Wednesday, February 28, 2007

There's something rotten in the state of Denmark

1586. kez Hamlet'i okuyorum (sürekli okuyor efendim durduramıyoruz) Bu sefer de dram sanatı dersi için okuyorum. Diyeceksin a dingil 1585 kere okuduğun kitabı hala ezberlemedin mi, daha niye okuyorsun? Ben de diycem, dingil sana benzer! 1586 dediysek mübalağa yapıyoruz tabii ama gene de bayağı okudum, her yıl bi kere okuyorum hiç olmadı, üstelik her seferinde farklı bir yönüne dikkat ederek okumaya çalışıyorum. Evet okumasam da olur belki ama içime sinmiyor işte, ve evet replikleri bayağı bayağı ezberledim.

(o sırada hocalar kendi aralarında)
A hocası: Ya şimdi bu benim tiyatronun tarihsel gelişimi dersi için bi kitap okutmam gerekiyo, ne okutsam ki bunnara?
B hocası: Valla hacım, Hamleti okut, ben dünya edebiyatında onu okutuyorum.
A: Doğru söylüyon hee..
C: Ben de dram sanatında onu okutayım bari
D: Ya çocuklar benimki edebiyat ve görsel sanatlar dersi, film felan izletmek gerekir şimdi, görsel birşeyler.. ben ne yapsam?
A: Abi sen de Laurence Olivier'ın Hamlet'i izletirsin.
D: Sende var mı o?
A: Var abi, Lostun 3. sezonu da var, akşam bana gel, izleriz.
D: ooo şahane o zaman tamam.
B: Ulan şu Shakespeare ne adammış bea! Bölümü kurtardı şerefsiz! ehe ehe ehe ehe ehe
A: Doğru valla.. Baba, büyüksün.. hahahahahahahaha
C: ahahahahahahaha
D: hehehehehehehehe

(bu esnada, sena, odasında)
hmm.. evet, bu kez farklı bir açıyla yaklaşacağım, farklı bir gözle okuyacağım, daha önce keşfetmediğim şeyleri keşfedeceğim, alt metnini tam olarak anlayacağım, gözümde bambaşka şeyler canlanacak.. Bütün bu hocaların bir bildiği vardır sonuçta.. Hamlet bu..


(götler!)

Friday, February 23, 2007

den/ist/anbul

biliyorum blog diyceksin bu nası başlık kötü bi reklam sloganı gibi.. ama madem ki ben eskişehirde haftalardır diş ağrısı çekip, bi sürü ilaç içiyorum, madem eskişehirden istanbula dişçiye geldim, madem ki dişçi konusunda sabıkalıyım kaçıp gitmişliğim bile var, madem ki ölesiye korkuyorum dişçiden, ben bu başlığı atarım arkadaş!! dün akşam geldim, bütün sülale, Köln'deki kız kardeşim bile benim dişime yoğunlaşmışlar.. herkes dualar ediyor, kolaylıklar diliyor. gece yatarken "ben bu gece ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit, dağ gibi bir yiğide kıydı geçti antibiyotik.." gibi şarkılar söylemekteydim.. sabah, tıpkı öss sabahı sınava giricek kurbanlık koyunun ruh haline bürünmüş öğrenciler ve onları yalandan neşelendirmeye çalışan veliler gibiydik evde.. ve dişçiye gittik.. dişçi yan dönmüş yirmilik dişimin tekrar röntgenini çekti, ve bil bakalım blog! dişimi almayacakmış!!! orda yan durmasının bir sakıncası yokmuş.. üstteki dişime de kanal tedavisinden önce geçici dolgu yaptı, sinire sıfırmış o yüzden ağrı yapıyormuş, biraz bekleyecekmişim iyileşebilirmiş!!! yani o kadar canım yanıcak diye gittim, geçici dolgu yaptırıp çıktım iyi mi.. iyi ne kelime şahane!! çıktık dişçiden annem babannemleri arıyor, şükür secedesi yapıcaklarmış eheh.. herkesi korkuttum sanırım.. kısaca korkuyla gittiğim dişçiden, zafer kazanmış bir komutan edasıyla.. tamam tamam zafer kazanmış komutan değil belki ama, öss den çıkınca çok iyi geçti anne çok kolaydı hiç boşum yok felan diyen bir öğrencinin sevinci içindeydim..
bir de şu var; gece uyurken dişlerimi çok fazla sıkıyorum.. bunu neden yapıyorum bilmiyorum ama yapıyorum işte.. hatta bazen o kadar sıkmış oluyorum ki çenemin ağrısıyla uyanıyorum.. bu da etkilermiş diş ağrısını.. sinire baskı oluyormuş çünki..
daha çok şey var yazacağım da, şimdilik dişçi olayını anlatayım, seni merakta bırakmayayım dedim blogcum :)

Monday, February 19, 2007

günün içinden

- herşeyin çok karmaşık göründüğünü biliyorum ama..
- ama aslında çok basit diyorsun?
-hayır, sadece açıklamaya vaktim yok..






