Thursday, May 29, 2008

Godo'yu Beklerken

İşte okulda senaryo dersi için toplamda 4 dakikada yazdığım sinir bozucu senaryom.
Konu :"Beklemek konulu 1 dakikalık bir film senaryosu yazın"
Sonuç:

Sahne 1: İç / Gündüz / Tiyatro Salonu / Ersin, Vildan

Karanlık tiyatro salonunda oyun başlamak üzeredir, salonda Ersin ve Vildan’dan başka kimse yoktur. İkisi de 30’lu yaşlarının başındadır, giyimleri gösterişsizdir. Yan yana, salonun ön taraflarında oturmaktadırlar.

Ersin: Oyunun adı neydi demiştin?
Vildan: Godot’yu Beklerken.
Ersin: Konusu neymiş?
Vildan: Adı üzerinde Godot’yu bekleyen iki kişinin hikayesi anlatılıyor işte.
Ersin: Eee, geliyormuymuş sonunda bu Godot?
Vildan: Bilmiyorum.
Ersin sıkıntıyla söylenmeye başlar.
Ersin: Nasıl bilmiyorsun yaa.. uff, ne anlarsın böyle entel dantel işlerden, hem ne işim var benim tiyatroda bilmem nerede, bir sürü işim gücüm var..
Vildan: Söylenmeyi bırakır mısın? Godot’un gelip gelmemesinin de bir önemi yok, önemli olan onu beklerken olanlar. Ayrıca zorla getirmedik herhalde, istemiyorsan çıkabilirsin.
Ersin: Ya oyun şimdi başlar, nereye çıkıyorsun.
Vildan: Evet birazdan başlar, o yüzden otur oturduğun yerde.
Ersin: Ama yarım saattir bekliyoruz, hala başlamadı.
Vildan: O kadar oldu mu?
Ersin: Olmuştur herhalde, (koluna bakar) saatimi unutmuşum ama salona gireli epey zaman geçti.
Vildan: Acaba yanlış salona mı girdik?
Ersin: Yok canım yer gösterici burayı gösterdi.
Vildan: Ama yanlış da göstermiş olabilir, çünkü yarım saattir burada bekliyoruz ve oyun hala başlamadı.
Ersin: Aslında yarım saat olmamış olabilir, belki de sadece 5 dakika geçti. O kadar sıkıldım ki zaman geçmek bilmiyor.
Vildan: Sıkıldıysan kalkalım.
Ersin: Olmaz oyun başlar şimdi.
Vildan: Ama yarım saat gecikti.
Ersin: Sadece 5 dakika gecikti.
Vildan: Sabahtan beri buradayız.
Ersin: O zaman birazdan başlar.
Vildan Ya hiç başlamazsa?
Ersin: Y a birazdan başlarsa?
Vildan: Gitmek isteyen sendin, ben senin için söylüyorum.
Ersin: Oyun başlarsa gitmem ama, seyrederim. Hem Godot’nun sonunda gelip gelmeyeceğini de merak ediyorum.
Vildan: Evet ama sabahtan beri buradayız ve bir türlü başlamadı.
Ersin: Bu koltuklara oturalı sadece 5 dakika geçti.
Vildan: Belki de bugün ki oyun iptal edildi, yarın oynanacak.
Ersin: Evet belki de bize haber vermeyi unuttular.
Vildan: Belki de geç kaldık, oyun çoktan bitti ve kaçırdık.
Ersin: O zaman hadi kalk, gidelim.
Vildan: Ama oyun her an başlayabilir de.
Ersin: Başlamayabilir de!
Vildan: O zaman ne yapacağız?
Ersin: Bekleyeceğiz.
Vildan başıyla onaylar.Vildan: Bekleyelim o zaman.
İkisi birden sahneye dönüp, bekleyeme başlarlar.

SON







Ocak,2008
İstanbul

Sunday, May 25, 2008

Yasak Krallık

Bazı insanlar karate filmi sevmez, izlemez. Hele eski karate filmlerini.. O ne öyle havalarda uçmalar, kaçmalar, suyun üstünde yürümeler, tek parmakla adam öldürmeler felan derler. Özellikle kızlar yapar bunu bilirim. Beyni az, vücudu fazla gelişmiş erkekler de en fazla "döğüş filmü gelmüş ona gidek!" şeklinde yorumlar yaparlar. Ben mi? Ben boş zamanlarımda atari salonlarına gidip erkekleri tekkende alteden bir kızım! Evet karate filmlerini seviyorum. Bana sadece dövüş gibi değil güzel de çekilmişse sanat filmi gibi geliyor. Biliyorum hep aynı hikaye, pısırık çocuk ya bi kızdan hoşlanır, ya başka bir şey peşindedir, dalga geçilecek bir olayı vardır, serseriler buna sataşır, paket ederler, bu da gider yaşlı bilge bir ustadan ders alır, hatta mümkünse bu adamın çocuğun yaşlarında bir de güzel torunu olur, neyse bu önce eğitimi gereksiz bulur, burun kıvırır, sonra akıllanır, bir ara pes edicek gibi olur, sonra gaza gelir. İşte sana Karate Kid'den bu yana çoğu karate flimlerinde olacak olayların kronolojik sırası. Yasak Krallık'ta beni şaşırtmadı ve bu sıranın dışına çıkmadı. Bu yönüyle de pek çok eleştirmen kötü bir film felan demiştir herhalde bilmiyorum.

