Saturday, July 03, 2010

itinayla yazılır

Kendi kendime söz vermiştim. Bugün akşama kadar yeni bölümü bitirip gönderecektim. Ama yapmadım. Onun yerine elli küsür saat facebookta takıldım. Sonra da kraloyun'da saçmasapan bir blok indirme oyunu oynadım. Oyunu oynarken de hayal ediyorum bir yandan. Şimdi bu oyun kimsenin takmadığı oynamadığı bir oyunmuş. Ben oyunu en hızlı oynayan kişi oluyormuşum. Acaba süresine mi punanına mı oynanıyor? Neyse, gözden kaçmış bir oyunmuş bu, ben birinci oluyormuşum. Oyunda yaptığım akıllıca hareketler, hangi renkteki balonları önce patlatırsam geriye hangi renk kalır gibi müthiş önsezilerim onları çok etkiliyormuş. Oyunun yapımcılarından bir davet alıyormuşum.. Amerikaya gidip orada bir workshopa katılıyormuşum. (hayatımda iç workshopa katılmadım ulan! bu kadar egzantrik adlı bir şeye katılmam lazım!) Workshopun sonunda uzakdoğululardan Amerikalılara kadar envai ülkeden, kültürden arkadaşım oluyormuş (just like old times eh?) Ve son gün bize bir sınav yapılıyormuş, o sınavda 1. gelen kişi oyun şirketine alınıyormuş. (Sigortalı). Bir de bakıyormuşum ki sınav bir oyun! (hayatımda hep böyle bir iş başvurusu yaşamak istedim ya, bir oyun oynatsınlar bana, zekamı görüp hayran kalsınlar istedim, olmadı, olamadı) ama oluyormuş! Oyunda çok basit bir mantık işlemi varmış. Bir kaç saniye içinde tıpkı İngiliz Edebiyatı sınavlarında yaptığım gibi sınıfın geri kalanı haldır haldır yazarken kağıdı götürüp teslim ediyormuşum (kağıdı mı? dur bi, tamam bilgisayarda oyun, bitiriyormuşum işte) Müthiş bir zeka, özgüven ama züppelik yok. Rahat ve neşeli bir son görüşme. İşe alınışım! Annemler çok seviniyormuş. Akrabalara anlatacak güzel bir haberleri oluyormuş. Bir kaç gazete, dergide röportajım çıkıyormuş. Bu şirkete girmeyi başaran Türk felan diye. Amerikaya yerleşiyormuşum. Ama öyle yalnızlık çekmek yook, süper dosotluklarım oluyormuş. Artık ben diyim Friends, sen de HIMYM. Öyle şahane eğlenceli arkadaşlıklar.İşte de çok iyiyim. Derken sabahları koşmaya gittiğim parkta biriyle kesişiyormuşum. Eşşek değilim tabii Amerika'da yaşamaya başlayan herkes gibi ben de sabahları koşmaya gidiyormuşum. Bu Mr. Awesome mı diyelim, HollyBody mi diyelim ne diyelim. Şahane gülüşü olan, esprili, brillant, kumral arkadaşla romantik komedi tadında bir tanışma ve ilk randevu yaşıyormuşuz. Birkaç katlı ve keyfimize göre kullanabileceğimiz çok odalı evimizde, şahane bir kanapemiz bir de köpeğimiz oluyormuş.


Huff... Evet,
Kendime bir söz vermiştim, bir bölüm yazacaktım. Belki bir bölüm yazmadım ama yine de kimse işimi yapmadığmı söyleyemez!

No comments: