Wednesday, December 30, 2009

i wish you a merry christmas and a happy new year

"life is just blah blah blah. you hope for blah and sometimes you find it. but mostly it’s blah. and waiting for blah. and hoping you were right about the blahs you made. and then just when you think you’ve got the whole blah-damn thing figured out, and surrounded by the ones you blah, death shows up. and blah. blah. blah."

Friday, December 25, 2009

united colors of benetton

herşey bir kaç tişört daha fazla satabilmek için, bunu unutmuyoruz,
ve başlıyoruz...
aile içi şiddet
açlık


lezbiyen bir çift, üstelik biri beyaz diğeri zenci, bu da yetmezmiş gibi çocukları da asyalı

ırkçılık








burada da değişik bir ayrım söz konusu, albino olmuş yerli kadın, kabilesinin üyelerince dışlanıyor



bu da bosna savaşı sırasında öldürülmüş bir askerin giysileri



ve amerikalı bir askerin tabutu


kan örnekleri

bu seriye bayılıyorum;
idam mahkumlarının ölmeden önceki son fotoğraflarını çekmişler, söylememe gerek yok herhalde hiçbiri markanın ürünü olan bir şey giymiyor



bu reklam da çok tartışma yaratan bir reklam olmuştu çünkü resimde görülen bir aids hastası ve ailesi, fotoğraf çekildikten kısa süre sonra hasta ölüyor. aile de diğer insanlara örnek olması açısından fotoğrafın kullanılmasına izin veriyor. ama reklam çok fazla tepki alıyor ve aile pişman olup geri çekilmesini istiyor, ama fotoğrafın tüm hakları benetton'ın olduğundan bunu yapamıyorlar.

Tuesday, December 22, 2009

Shocking Advertisement

Shocking advertisement, temel olarak, reklamı yapılan ürünü öyle bir sunalım ki alıcı afallasın ne olduğunu şaşırsın mantığına dayalı bir reklamcılık çeşididir. Temelinde, tüketiciyi şok etmek böylece reklama normalden daha fazla bakmasını sağlamak yatar.




Bu yöntemi özellikle toplumsal sorumluluk projelerinde sıkça görürüz. Bir afiş hazırlarlar, ağzımıza sıçar o afiş. Aşağıda gördüğünüz korkunç rahatsız edici reklam gibi. Bu, İspanyada Çocuk Esirgeme Kurumu gibi, yoksul çocuklara ve ailelerine yardım yapan bir kurumun reklam kampanyası. Kampanya o kadar çok tepki almış ki en sonunda bu afişi kaldırıp yeni bir reklam hazırlamışlar, biz sadece gerçekçi olmaya çalışıyorduk, önceki reklamımızdan rahatsız olanlar bunun gerçek olduğunu da bilmeli şeklinde bıdıbıdı birşeyler yazmışlar. Kuruma yapılan bağışlar mı? Normalin iki katına çıkmış.






Tabii her zaman her yerde seks satar düşüncesiyle, ürünle uzaktan yakından alakası olmamasına rağmen, seksi çağrıştıran ve bu yolla alıcısına ulaşmayı hedefleyen reklamlar:

Bunların babası diyebileceğim, cüret edip bakanın alnını karışlamayı hedeflemiş Benetton Reklamları var, onlar da gelecek postta gelecek. (araya bir reklam alsam hoş olurmuş aslında)

Sunday, December 20, 2009

The Age Of Stupid

Bu film, kısaca bize ne kadar salak olduğumuz anlatıyor. Bundan yıllar yıllar sonra, eğer hayatta kalabilirlerse, torunlarımızın torunları yaşadığımız bu çağı aptalların çağı olarak isimlendirecek. Neden? Çünkü öyleyiz. Filmde anlatılanlara göre; biz evrim geçirmiş canlılar olarak çabuk gelişen tehlikelere cevap veriyoruz, örneğin yaklaşan bir orduya, anlık bir tehlikeye. Uzun süreli bir tehlike için götümüzün rahatını bozmak pek bizlik bir iş değil. Zaten izlerken allah hepimizin cezasını versin de geberip gidelim diyorsunuz. Duyduğuma göre BKM'de ücretsiz gösterimi varmış. Animasyonları da güzel hazırlanmış. Artık gidin izleyin diyorum.

