Wednesday, March 28, 2007

2 yıl önce yazmış olduğum bir mail..
sadece oku..


sevgili mustafa,
mailini okudum ve benim için böyle detaylı bir mail yazdığın için teşekkür ederim,Şunu baştan söylemeliyim ki amacım seni kızdırmak ya da yahudileri yüceltmek değildi. olaylara da fox tv izleyen bir amerikalı'dan çok daha farklı bir bakış açısıyla baktığımı bilmelisin. Ben okulda, dünyada tarihin bile başlamadığı (mitolojik dönemlerden) günümüze kadar ki edebiyat, kültürel ve sosyal değişimler, milliyetler, inançlar ve dinler arasındaki ilişkiler hakkında hiç te fena sayılmayacak kadar bilgilendim. İlk sömürgeleşmelerden, oryantalist bakış açılarından, günümüzdeki basit bir amerikan şirkeinde zorunlu olarak çalıştırılması gereken zenci ve asyalı sayısına kadar pek çok şeyden fazlasıyla haberdarım. Tüm bu yıllar boyunca okuyup, dinleyip, izlediğim herşey, beni milliyetçilik, dincilik ve bunun gibi insanları sınıflandıran kavramlardan soğuttu. Düşüncelerime katılmak zorunda değilsin. Fakat bunlar uzun zamandır aklımda ve anlatabileceğim hiçkimsem olmadı. Sanki şimdi içimdekileri dillendirme zamanıymış gibi geldi.. ve anlatmaya başlıyorum.. aslında dediğim gibi ne katılmak ne de dinlemek zorundasın.. ama işte aklımdakiler.. birileriyle konuşmak benim için kolay değil, herkes olaya kendi yanından bakarken beni de o yana çağırdı. HAYIR. Ben gerçeği ararken, herşeye eşit uzaklıkta durmanın daha doğruolacağını düşünüyorum.
Mustafacım,sana bir soru sorayım.. 'Türk kimdir?' Bu soru bazı kafatası meraklıları tarafından küçücük çocuklara okutulan ders kitaplarında cevaplansa da, özellikle bugün bu sorunun net bir cevabı yoktur. Türk nedir, kimdir bilinmez. Şimdi yolda çevirip sorsan, özellikle bıyıklarını aşağıya doğru uzatmış gençler kendilerini türk olarak tanımlar ama ciddi bir araştırmayla, karmakarışık köklere sahip olduğumuzu görürsün ki bu çok normal. Anadolu gibi bir yerde kim kendinin saf bir ırktan geldiğini söyleyebilir ki? zaten söylemenin ne gereği var.. neyse.. biz pasinler mesela arabız. şamdan gelen 3 kardeş yaklaşık 14 kuşak öncesine kadar erzrum pasinlere ordan da erzincan kemaha gelmişler. evdeki bir soyağacından sana gösterebilirim istersen. önce doğan dayım tutmuş sonra babam. Peki bir soru daha 'Türk olduğu için öldürülen kaç kişi var biliyor musun?' hala da doğu ve güneydoğu bölgesinde öldürülen? Peki Kürt olduğu için öldürülen? Bana demişsin ki İsrail Lübnan'ın topraklarını aldı, şimdi Lübnan hakkı olan toprakları istiyor. Bunun için savaşıyor. Hizbullah İsraile göre terörist ama Lübnana göre özgürlük savaşçısı.Doğru. Kendini şimdi bir kürt genci gibi düşün. Şırnakta doğmuşsun, ailen kürt, adın kürt adı, kürtçe konuşuyorsun. Hiçbir kötü niyetin yok. Ama sen de türklerin boyundurluğu altında değil kendi ülkende yaşamak istiyorsun. kendi topraklarında kendi dilinin konuşulduğu, kendi bayrağının dalgalandığı kendi türkülerinin söylendiği topraklarda. Hakkın olan topraklarda! bunun için kendine bir lider bile seçmişsin!Apo! Bizim çocuk katilimiz lanetler yağdırdığımız terörist apo! Onların özgürlük savaşçısı. Peki türk neydi? peki kürt neydi? insanlar neden yıllardır ölüyor? neden türkeyinin doğusuna asker göndericek analar ağlıyor? neden doğu ve güneydoğu bu kadar uzak ve farklı? neden bu kadar işsiz aç cahil kalmışlar?
