Monday, June 30, 2008

mahallenin kafanıza bastırması

olayı geçtiğimiz haftalarda fark ettim. sabah dolabın önünde durmuş, ne giyeceğime karar verirken. hava çok sıcak, bunaltıcı. sevgilimle buluşacağım üstelik. güzel bir elbisem var onu giymek istiyorum, ama ne mümkün!! çünkü aynı zamanda sabah okula gideceğim sınavım var, ve okul beyazıtta!! tren ve vapur hadi neyse ama tramvaya da bineceğim!!! beyazıt meydanında yürüyeceğim. kot pantolonumla tişörtümü alıyorum kös kös giyinip, makyaj yapmadan saçlarımı topluyorum. son derece sıradan, dikkat çekmemek için özel çaba sarfeder gibi bir halim var. bir yerde bir erkek yüzüme dik dik bakar ve -allah bilir kafasından neler geçirerek- beni süzerken, ben bakışlarımı hemen yere indiriyorum ki daha fazla yüz bulduğunu düşünmesin.

ve birden anlıyorum olayı. tüm bu kapanma mevzularını felan. kadınlar erkeklerden korktukları ve çekindikleri için örtünüyorlar sadece. daha rahat yürüyebilmek için mesela, sokakta daha az dikkat çekecek şeyler giyiniyorlar. modaya giderken şort giyen kadınlar beyazıttaki öküz bakışlardan ve tacizlerden korunmak için kot pantolonlara yöneliyorlar. rahatsız oldukları için. bu kadar. çok basit. aç, gözü dönmüş, zavallı erkek cinsi yüzünden.

Geçen yaz yurt dışından misafirlerimiz gelicek, türkiyeye ilk gelişleri,bize soruyorlar; "ne giyinelim?" biz saf saf havalar çok sıcak, kalın birşey getirmeyin bu mevsimde yağmur da yağmaz pek diyoruz. onu sormuyorlar ki. uzun kollu şeyler getirelim mi, askılı birşeyler giyebilir miyiz orada, etek veya şort getirelim mi diyorlar. utanıyoruz, kızıyoruz, çokça da afallıyoruz. burayı ne sandılar canım! diyoruz. bize kısaca şunu soruyorlar; erkekleriniz ne kadar insan olabilmiş? mahallenizde ne kadar baskı görücez? geç kalmış bir cevap olarak; burda kimi mahallelerde istediğiniz gibi giyinme özgürlüğüne sahipsiniz, ama bazı mahalleler adamın kafasına kafasına bastırır!

Monday, June 23, 2008

writing builds character

bu sabah uyandım, bir süre yataktan kalkmadım,uzuun uzuun, ciddi ciddi hayatın anlamını düşündüm, pek kaydadeğer bişey bulamadım..
ha bu arada insanlık ölmemiş, hasanpaşa'da yaşıyormuş.

Monday, June 09, 2008

Sen bir atom bombasısın. Varoluşunun amacı dünyanın sonu. Birmilyon volt gerek!


Varoluşumun amacını öğrenmek için, bir ambulansa koşarak yetişebilirdim. Hem artık uzun süre dayanan ömür boyu garantili piller var.