Benim içinse, gayet güzel, eğlenceli bir filmdi Yasak Krallık. Evet belki sinema dünyasında çığır açmaycak ama kesinlikle izlenebilir bir film. Bir kere Jackie Chan var. Bu adamı seviyorum ben. Küçüklüğümden beri filmlerini izlerim. Gülen yüzü ve sempatik tavırlarıyla gönlümü çaldı kerata. Uzun saçlar kendisine çok yakışmış. İngilizcesi hala çok kötü. Sarhoş rolü ona tam oturmuş ve espri anlayışından birşey kaybetmemiş. Yüzüne yapılan yaşlandırma efekti de süper olmuş. Bence kung fu öğreniceksen ceki çen gibi hocan olucak, sırtın yere gelmez. Hem komik, hem bilge. Çalışması zevkli, dövüşmesi zevkli. Yirim seni yirim.







Filmin diğer bombası Jet Li. Bir dövüş ustası olarak ona da saygım vardır ama çok ta sevmem bu uyuz adamı. Bu arada bir spoiler verelim, herkesçe merak konusu olan Jackie Chanle Jet Li kapışsa kim yener konusunu da açıklığa kavuşturamamışlar. İkisini dövüştürmüşler ama ikisinin de birbirine eşit olmasına dikkat etmişler.Bir kez biri uruyorsa, öbüründe diğeri vuruyor felan. Yine de filmin genelinde jackie chan daha baskın, jet li sonradan girip erken çıkıyor.







Beyaz saçlı kamçılı kız iyiydi güzeldi ama bence saçlarının yanında kaşları ve kirpikleri de beyaz olmalıydı. Asıl çocuk ise biraz sıkıcıydı. Ne biliyim yaş itibariyle mi nedir Karate Kidleri çok yakışıklı bulurdum ama bu eleman fazla bön, Saçları uzatınca da çok fena olmuş ayrıca.




Filmin müzikleri de güzeldi, sonu da. Çıkınca üzerinde kung fu numaraları deneyeceğiniz birilerinin olması daha iyi olur. Havaya tekmeler yumruklar sallamak komik oluyor

Wednesday, May 21, 2008

please

can somebody please, hold my hand and take my to somewhere far far away, please,please,please?

Sunday, May 18, 2008



masada oturuyorduk,kamburumu çıkarmış çenemi masaya dayamıştım, uzaklara dalmıştım, bambaşka şeyler düşünüyordum. çok az tanıdığım bir insan, alnımı tutup aklından neler geçiyor dedi.Kocaman gülümsedim.



Şimdi aklımdan geçen şeylerden biri şu;İstanbul'dan gitmek.. cidden yani bildiğin gitmek, başka bir şehirde yaşamak. Ve de bu şehir bu ülkede olmak zorunda da değil.



Kabalcı yayınları %50 indirime girmiş, Fantastik Türk Sineması kitabını 20 YTL'ye aldım.Daha da alıcam birşeyler.



Bir-LEŞ-miş Amerika; bir leşmiş amerika!



Yeni bir kısa film projesinde sanat yönetmenliğine başladım.TRT'den destek gelicek galiba.Sponsor arayışları esnasında birşey dikkatimi çekti, herkes elindeki olanakları kullandırmaya geliyor ama kimse para vermiyor. Nakit yok.