Mustafacım, milliyetçilik, bana göre, insanları 'biz' ve 'diğerleri' diye ayıran, aralarına tel örgüler çektiren, sınırlar parmaklıklar koyan, asker ve silah diken, sonra sadece o sınırın dışındakiler diye bir diğerleri oluşturan, o diğerlerinden korkan, korktukça içine kapanan, korktukça onlara benzemeye çalışan- korktukça sinen, sesini çıkaramayan insanlar yaratan, ya da korktukça vahşileşen, korktukça üstüne giden, kendinden başkasına tahammülü kalmayan insanlar yaratan, sırf o sınırın dışındalar diye diğerini öldürmeye, aşağlamaya, işkence etmeye, tecavüz etmeye, sömürmeye, köleleştirmeye, sadece ve sadece daha fazla acı çekilmesine neden olan lanetler okunulası bir olgudur. İşte benim milliyetçilik anlayışım.. Bu dünyanın üzerinde herkesin yaşamaya hakkı vardır. Bana göre bir kirpinin, bir kedinin, bir akrebin, bir tırtılın bile yaşamaya hakkı vardır ve buna saygı duymalıyız. kaldı ki dini ya da milliyetinden dolayı birinin olmasın.. sadece arap oldukları için insanları öldüren o vahşi ve gözünü kan bürümüş barbarlar benim tarafımdan da lanetleniyorlar..ama ne benim ne senin lanetlerin bu katliamı bitirmiycek.. herşey daha da kötü olucak.. ortadoğu için herşey yeni başlıyor.. yakında savaşa iran da giricek.. ve o zaman gerçekten çok çok kötü şeyler olucak.. bana göre dünyada olup bitenleri forward mailler ya da gözü patlamış ağlayan çocuk fotoğrafları değiştiremez..insanlar bunlara alıştı bile.. ne yazık .. savaşın artık haber değeri bile yok.. öyle alıştık ki televizyon karşısında savaş izlemeye.. sıkılıp kanalı değiştiriyoruz sonra.. dönüyoruz magazin haberlerine.. peki ne değiştirir dünyada olup biteni? toplumsal önyargılardan kurtulmak sanırım..sana bir film önereceğim crash diye çarpışma türkçesi.. orada dikkatimi çeken bir olay, amerikalıların ne kadar önyargıyla dolu olduğunu gösteriyor, iranlı baba kız silah alacaklar ve aralarında arapça konuşuyorlar çünkü babanın ingilizcesi çok kötü..(çünkü bütün dünya ingilizce konuşmak zorundaa!!) ve amerikalı satıcı bu arapça konuşmanın uzamasında öyle rahatsız oluyorki.. hey usame! savaş planlarını sonra yaparsın alıyor musun almıyor musun?.. işte bu önyargı.. ve bunun nedenleri.. bunları değiştirebilsek dünyada da birşeyler değişir.. ama milliyetçi ve dinci kanatlar bu yaranın üzerine gitmeye,körüklemeye devam ediyor.. hayatımın her döneminde radikallerden nefret ettim.. konu futbol bile olsa fanatikleşmek bana çok ters.. neyse fazla dağıtmıyim konuyu..
Milliyetçilik hakkındaki görüşlerimi öğrendin, ve din anlayışım da bundan daha farklı değil, şimdi diyeceksin sen ne biçim müslümansın.. mustafa.. ben neyim inan artık bilmiyorum.. müslümanlara kötü demiyorum.. kimseye kötü demiyorum.. ama örneğin bir erkeğin bel kemiğinden yaratılma düşüncesi bana pek sıcak gelmiyor. Geçenlerde ne oldu biliyomusun.. kandil günü pazardı ya, ben de oruç tutuyordum ve senaryo toplantısındaydım. Oradakiler genelde anarşist ya da solcu görüşlü ya da sadece inanmak işlerine gelmeyen rahatı seven insanlar ki onlara da birşey demiyorum.. herkesin kafası soru işaretleriyle dolu, bir bilsen.. neyse, oruç tuttuğumu öğrendiklerinde çok şaşırdılar.. bu onlara göre saçma birşeydi.. bu çok önemli değil, yani onların düşündükleri ama onların karşısında tıpkı onlar gibi ben de kendimden ve ne yaptığımdan emin olmak isterdim. bana müslüman mısın dediler. sonuçta oruç tuıtuyorum değil mi? evet dedim.. müslümanım.. işte şimdi başlıyor zaten.. bunu dedikten sonra.. yani gerçekten müslüman mısın.. o zaman niye örtünmüyosun dediler. o zaman niye burdasın? (3 erkekle aynı odada oturuyordum ve tek kız bendim) namaz kılıyor musun? evlenince senin evine gelsek ve kocan istemezse bize kapıyı açmıycak mısın????!!! hatta bir tanesi Allah'tan beklentilerin neler? diye sordu.. işte kuranı okudun mu ne zaman karar verdin müslüman olmaya.. Olay burda tabii ki onların soruları onların fikirleri değil, benim hissettiklerim ,yürekten ne cevap verebildiğim.. La İlahe İllallah ne demek mustafa? Allah'tan başka ilah yoktur demek değil mi? peki ilah ne demek? 