Saturday, March 29, 2008

sena'ever forever

-atkı ör bana atkıı
-allallaa?? taaam olur

-ada
-burgazada
-ehe
-ehe


-aha da calvin!
-aha da atkı!
-yihuuu
-oleeeeyyy

-sana erzrumdan bişey getirdim
-dadaş???
-yuh!
-kar?
-yok, kısmen taş
-kısmen toprak??
-hahaha

-üşüdüm ben
-sarılayım ısınırsın?
-yok yok vazgeçtim, üşümedim
-gel sahile inelim o zaman
-hayatta gelmem
-bak sana bişey söyliycem
-söylemeee
-ya bi dur
-uff tamam hadi söyle..



-böyleyken böyle ne diyosun
-ben.. şimdi.. yani.. şöyle ki. aslında.. ama.. pekiala.. yani.. yinede.. de.. ki.. ehm.. kullanmadığım başka edat bağlaç kaldı mı?


-bence olumlu!

-cafe latte içelim
-oleeeyyy!

-gerekli şeylere gidelim
-oleeeeeey!!

-vefa bozacısına gidelim
-oleeeeeey!!!


-adaya gidelim
-oleeeeeeeeey!!

-yağmur yapıyo
-yine


-burası neymiş, bak kütüphane yazıyo
-önüne de kamyon parketmiş
-hadi gel bi girelim,muhtemelen kapalıdır zaten
-evet yaşam belirtisi yok baksana



-böhüüü kimse beni işe almıyo çünkü ben gerizekaaalı bi aptalım!
-hayır değilsin
-taam o zaman the eye of the tigeeer!!


-beni biraz beklemelisin
-ben seni hep beklerim


-elim üşüdü
-kih kih kih (:

-Macgayver!

-sütlü nuriye yiyelim
-dur sana hikayesini anlatıyim


-galata kulesine çıkalım
-vooaaaauuuvvvvv


-bi sigara içeyim
-içme
-bi tane ya
-yok içme
- ama sabahtan beri hiç içmedim
-bana ne içme
- ühüüü nolur yaa
- ı-ıh
- lüüüütfeeeeen
- içmeeeeeee!!!



-personayı izleyelim
-olur
-elizabeth?
-alma?
-hahahaha
-hahahaha
-iyi de ne anlatıyo bu film?
-hahahahahaha


- suşi yiyelim! yosun yiyelim! yengeç yiyelim! balık yumurtası yiyelim!
-eeöö.. peki tamam
-çubuklarla burnumu sıkıştırmaya kalkma sen de herkes gibi
-hehehe tamam


-kiliseye gidelim
-tamam


-persepolise gidelim
-ehe,böhü


-benimkisi sadece dudak tiryakiliği
-hahahahaha



gider...

Monday, March 24, 2008

artık nasıl bir ruh hali içerisindeysem, müşteri portföyünü milföy hamuru olarak okudum..

Thursday, March 20, 2008

yağmuuur yağmuuuur yağmuuuuuuur yağmuuuuuuuuur


adadaki evimin (odamın) penceresinden yağmuru seyretmek istiyorum. çok şey mi istiyorum?ayrıca da ben bugün yağmur yağarken ve seller akarken camdan bakan arap kızını gördüm.






p.s.beni seviyomuş blog! beni çok seviyo :)

Wednesday, March 19, 2008

i think i will never grow up

Ben,
iş görüşmesinden çıkıp istinye sahilinde bir bankta oturup, that's how people grow up'ı dinlerken bir yandan topik yiyip bir yandan not deftrime kocaman harflerle i dont want to grow up yazan bir kızım.
bunu söylemek istedim blog.

Sunday, March 16, 2008

Zamanda Yolculuk Eden Kız

Zamanda Yolculuk Eden Kız


Bir Arkadaşım Senden Hoşlanan Biri Varsa Eğer, Sen de Ondan Hoşlan Dedi ...


Ve Eğer Bir Arkadaşın Sana Önemli Birşeyler Söylemeye Çalışıyorsa Ona Kızkardeşinden Bahsetme


Because Time Waits For No One..



Ve lütfen artık dışarı çıkarken üzerine kalın birşeyler giyin !!

Friday, March 14, 2008

get up :) stand up dont give up the fight

I AM LEGEND
Film o kadar abuktu ki, şimdi oturup tek tek mantık hatalarını yazamıycam.
Filmin güzel yanları;
-Şrek izleyebilmeniz.
-Will Smith'in kasları ve köpekle birlikte sergiledikleri muhteşem oyunculuk.
-eöö Will Smith demiştik di mi..
işte özetle böyle bir film, bir de filme Bob Marley'i sıkıştırmışlar ki, yuhannes dedim!

p.s. burdan theres no god u çevirirken altına haşa yazan çevirmen arkadaşı selamlıyorum, film boyunca yaşayamadığım dumurlar yaşattın bana :D



!Durdur Bu Nikahı Nikah Memuru!
filmin bir de alternatif sonu varmış, ve de bu alternatif son gerçeğine göre çok çok daha iyi, en azından daha anlamlı. izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
http://www.firstshowing.net/...nding-this-is-amazing/

Monday, March 10, 2008

sweeney todd the damon barber of fleet street


Evet Tim Burton Tim Burton dedin;
Başımın etini yedin;
Al sana Tim Burton;
Turtalardan uzak dur (sonunu bağlayamadım)

bir film düşünün, siyah, beyaz, gri ve kırmızı renklerinden başka bişi yok. eveet yüzünüzü kocaman bir gülümseme kapladı bile şimdiden. tim burton yöneticek filmi. evet merak ve heyecan duyguları da belirdi. johnny depp oynuyor, helena boham carter oynuyor. evet eminsin bu filmi beğeneceğinden. katil bir berberin intikam hikayesi de diyorum ve tamam artık o filmi ne olursa olsun izleyeceksin.