-is this just a dream?
-yes
-then it is a nice dream..

Tuesday, February 13, 2007

anti valentinist hareket!!!

işte yine başlıyoruz.. televizyondaki bütün programlar, reklamlar, gazete manşetleri,radyolar, mağzaların vitrinleri, sokaklar.. heryer .. sokağa çıkmayıp, televizyonu radyoyu açmayıp, bütün günü uyuyarak geçirirsen sorun yok.. amaaa.. sosyal hayata dahil olmak zorundaysan.. ve de yalnızsan!!! kanalların köşesine işi abartıp kalp koyanlar, arka fonları binlerce pembe kırmızı kalp şeklinde balonlarla dolu programlar, aşk şarkıları çalan radyolarda buğulu sesli djler, caddelerde sokaklarda herzamankinden daha da fazla sarmaş dolaş, vıcık vıcık , iğrenç.. ıyyy cümlemi bitiremiycem.. sinirlerim tepeme çıkıyor. tamam.. elimden fazla bişey gelmez biliyorum.. ve evet sevgililerden nefret ediyorum hatta sevgililer gününden sevgililerden nefret ettiğimden daha da fazla nefret ediyorum! ama en çok nefret ettiğim ise, tutup bu günü kutlayanlar! hayır tanıştığınız günü kutlayın di mi, anlarım bunu.. ama hayatında hiçbir önemi olmayan bi günü kutla.. kutlamayanların da gözlerine sok.. yalnızsın sen işte.. nıhahaahaa diye çemkir! döverim ulan sizi! ehm... tamam.. sakinim.. tamam.. evet ne demiştim, biliyorum tek başıma fazla işe yaramam, ama yine de bunu yapıcam; gördüğüm bütün çiftlere, bilhassa aşkııaamm diye konuşan, birbirlerine bıdı bıdı yapan, durup durup öpüşüp koklaşanlara, ellerinde kollarında güllerle felan gezenlere, çok pis bakıcam! evet planım bu.. gülme blog vallahi bütün sinirimi senden çıkarırım, zaten yirmilik dişim için operasyon gerekliymiş.. istanbula gidip, cerrahlarda sürünücem.. tepemi attırma benim! evet pis pis bakıcam.. böyle.. hem yani, ben çok pis bakarım istersem.. insanın bütün keyfini kaçırırım bi bakışla.. sen ne sandın beni olum.. evet, işte plan bu, bu yıl böyle en azından, diğer yıllar daha başka bişeyler düşünücem, belki diğer insanlarla birleşip ülke çapında bişeyler yapabiliriz.. ne de olsa diğer yıllar da böyle geçer benim.. bak blog, sakın senin yok diye böyle yapıyosun deme! dünya öykü gününü kutlasınlar ne güzel, benim kısa öyküm yok diye karşı mı çıkıcam.. yoo.. bana cevap verme! benim olsa gene kutlamazdım! sen ne anlarsın be, internet sayfası.. ney ney? benim cümlelerim de mehmet ali birandın kurmaya çalıştığı cümleler gibi mi?? hii.. bunu bana nasıl söylersin.. üstelik yirmilik dişimi çıkatırken.. ilaç karşıtıyım güya, kaç tane ilaç içtim.. üstelik fayda etmiyorlar, biraz diner gibi, sonra gene.. üstelik cerrahi.. bu ne demek.. korkudan ölücem.. çeneni yarıcaklar felan.. kafayı mı yediniz yaa.. niye çenemi yarıyolar?? bu yirmilik dişler niye çıkıyo? tek yaptıkları şey çıkıp çürümek.. off.. sinirlerim bozuldu heralde.. kusuruma bakma blog..
blog, şimdi ne çok komik olurdu biliyo musun, seninde sevgilin varmış meğer.. hahahaha.. düşün. yani.. eheh.. hmm... (kötü kötü bakıyorum, tanıdıksın diye torpil geçemem şekerim, anti valentinist hareket engellenemez!!!!!)

Sunday, February 11, 2007

hepimiz ermeniyiz, hepimiz türküz, hepimiz birimiz, birimiz hepimiz..

bu haftaki penguenin kapağına çok güldüm:

uzaylı: selam dünyalı biz dostuz..
adam: dünyalı diil türküz ulan biz!..
uzaylı: şey, pardon..
adam: ne ayaksın ulan sen?
uzaylı: gidiyim ben..
adam: kaçma lan!

