Tuesday, August 26, 2008

hurt

i hurt myself today


to see if i still feel


i focus on the pain


the only thing that's real


what have i become?
my sweetest friend
everyone i know
goes away in the end...

Saturday, August 23, 2008

what the bloody hell is happening?


Şayamalan.. şayamalan, şayamalan...
ben şimdi sana ne diyim..
2 tane filminle kalbimizi kazandın diye sana sonsuz kredi mi verdik sandın?
niye bunu yapıyosun şayamalan?!!!
evet, nedir önce arılar yok oluyor daha sonra parkta herkes duruveriyo gidip kendimi öldüresim var dercesine herkes birşeyler aranıyor, bunu da ağaçlar yapıyomuş..
bu kadar.
ama ben sana kızmıyorum, sana hiiç kızmıyorum.
ben kendime kızıyorum!
herkes çok kötü çok saçma gitmeyin derken, ben "kindin girmidin bilemizsin bidibidi" dedim..
oh olsun bana
bana çok iyi oldu bana!
ulan rüzgardan mı korkcaz, bitkiden mi korkcaz??
özellikle 70 li yıllarda yeşilçamda kullanılan endişeli yüze geniş açılı objektifle zoom yapma sahnelerinden dolayı seni can-ı gönülden kutluyorum.
ha bir de oyuncu seçimin çok yanlış, ben filmin başından beri herşeyi o kadının gözleriyle yaptığını düşünmüştüm, cadı mıdır, özürlü müdür, niye öyle bakıyo manyak mıdır anlayamadan film bitti. zaten sorunlu evlilik hikayesi mi, korku hikayesi mi, ağaçlar rüzgarlan adam öldürüyo hikayesi mi, ne ben bi bok anlamadım..
o sosis sever amca neydi, o ıssız evdeki sapık kadının ne sorunu vardı, sonunda kadının hamile olması eeöö ne alaka??
ayrıca ben bir mikrofon mu gördüm, yoksa bana mı öyle geldi?
ama bana çok iyi oldu bana..
lady in the water bir, bu iki..
üçüncü filmin için bir tek yeni türk liramı harcarsam, işte o hakikaten mistik bir olay olur.

Monday, August 18, 2008

bizim oralardan bir türküdür bu çalan


geceleri uyku girmez gözüme,
zalım yastık diken oldu yüzüme,
uyma dedim uydun eller sözüne.
alnıma yazılmış bu kara yazı,
kader böyle imiş ağlarım bazı.. gönül ey sebebim ey...

Monday, August 11, 2008

çok ciddi birşey sorucam;

HAYAT, SERDAR ORTAÇ'I NEDEN YORUYOSUN???
manyak mısın olum?

oy tombulum tombulum, ve gerçekten yorgunum..

