Friday, November 30, 2007

kalinka kalinka kalinka maya

bir insanın adı şehbenderzade filibeli ahmet hilmi efendi olunca, o insan otomatikman eddebiyatla ilgilenir, sanatla ilgilenir.. manav olmaz mesela. ve evet amak-ı hayali okumaya başladım.

hoşlanabileceğim tüm erkeklerin zaten daha önceden kapılmış olduklarını keşfettiğimden beri ben de kimseden hoşlanmıyorum.

eski bir belediye otobüsünün motoru gibiymiş kalbim.

son iki haftada 2 iş teklifi aldım, ikisini de kabul etmedim, biri bi dizide reji asistanlığıydı, tam zamanlıydı, okula gitmem sınavlara girmem gerektiği için kabul etmedim manyak gibi! ikincisi 5 günlük bir işti, plastik boru fuarında ingilizlere çay, kahve kurabiye servis edip günde 100 lira alıcaktım, söyledikleri vakitte, allahın siktirettiği bi yerdeki tüyapa gidemeyeceğim için kabul etmedim.

beni anlayacak ve sorumluluk üstlenebilecek insanlarla tanışabilsem ve çalışabilsem, çok güzel filmler çekebileceğimi düşünüyorum..

düşünüyorum,düşünüyorum, düşünüyorum.. mütemadiyen düşünüyorum...

dağılan şeyleri toparlamakta iyi olmadığımı farkettim ...bu kendi hayatım olsa bile..

miss potterla acıtatlı hayatı izledim.

Change your heart
Look around you
Change your heart
It will astound you
I need your lovin'
Like the sunshine..

Saturday, November 17, 2007

sıkıntı-patlama ve neden bilmem gregor samsa...

sabah kalktı,yatağında doğruldu,sırtını kaşıdı.. etrafına bakındı.. burası onun evi değil, bunu bir kez daha düşündü... canı orada olduğu için yapamayacağı şeyler yapmak istiyordu... ama en çok ta yalnız kalmak istiyordu... öyle özlemişti ki yalnız kalmayı artık bu özlemden dolayı hiçbirşeyin tadına varamıyordu, kendisiyle bir kaç gün başbaşa kalbilse, belki yaşadığı hayatın akışına kapılıp, herkesle beraber kocaman bir yokuştan aşağı yuvarlandığını hissetmezdi... iç sıkıntısı içinde öbürünün yanına gitti, oturdu... bugün evdemisiniz yoksa bi yere gidicek misiniz dedi... yok işimiz bütün ün evdeyiz bi yere gitmiyoruz dedi... kısık sesle gitsenize dedi... öbürü sesini yükselterek çok istiyosan sen git dedi... doğru diye düşündü madem çok istiyorum ben gideyim... tekrar sıkıntıyla ayağa kalktı, sırtını kşıdı... gidecek bir yer düşündü... bulamadı... gidecek başka bir oda düşündü... bulmadı...



hani yaşlı nineler dedeler olur ya, sürekli eskiyi anarlar ve bugünden şikayet ederler. "eskinin üzümleri böyle değildi, bi tanesi böyle erik gibi, nasıl tatlı, sulu olurdu...", " benim genç kızlığımda bir kumaşlar vardı, saf ipek, o ne desenler, o ne renkler..", "bizim zamanımızda komşuluk diye birşey vardı, herkes birbirinin halini hatırını sorardı.." v.s....
ben de böyle ihtiyarlar gibi, tutunmuşum bastonuma, eskişehir de eskişehir.. böyle olmak istemiyorum ben ya, tamam güzel günlerdi ve bitti! bunu kafana sok kızım, üniversite bitti, arkadaşların gitti, kendi küçük güzel dünyan iğne batırılmış balon gibi söndü ve uzalara fırladı... sen şimdi burdasın, bu şehirdesin, bu evdesin, bu okuldasın... bunu kabul et, ve buna alış.. çünkü durumun bu, istesen de istemesen de...

Wednesday, November 14, 2007

aslında sabah hava çok soğuktu, hatta kalınca giyinmiştim
aslında vapurda içeriye oturucaktım
aslında editors dinlemeye karar vermiştim...

fakat hava birden açtı, dışarı çıktım.. karşımda, inanmazsın, uçan kuşlar, martılar; yeşil tatlı bir bahar havası ve de gülen şen sevdalılar vardı...
kulaklığımı çıkardım...


puslu kıtalar atlasını bitirdiğimde yaklaşık yarım saat yerimden kalkamadım... hakkında tüm söylenmiş yazılmış şeyleri ve de niye bu adar popüler olduğunu anlıyor ve de hak veriyorum..bu arada bi kitap daha okudum ama o yalan oldu.. şimdi de kaybetmeye övgüyü okuyorum..