öyle saçma ve uzun ki.. yormasın seni..

ney sesiyle başladı herşey..
ve sonra müzik başladı! muhteşem bir karnaval, heryer kalabalık, sesler, renkler, kokular,kahkahalar,palyaçolar, köpekler, sakallı kadınlar, ateş yutan adamlar, cüceler, akrobatlar, kuşlar, köpekler, aslanlar, kaplanlar, güzel yarı çıplak kızlar, kafesler, alkışlar, çığlıklar, ritm, müzik ve kusmuk.. son..
soğuk.. aslında soğuk değil ama üzerim çok ince.. bu adam niye sürekli bana bakıp pis pis sırıtıyor.. üzerim çok ince..
aşkımm, gülümsüyorum, çok mutluyum, yatakta yanyana yatıyoruz ve güneş doğuyor üzerimize pencereden.. senin yatağını da seviyorum, senin güneşini de, senin pencereni de.. yalan söyleme! benim penceremi sevmiyorsun!
bağdatı bilir misiniz? ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz derler..
seninle birlikte yatakta uzanıp tembellik yapmayı seviyorum, uzun uzun sohbet etmeyi seviyorum.. ama sigara içmeme izin vermiyorsun!!
bağdatın rengi bu olsun artık.. toz ve enkaz rengi.. kan rengini de unutma..
yolda yürürken elimi tutmanı seviyorum, sana bakıp sadece mutlu olmayı seviyorum, sen başka şeylerle ilgilenirken seni seyretmeyi seviyorum.. senden başka birşeyle ilgilenmeme asla izin vemezsin ki!
küçük bir çocuğu diğerlerinden nasıl ayırdedebilirsin? edemezsin.. hepsi aynı önlüğü giyer..
birlikte yemek yapmayı seviyorum, çalan şarkılara eşlik etmemizi seviyorum, komik danslar etmemizi seviyorum.. çeneni kapat!
küçük bir çocuğu sadece önlüğündeki kan lekesiyle diğerlerinden ayırdedebilirsin..
bacaklarını aç!
kan lekesinin rengi budur..
aşk.ı..m..
kan yoğun ve sıcaktır..
iki tarafı yıkılmış binalarla çevrili bir yolda yürüyorum, üzerim öyle ince ki, elimde değil, titriyorum.. ve şu adam neden bana böyle pis pis gülüyor anlayamıyorum..
"Irak'ta bir pazar yerinde öldürülen 231 sivil.."
bir kadın, yıkılmış bir binanın üzerinde şarkı söylüyor..
"Yapılan açıklamalarda direnişçilerin kalkan olarak kadın ve çocukları.."
"git de gebereyim... git de gebereyim... git de gebereyim.."
büyük hata yapmışsın..
şu adam.. elbisemdeki kan lekesini görmüş sanırım..

Thursday, February 08, 2007

sıcak çorba içerken gözlük camları buğulanan kız

gözlükler sadece sıcak çorbanın buharından buğulanmaz aslında..

otomatik matematik

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, bu soru neyin nesi? LES'e hazırlık kitabımdan aynen alıntıdır..

1 2 3 4 5
K M N P R

-k/3 -m/4 -n/10 -p/2 -r/1

Yukarıdaki çıkarma işlemlerinin herbirinde harfler, pozitif sayıları göstermektedir. İşlemlerden hangisinde, küçük harfle gösterilen sayıdan büyük harfle gösterilen sayı çıkarılırsa, bu beç çıkarma işleminden elde edilen farkların toplamı sıfır olur?
A) 1 B)2 C)3 D)4 E)5

Şimdi canım ben sana bi çay söyliyim istersen.. takılın siz aranızda.. tövbe estağfurullah.. bende mi bi acayiplik var, öss ye giricek 18 yaşında çocuklar bunları otomatiğe bağlayıp, gözleri kapalı çözerler di mi?..önce k ne m ne diye bakındım, kimden neyi çıkarıcam dedim.. bir de 5 tane çıkarma işlemi mi varmış burda? :s şaka gibi yaa.. lesten vazgeçiyorum yavaş yavaş.. deli mi ne ayol.. farkları toplıycam.. sıfır olucaklarmış.. hayır 5 tane değil ki o eksiler çıkarma işaretinin eksisi ise, hepsini birbirinden çıkarıp bi tane sonuca ulaşmam gerekmez mi? peki beni bu işin içinden kim çıkarıcak sonra?? yemin ediyorum soruyu anlasam uğraşıcam çözmeye ama.. matematiği nasıl da unutmuşum.. ve nasıl da hatırlayamıycam değil mi.. belki soru yanlıştır :D belki kitap yanlıştır!! belki de 7 yıl boyunca matematik dersi vermediği bir öğrenciden 7 yılın sonunda matematik sınavında başarılı olmasını bekleyen eğitim sisteminin gerzek yöneticileri yanlıştır :( doğru cevabı bulmak isteyenler büyük harften küçük harfi çıkarsınlar.. neymiş.. farkı sıfır olucakmış.. yörü git! manyak..