Sunday, September 12, 2010

istemeye istemeye açtı telefonunu.
artık konuşacak birşeyimiz kalmadı dedi kendi kendine.
telefonlardaki uzun sessizlikler sinirlerini bozuyordu.
telefon çalmaya devam ediyordu.
açtı.

seni görmek istiyorum diyordu.
kız istemiyordu.
son buluşmalarında öyle sıkılmıştı ki zaten en son ne zaman birlikte eğlendiklerini hatırlamıyordu.
suç kendindeydi aslında,
hayatı allak bullaktı, problemlerini çözemiyor, olayları kontrol edemiyordu. sevdiği insanları birer birer kırmıştı. sevdiği adamı da. onu daha fazla kırmasa iyi olacaktı. zaten paylaşımları azalmıştı. kendi sorunlarının üzerine bir de tatsız bir ilişki eklemek istemiyordu.
tamam, dedi geleceğim
bu işi bitireceğim, diye düşündü.

*

yağmur yağmıştı, yerler ıslaktı
hava serin ve rüzgarlıydı
onu uzaktan gördüğünde gözlerine inanamadı.
elinde dev bir balon demeti taşıyordu.
yaklaşırken suratındaki büyük gülümsemeyi de gördü.
ne içindi bu balonlar?
şaşkınlıktan onu öpmedi bile.
çocuk balonları sıkı sıkı tutmuş gözlerinin içine bakıyordu.
merak etme, dedi.
ona kağıt parçaları ve bir kalem uzattı
bunlara seni üzen şeyleri ve dertlerini yaz, dedi.
kız balolnara baktı
bu kadar fazla problemim olduğunu mu düşünüyorsun, diye sordu.
çocuk güldü
küçük şeyleri de yazarsın dedi, selülitlerin gibi
benim selilütüm yok! diye bağırıp çantasıyla vurdu çocuğa
neredeyse balonlar elinden uçacaktı, ama çocuk başarmıştı
kız gülümsüyordu
bir kafeye gidip balonları bir sandalyeye bağladılar
oturup dikkatlice tüm problemlerini yazdılar kağıtlara
sonra da balonların uçlarına bağladılar kağıtlar
dışarı çıkıp balonları havaya bırakırlarken el ele tutuşuyorlardı
ve güneş açmıştı

*

2 comments:

incredo said...

Ne güzel bi hikaye bu!
Bu kadar basit olduğunu söyle hadi..
Söyle de gülsün yüzler

senaaaaa said...

öyle
:)