Herşey Gregor'un yüzünden! (yuh!) Tamam belki benim de biraz suçum vardır..
Bu Gıregor kişisi, son bir kaç postunda sürekli olarak, yok tonbalıklı salata yaptım hafif olsun diye, yok yoğurt yedim, yok efendim yürüşten geldim şeklinde kilo verme çabalarını anlatan postlar yazıyor, bir de sena sen eski şişkolardansındır, bize bi iki rejim söyle de yapalım şeklinde ayarı vermiş. Tabii ben de misilleme olarak, "bugünlerde saçlarım çok dökülüyor, yılların keli gıregorum sence ne yapsam, ha keltoşum söyle bakiyiim" şeklinde bir post yazabilirdim. Ama hayır dostlarım, hayır.. Olayı örtbas etmenin bir anlamı yok. Ben ne kadar böyle bir şey yokmuş gibi davransam da, istersen sen salata ye diyen arkadalşarıma ne salatası yeeaaa, dürüm yiyelim dürümmm, gibisinden cevaplar versem de; kabul etmem gereken bir problem var.
Dostlarım, bir problemim olduğunu kabul etmek, onu çözmenin yarısıdır. (tamam bu lafı şimdi ben uydurdum ama böyle birşeyler gerçekten vardı)
Evet ben, şişko domates yarım kilo patates manisindeki domatesim..
Fazla kilolarım var, kabul ediyorum..
Ne kadar fazla olduğu sizi ilgilendirmez!!
Tamam, sinirlenmeyelim, zira sinirlenince yemek yiyorum ben! Aslına bakarsanız önceden de zapsayıf bir kız sayılmazdım, ama okul bitip, eskişehirden ana ocağına döneli beri, tam 8 kilo aldım! 1 yılda 8 kilo!
Abuk subuk yerlerim şişti.Kollarım Bulgar güllecilerine on basar! Memelerim nerdeyse ağzıma girecek. Bir göbek yaptım, gören her gece alemlerde biraları lıkırdatıyorum sanır. Popom, popoyla dağları devirme deyimini gerçek hayatta uygulamaya kararlı. Bacaklarımdan geçen pantolonları özel bir törenle ödüllerini verdikten sonra giyiyorum. Hele bir de bazı fotoğraflarda ben neşeli gülücüklerle poz verirken, sonradan fark ettiğim hain kalleş gıdımsı oluşum yok mu.. (var...)
Tamam dedim, bu işe dur demenin zamanı geldi de geçiyor! En azından plajda bikinimin içine sığamadığımdan utanıp (tabii araya 8 kilo girince yavrucak neremi kapatacağını şaşırmış!) acaba kendimi kuma mı gömdürsem gibi düşüncelere kapıldığımda bunu anladım.
Zayıflamayı ben de istiyorum, ama bunun için aşmam gereken bazı şeyler var.
Birincisi ben bir tembelim. Böyleyim. Tembel bir insanım. Yapacak birşey yok, olsa da yapmam, üşenirim.. Gidip haftanın 4 gününü spor salonlarında geçirsem, sağlıklı ve zinde kalıp zayıflayabilirim, biliyorum. Ama bunu asla yapamam! Bunu da biliyorum.. Üşenirim, sıkılırım..Bir giderim, iki giderim, üçüncüsünde bir işim çıkar, dördüncüsünde sonra giderim derim, beşinci diye bir şey olmaz bile. Çevredeki belediyenin orta yaşlı ev hanımlarının gönlünü çalmak için yerleştirdiği spor aletlerinde çalışamam, utanırım. Yürüyüş yapmayı severim, ona birşey demiyorum. Uzun uzun yürümeyi severim, kulaklıklarımdan başka birşey istemem. Ama bu da her gün mümkün olmuyor, evde bazı sorumluluklarım(!) var.
Yemek yeme olayına gelince, siz normal insanları bilmem, ama ben sadece acıktığımda yemek yemem. Bir şeye canım sıkılmışsa çikolatalı süt içmek isterim. Kötü bir günün ardından ancak bir dondurma yersem herşey düzelecek gibi gelir.Evde oturmaktan canım sıkılmışsa, çareyi bir paket cipsin tuzlu ve baharatlı kollarında ararım. Üstüne üstlük, söylemesi ayıptır çok marifetliyim. Canım sıkıldığı zaman değişik kurabiyeler, börekler yapmayla uğraşırım. Kafamdan birşey uydururum, bir yemek denerim. Enfes olur. Onu da yerim! Ay şimdiden içime fenalık geldi. Tüm bu yemeler, içmeler ve de tembelce oturmaların sonucunda sadece 8 kilo almışım iyi aslında.. ehm, neyse.
Gelelim planıma!
Tabii ki planım sabahları kibrit kutusu kadar beyaz peynirli rejim listeleri değil. Belki çok güzel olurdu ama böyle şeylere uyamayacağımı ve bir ömür kibrit kutusu kadar beyaz peynirle kahvaltı yapamayacağımı biliyorum. (Yumurtanıon sarısına ekmek batırmaktan bahsetmiyorum fakındaysan)Bulduğum çözüm, umarım işe yarar, acıkınca yemek yemek, sadece karnım acıkınca ve doyunca da yemeyi bırakmak. Bu kadar. Aralarda da atıştırmamak, yani bir havuç,salatalık, elma gibi şeyleri atıştırabilirim belki ama bir damak değil mesela!
İlk hedefimse, önce şu aldığım 8 kiloyu vermek ve normal bir insan görünümüne kavuşmak, ondan sonra bir genç kızın minik sevimli ölçülerine inmeyi planlayabilirim.
Hadi bakalım.. Allah utandırmasın.