Thursday, December 17, 2009

mmmh

ondan sonra da niye kilo alıyorsun... niye almıyım ki?


bak daha patates kızartmalarını da söylemiyorum, e bunun birası da var...

Wednesday, December 16, 2009

utanmamız gereken şeylere sahip çıkıp, sahip çıkmamız gerken şeylerden utandığımızda...

karısı soruyor: içince halloluyor mu herşey?
adam diyor ki: yok, hiçbirşey hallolmayınca içiliyor...
Yalnız burdaki Türkler nasıl şaşırdılar filmdeki yoksulluğa; o evi nerden bulmuş diyorlar çekim yapmak için. E İstanbul dolu o evlerle o semtlerle. Kıyafetleri neden o kadar kötü diyorlar. Adamlar fakir? Tamam fakir ama niye öyle bir evde oturuyorlar ki?

ağaç süsleyebilirsiniz ama dedi, çok şey yapmayın dedi

Monday, December 14, 2009

bu da geçsin bakalım

Hakkari, daha ötesi yok gari...
(Yüksekova daha öte sayılıyor mu?)

Tuesday, December 08, 2009

gözüm aydın

*katiller yakalanmış
*lavabom açıldı
*the it crowdu izlemeye başladım

Sunday, December 06, 2009

2012

Söylenecek tek şey var:
Allah muhafaza
Kıyametten de
Kötü filmden de...










p.s.fragmanına kandım da izledim

wanted

Geçen akşam eve dönerken girişteki panoda asılı iki kağıt dikkatimi çekti. Polisten kaçan iki adamın, isimleri, yaşları, ve birer fotoğrafları. Altında bir sürü yazılar bilgiler. Olay şu; burada görülmüşler!
Bir durup düşündüm. Burada görülmüşler. Burada, yakınlarda. Bunlar katil yani. Bir tanesi psikopat gibi gülüyor bir de. Hayatımda hiçbir A4 çıktı beni bu kadar ürkütmemişti. Her gün içinden yürüyüp geçtiğim, huzur dolu bıdıbıdı dediğim o orman şimdi sinsi gibi içinde suçlular barındıran adi, pislik, korkunç bir bataklık.

Bu ilanlar işe yarıyor olabilir ama insanı kötü etkilediği de kesin, sürekli eve girip çıkarken bu manyak herifleri görmek zorunda mıyım?
Benim televizyonum yok, siz haberleri takib edin. Ölürsem tezimi burdaki danışmanım bitirsin, herşeyi ona devrediyorum.
Böhüüü

Wednesday, December 02, 2009

pajel na huy!

*lavobom tıkandı!!!
dünyanın en üzücü şeylerinden biri bu. Efendim sözlükler açıldı internetten, bir kaç türk arkadaşın da yardımıyla lavobo aç'ın ne olabileceğine dair bir fikir edinildi. peki gidip ala ala ne almışım? Lavobo temizleyici! Şu an o kadar üzgünüm ki, içeride dolu bir lavobo var.Uff...

*herşeyi ekmek arası yediğimiz ve karnımızı adam gibi doyurduğumuz o eski güzel günleri özlüyorum...

* hepsi de "siktir git" diyebilen 7 farklı ülkeden arkadaşım var! evet kendimle de gurur duyuyorum. Biraz aksanlı söylüyorlar tabi ama o kadar olacak.

*sinema salonlarının yarısında Alman-Hollywood filmi varsa diğer yarısında Türk filmleri oynuyor ama bir bilet 7 euroyken korsana mecburen evet!

*bugünlerde doğan doğana. Yanlış anlamayın yeni doğan birileri yok, çok yoğun bir doğumgünü trafiği var. Allahtan Türkiyeden gelirken yanımda hediyelik olabilicek nazarboncuğu, anahtarlık gibi ıvır zıvır birşeyler getirmişim. Hem çok otantik oluyor hem çok makbule geçiyor. Maklube geçiyor, sesleniyorum, fakat dönüp bakmıyor. Bu yazıyı hala okumaya devam edenler başlığı yüksek sesle söylüyor.