--bundan sonra spoiler içerir ama deli spoiler sonunu felan söylüyorum o derece--

hikaye iyi gibi, tam olarak sweeney toddun gerçek hayatı değil gerçi biraz değiştirilmiş, ama senaryoda gene de bir iki boşluk var, bayan lovettın parkerı çok önceden tanıdığını ve ona o zamanlardan aşık olduğunu anlatmalıydınız. o sadece dükkana giren bir müşteri değildi ki, yıllardır aşık olduğu adamdı, karısını felan harcadı hiç düşünmeden.
aslında senaryoyu dram sanatı dersinde okuduğumuz trajedilere benzettim. özellikle sonunda kendi kızını da öldürecekti o gözü dönmüşlükle, karsının cesedinden sonra onu da alacaktı kollarına o an tam bi tragedya oluyordu, bu fırsatı neden değerlendirmediler anlamadım. sanırım sürekli sweeney todd u haklı çıkarma çabası vardı senaryoda, "o kötü evet ama insanlar da kötü, naapsın başına gelenlerden sonra herkesin boğazını kesip turta yapmak zorunda kaldı yavrucak" der gibi.
Johanna karakterine gıcık oldum, yani her zamanki gibi, pasif, odalara kitlenen kadın karakterlere uyuz oluyorum. Zaten biri seninle evleneyim, öbürü seni çalayım, öbürü traş edeyim :s zaten sesi tiz, şarkısı kötü, sadece kabus di mi sevimli bahtsız kız
Filmdeki tek renkli ve de taytlı karakter (sevgili everfever sen bu satırları okurken ben çok uzakta olacağım) bence italyan görünümlü amerikan berberiydi :) şarkısı da güzeldi.
atmosfer muhteşemdi, açılış sahnesi zaten etkileyiciydi.
daha çok britiş ingiliş pliiz
en etkilendiğim kısımlar my arm is complete again dediği yer ve de bayan lovettla ölülerin etlerini turtaya koymaya karar verdikleri kısımdı :) ha bir de lovettın ilerisi için hayali de çoook güzeldi. o kısımda mesela gerçekten tim burton filmi izliyorum dedim kendi kendime. ama filmin geneli için böyle değil sanki, tim burton kendini biraz yumuşatmış, yani aslında film yumuşak değil tabii ki kan banyoları felan, ama insan beterböcekteki havayı arıyor, ne yalan söyleyeyim heryerde bulamıyor. bu arada tüm o boğaz kesmelerin, usturaların, akan kanların insanı korkutmadığını rahatsız etmediğini söylemeliyim. en azından ben rahatsız olmadım, ama ben zaten rahatsız bir insanım o zaman bunu geçiyorum.
oyunculuklara 10 üzerinden 11 veriyor, büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öpüyorum. johnnyi ayrıca öpücem, geç sen şöyle.
küçük elemanın da (adını unuttum) filmin sonunda yeni bir sweeney olması güzeldi.
son olarak ise, film bir müzikal ama müziklerini beğenmedim ben, danny elfman iyiydi tim burton, yanlış işler peşindesin! müziklerin tek sevdiğim yanı, iki kişinin şarkısının üst üste binmesiydi, iki karakterin de duygularını ayrı ayrı şarkılarla aynı anda anlatıp, üstüne bir de şarkıların uyuşması süperdi.



-- spoiler bitti müjdeler olsun--



sonuç olarak, bu filme gidin derim, aşık kadınların şerrinden korunun derim, intikam gözünüzü kör etmesin derim.. there's a hole in the world like a great black pit / and the vermin of the world inhabit it / and its morals aren't worth what a pin can spit / and it goes by the name of london

Saturday, March 08, 2008

sadece iki bira

aynaya bakıyorum. kim bu kız?bu çirkin sarı saçlı kız kim olabilir? ben olamam.ben bu gördüğüm kişi değilim.ruhum bedenime dar geliyor, ilk defa bu ne demek anlıyorum.görünmez bir kafeste gibiyim. kim bı kız? yüzüme dokunuyorum, o da dokunuyor.saçımı topluyorum, o da topluyor. aynaya uzatıyorum elimi o da uzatıyor. parmak uçlarımız birbirine değiyor. onu tanıyor muyum? gözlerini kırpmadan yüzüme bakıyor. tamamen bir yabancı. düşünüyorum, aynada bir yansımanın olmaması o kadar korkunnç değil,tanımadığın birini karşında görmektense.. kim bu kız? elimi çekiyorum. onu hiç tanımıyorum.