çimen de özler mi insan? bildiğin yeşil halı gibi çimen.. nerde var bu çimenden? gidip bulayım o çimeni, oturayım üzerinde gezineyim, uzanayım, koklayayım hatta.. o derece özledim çimeni..

Monday, November 05, 2007

remember remember, the fifth of november...

gazete okumuyorum...
"... bir kaç camın kırılması, bir kaç evin yıkılması, bir kaç kürtün ölmesi beni üzmez valla.. nedir ben durmadan artan tirajıma bakarım.. ha 20 yıldır nerdeydin, bu terör örgütü dün kurulmadı dersen orası da beni zerre ilgilendirmez, zaten ben bugün hakkında atıp tuttuğum birinin yarın öbür gün kıçını da yalayabilirim ve buna kimse de gıkını çıkaramaz.. e kovarım?! bütün gazeteler benim abicim, yazılı basın değil sadece, medya benim, ben ne istersem onu öğrenir bu halk, zaten ötesine de karışmaz, sormaz, hah getir haberleri, neymiş kaç şehit? gir maşetten, evet manşetten ama sürmanşete konulacak bir kaç meme ve popo resmi için haber uydurman lazım,eskiden arka sayfadakiler yeterdi şimdi o da yetmez oldu.. ama tecavüz haberleri 3. sayfada hadi koç, hadi yazın bakalım.. işimiz bu yazmak.. evet tirajlardan memnunum, renkli gazete seviyo bizim halkımız..renkli büyük resimler olucak.. zaten sadece resimlerine bakıyolar, yazıları pek okumuyolar.. e okusalar halimiz ne olur hafız .. yazı yok ki adam gibi.. hohahohahaa.. "

televizyon izlemiyorum...
"... ölü ve yaralı sayıları benim için loto sayıları gibi mirim.. her gün çıkıyo spikerlerim, bu kadar insan öldü diye anlatıyo, ölenler türkse arkaya dayıyoruz duygusal müziği, ana baba feryatlarıyla, kulağıma mozarttan tatlı geliyor vallahi, haber aralarına reklam almaya başladığımızdan beri, reytinglerimiz hiç bu kadar fırlamamıştı.. dakika dakika ölü haberi.. anında görüntü, anında sevinç, tabi gebersin puştlar!.. ne olmuş, yok talan mı etmişler kürtlerin dükkanlarını, yağmamı olmuş.. vallahi onları da haber yapıyorum, kaykaya binen köpekten sonra.. hoohohohahahahaaaha.. habercilik zaten riskli iş, baktın diğer kanalların ilk haberleri daha iyi çıktı, hemen giriyorum bi manken kavgası, koy ordan deniz akkayayı.. millet rahatlasın biraz.. heeheeee.. yok vallahi zor iş, şimdi eğlence programlarını kesicez, zaten tutmuyodu, iyi oldu bahane oldu... bizim çocuklar işini bilir, her programın başında bi 15 dakka bunu konuşsak.. bak sana diyorum vallahi işlerini biliyor bunlar! siyahlar giyip çıkıyorlar bir de, kadın programlarından memnunum tabii.. yahu hepsinden memnunum, halkımız sağolsun, çok değer veriyorlar.. diziler felan yapıyoruz, pop yarışmaları...her gün izliyorlar... yahu zaten her gün bir şey olur, olmadı biz yaratırız icabında.. şimdi popüler olan neyse, onu yapıcaksın, bu iş böyle gider, bizim çocuklar diyorum bak sormuyosun bile kim onlar, kimse sormadıkça, bizim işler tıkırında gider.. "

eğer bugünleri birşeyleri havaya uçurmak için uygun günler değilse, bilemiyorum hangileri uygundur...

eğer birilerinin toplanıp birilerini öldürmesi gerekiyorsa, bütün şu başkaldıranlar, sokaklarda slogan atanlar, dağlara çıkanlar, gelin hayatımızı kontrol altına alırken purolarını tüttüren şu utanmazları devirin koltuklarından.. biraz rahat nefes alırız hiç olmazsa, hayatımızı yaşarız..