madem herşey biter;yine başlar yeni baştan


Oturmuş tam yarım saattir birini bekliyordum,yine geç kalmıştı. Yan tarafımda iki tane kız oturuyordu. En fazla 19 yaşındaydılar. Gotik gibi giyinmeye çalışmışlardı ama bakınca analarının dizinin dibinden yeni ayrıldıkları anlaşılıyordu. Bir de sineğe benzeyen bir köpekleri vardı. Yakışıklı ve yalnız oturan bir turiste zorla köpeklerini sevdirmeye çalıştılar önce. Turist pek oralı olmayıp önündeki dergiyi okumaya devam etti ama kızlar yılmadı. Bak abiye bak diye köpeği çocuğun burnuna dayadılar. Turist kalkıp gitti, iki tane fenerbahçeli çocuk oturdu. Üzerlerindeki fenerbahçe formaları ve ellerindeki fenerbahçeli dergiden fenerbahçeli olduklarını anlamasaydım bile tek konuştukları şeyin fenerbahçe olması beni aydınlatırdı.Kızlar bu sefer çocuklara laf attılar, bir iki slogan söylediler, çocuklar da pek oralı olmadı kalktılar, gittiler. Bunlar bakındı biraz, sonra, kebap salonu sahibi tipli bir adam geldi. önce sineğe benzeyen köpeklerini severmiş gibi yaptı, sonra konuşmaya başladılar. adam kısık sesle konuşuyordu ve ne dediği anlaşılmıyordu ama kızların mankenlik ajansı mııı?? yaa?? inanmıyoruuaam?? nidalarından neler salladığını anlayabildim. Kızlara birer sigara verdi ve biraz daha konuştu. Sonra biri gülerek ben gelirim dedi. Sineğe benzeyen köpeklerini kucaklarına aldılar. Kebap salonu sahibini de geçtim, ustabaşı tipli adam kızları aldı, önümden geçip gittiler.. yani sözüm sana, beni bir daha bekletme :(



Bir de şunu düşünüyorum, şimdi bizim kutsal kitap Arap yarımadasında inmiş ya, böyle sürekli araplara ve doğu kültürüne has şeyler yazılı içinde, ve bizim de buna bir aşinalığımız var. örneğin çöller bize yabancı değil, deve mübarek hayvandır sanki, entarili adamlar görünce dumur yaşamayız ve arap harfleriyle yazılmış ne görürsek görelim öpüp alnımıza koyuyoruz.Şimdi, düşünsenize kuran tropik bir adaya inmiş!! bundan daha güzel birşey olamazdı, dine katılım artardı ve müminler daha bir bağlı olurlardı sanki dinlerine. o zaman da şifa niyetine ananas dilimlerini lüpletirdik? büyükler kutsal mango mu getirirlerdi hacadan dönüşte? ya da hac nasıl olurdu, kabenin etrafını 7 kere dönmek yerine kumsalda gün batımında yapılacak bir yürüyüş olsaydı ya, şeytan taşlamak yerine de sivrisinek öldürülebilir. boynunuzda çiçekten kolyelerinizle geliceksiniz hac dönüşü, ibadet olarak günde 5 kere hamakta uyuyoruz! hani ramazanda teravih kılınır ya, o zaman da akşamları ateşin başında toplanıp şarkı söylüyoruz, ekstra sevap kazanmak için. kadınlar saçlarını örtmüyorlar, çiçek takıyorlar! iguana kutsallaşıyor, timsahlardan çanta yapıp takmak büyük günah, bence süper fikir.Allah ilglenir mi bilmiyorum..

Wednesday, May 14, 2008

Karamel

Şeker, biraz su ve birkaç damla da limon...
Bildiğiniz ağda aslında, ama ağzınıza bir parça atabileceğiniz doğal ağdalardan.
Karamel diye bir film izledim. Öyle güzeldi ki..
Güzeller güzeli Nadine Labaki, hem yönetmiş hem başrolde oynamış.
Eminim her yaştan kadının filmin bir yerlerinde gözleri doluyordur.
Filmden sonra ise, aklımda hala, o güzel müzikle bileziklerin şıkırtısı vardı.

Monday, May 05, 2008

go johnny go..

film gösterimi/çok beğendik/pek beğendik/vallahide billahide beğendik/kabarık saçlar/ eğlenceli/müzik kullanımı/akılda kalıcı/bir esprisi var/çok net/esprili/mikrofon çalışıyor mu?/espri!!/ çok başarılı/ kadrajlarınız/ amerikan esintisi mi?/ yokcanımhiçolurmuöyleşey/ne düşünüyorsunuz/ diğer işleriniz/mikrofonu açmamışsınız/ ellerini saçından çek sena/alkışlar/sizi çok sevdik/kaset bitti/şimdi o şöyle oluyor/ kabaran koltuklar/ kısa film böyle birşey olmalı/utanınca kızaran yanaklar/ çok sağolun/ayaklara dolanan kablolar/çiçekler/teşekkür belgenizi unuttuk/ olsuncanımneönemivar/ tanışalım/ iletişim bilgileriniz/ yolunuz açık olsun/ her türlü yardıma/ay çok sağolun/ben o kadar da şey yapmadıydım aslında/çok teşekkür ediyoruz/ bir sonraki festivalde görüşmek üzere

hey chuck! sağol (:

mesajınız var

"You are so lovely and tender and beautiful, i can't spend a minute without thinking of you"

Sir Ever Fever