Sunday, November 08, 2009

all that i know is i am breathing

Gecerleri Tarkan çalıyor, çığlık atıyoruz. Gündüzleri makaleler oluyor, sıkılsak da okuyoruz. Geceleri Kenan Doğulu çalıyor, zıplıyoruz. Gündüzleri ders oluyor, eğleniyoruz. Geceleri soğuk oluyor üşüyoruz. Gündüzleri boş oluyor, yalnız kalıyoruz. Gecerleri parti oluyor, içiyoruz. Gündüzleri başımız ağrıyor, uyuyoruz.

Yeşil fırça uçlu stabilom kayboldu!! Her yere baktım, bütün çantalarımı boşalttım (zaten topu topu 3 çantam var) Mavi fırça uçlu stabilom da bitti. Sadece kırmızı, gri ve siyah kaldı. Kendimi çok yalnız ve renksiz hissediyorum. Bu gün bunu çizdim.

Param hala yatmadı. Kiramı ödeyemedim. Her hafta bir sonraki hafta yatıracaklarını söyleyip 1 ayı bu şekilde geçirmiş olmaları canımı sıkıyor. Hala ailemden para istemek canımı sıkıyor.

Posta kutunuzda küçük kağıtlara yazılmış iltifatlar bulmanız sizce de çok şirin değil mi?

Şimdi erkek kıza diyor ki bu problemi bu yoldan giderek çözemezsin, matematikten anlamıyorsan bari bırak yardım edeyim. Kız inatçı. Anlamıyorum da yardım da etmeyeceksin. Erkek diyor ki, bu problemin çözüm yolundan uzaklaşıyorsun, sana çözümünü göstereyim, işte yapman gereken işlemler bunlar. Kız o sırada dalmış camdan dışarıyı seyrediyor. Erkek dikkatini topla diyor. Kız ben bu problemi çözmekle zerre kadar ilgilenmiyorum aslında diyor. Sen olmasan bu problemi asla çözmeye çalışmayacaktım da, çözümü de umrumda değil! Erkek tamam diyor, ben olmıyim, problemi çözme. Ama bu problemin orda olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.
Problem çözmek herkesin en sevdiği aktivite değil, erkek bu hikayede bunu anlıyor. Kız problemin üzerini kağıtlarla kapatıp masadan kalkıyor. Giderken erkeğe sen de kalk masadan diye sesleniyor. Problem kağıtların altında masanın üstünde durmaya devam ediyor.

No comments: