmiyorum da bu halimi. kendi kendim de sinirime dokunuyorum. huzursuz olmak istemiyorum. beni şu kısır döngüden çıkarıp alacak, neşeli bir aktivite sunacak, ya da bizzat kendisi neşeli aktivite yerine geçecek ilk kişiye bişi ısmarlıycam lan! hadi olum, bişey yapalım, bişey önerin. öyle çay felan değil, magnum alıyorum. bira patates yapıyorum. yoksa hayalimde öyle bir benzetirim ki seni, ağlatana kadar laf sokarım, kendini şaşırırsın.

hamburger alıcam lan, hadi