Thursday, October 23, 2008

sevgili dünlük

Sevgili günlük;

bugün 10 ekim cuma, benim doğumgünüm;
akşam karaoke barda kardeşimin, sevgilimin, arkadaşlarımın hatta editörümün geleceği bir parti yapacağız! Deliler gibi ajda pekkan söylemeyi planlıyorum! çok mutluyum!
*
sevgili günlük karaoke bar gece 3 e kadar doluymuş, cadde-i kebire gidip bira içtik, olsun lan, ne güzeldi..



15 ekim çarşamba;
yarın Frankfurta uçacağım ve grip oldum!


16 ekim perşembe;
Sevgili günlük bugün yeni bir fobi edindim; uçak korkusu! uçağımız artık her ne olduysa neredeyse düşecekti, yanımdaki bayan ciizıs ciizıııs diye bağırırken onu sakinleştirip herşeyin kontrol altında olduğunu söylemeyi çok isterdim ama korkudan ölmek üzereydim, bir de aptal gibi koltuklara tutundum, ulan nereye tutunuyosun, düştüğün şeye tutunma durumu fenaymış yani.
*
Sevgili günlük, Almanlardan nefret ediyorum!
Pasaport kuyruğunda herkesle gülüşüp şakalaşan pasaport polisi benim türk pasaportumu eline alınca birden suratını asıp bana saçma sapan şaşırtıcı (güya) sorular sormaya başladı. En sonunda da ne kadar paran var dedi, ve paramı göstermemi istedi. Çok sinirlendim cüzdanımdan çıkardım paramı suratına doğru uzattım, al ulaaan köpeeeek diye bağırmak istedim, köpeğin almancası neydi düşünene kadar adam okay dedi. Para her kapıyı açıyomuş hakkaten..
*
Sevgili günlük Almanları çok sevdim!
Çok tatlı ve yardımseverler üstelik çok bilinçliler, ülkelerine bu kadar iyi baktıkları için de onları tebrik etmek istedim. Yaşarım ben bu Frankfrutta.
*
Sevgili günlük,
çok hastayım, ölüyorum.



17 ekim cuma;
Bugün elime bir harita alıp Frankfurt sokaklarında kaybolmayı göze alarak dolaşmaya çıktım. Frankfurtta kaybolunmuyormuş, bunu öğrendim. Goethe'nin evini gezdim. Çin lokantasına gittim, domates çorbası istedim, içinde iri iri doğranmış domatesler olan sıcak su getirdiler.




18 ekim cumartesi;
Sevgili günlük, bugün kitap fuarındaydım, adeta bir cengaverdim! Bir ara Haribo dolu bir rafın önünde kendimi kaybetmişim, biraz cips ve meyveli yoğurtla sakinleştirdiler.


19 ekim pazar;
Sevgili günlük, bugün sevgilimle el ele Main nehrinin kenarında yürüyüş yaptık, kesmedi koştuk, yanlış anlamazsan düz duvara tırmandık, fakat ben pek tırmanamadım.


20 ekim pazartesi;
Sevgili günlük, Frankfurttan İstanbula 2 saat 10 dakikada; havaalanından eve yarım saatte, ertesi gün evden işe tam 2 saatte gittim. Nerden geldim İstanbula türküsünü söyleyerek biraz Haribo yedim!

Wednesday, October 01, 2008

happy ramadan


ımhh.. bayram ne yaa.. sevinsem sevinemiyorum, sıkılsam sıkılmaya da hakkım yok tatil neticede ama uff.. 19 mayıs olur ya, gene okula gidersin, ders yoktur ama okula gitmek zorundasındır, erken kalkıp formanı giyersin, aynen onun gibi bence bayramlar da sevinemiyosun da sıkılamıyosun da..
p.s. cuma çalışıyoruz