'yönlendiren, inanılan, tapınılan, idare eden' benim hayatımı Allah'tan başka hiçbirşey yönlendirmemeli o zaman değil mi? aksi şirk olur. Oysa ben hayata böyle bir bakış açısıyla bakmaya hazır değilim.. Şimdi gene sokaktan tutup çevirsen sorsan herkes müslüman.. ama içki de içiyordur, namaz kılmıyordur, sevgilisiyle yatıyordur, yalan söylüyordur, faiz yiyordur.. bizim ilahımız kim mustafa? bizi ne yönlendiriyo gerçekte? Tamam insan müslüman olmak istemeyedebilir.. hatta islamiyet bence çok zor bir din. Tüm hayatını ona göre şekillendirmen ve çok çok dikkatli olman gereken bir din. İstemeyen seçmesin bu dini diyeblirsin de, ama zaten müslüman olan birinin dinden dönmesinin cezası ne biliyormusun? ölüm..
Artık eskiden inandığım hiçbirşey eskisi gibi değil, ne düşüneceğimi, neye kime inanacağımı bilmiyorum, içim huızursuz.. sıkıntılı.. Ve birşey daha, kendimi bir dine yakın hissetmemem, ya da gerçeği akıl yoluyla aramayı seçmem komünist ya da solcu ya da başka birşey olduğumu göstermez canım. Ben sadece bir arayanım.. doğruyu bulabilecekmiyim bilmiyorum..içim de kötü bir niyet te yok.. sadece çok fazlasıyla arada kalmışım..
Ölüm demişsin. çok ta güzel söylemisin.. öldükten sonra ne olacağını kimse kestiremiyor..ve herkes ayrı ayrı atıp tutuyor. ve herkes te kendine göre çok haklı.. geçenlerde bir hıristiyan ilahisi dinledim sözleri şöyle ' the sun is shining come on get happy
Lord is waiting to take your hand
forget your troubles come on get happy
get ready for the judgement day' nasıl da seviniyorlar hesap günü gelsin diye.. onların dinleri de onlara öyle kurtulacaklarını söylemiş çünkü.. nasıl ki onların piano çalıp dans edip şarkı söyleyerek ibadet etmesi sana saçma geliyorsa, seninde yerlere eğilip secde etmen olnara saçma geliyor.. peki kim haklı? nasıl bir yargılama olucak o gün? demişsin ki benim dinim hak dini öyleyse ben haklıyım.. ne güzel mustafa inanmak güzel birşey.. inanıp gerisini bırakmak.. iman etmek. halamın ebru hocası hikmet barutçugille bir repörtaj yapmıştım zamanında onunla konuşurken ona bir şey sormuştum o da bana iman ediyormusun demişti. evet dedim.. ve tam soruma devam edicektim ki..bitti dedi.. iman ediyorsan daha ne gibi birşey sorabilirsin? kalbiyle iman etmiş birinin ne gibi bir şüphesi olabilir ki? bu bir gönül meselesi.. ne kadar haklıydı.. ama benim sorularım, kuşkularım hala var.. ben iman etmedim o halde.. Aristoteles'i bilirsin.. meşhur bir filozoftur. şöyle demiş:Bir kişi kendisini eğitmek isterse, herşeyden şüphe duysun, kuşku duysun, kuşku duyarak gerçeği bulacaktır' işte ben gerçeği arıyorum mustafa.. gerçek nedir? söyleyebilir misin? inan bunları yazarken ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.. ve söylediklerimi anlamış olmanı diliyorum.. senden bir cevap ta beklemiyorum ama.. sadece tüm bunları düşündükten sonra işin içinden çıkamıyorum.
sana bir kitap önereyim, tübitakın kitaplarından yanlış yönde kuantum sıçramalar. yanlış hatırlamıyorsam 4 milyona bir kitap alıp okumanı tavsiye ederim. kitap şöyle başlıyor. 1997 nisanında 39 kişilik bir grup toplu inthar ediyorlar. ve dünya tarihinde o zamana yapılmış en büyük toplu intaharlardan biri bu. intahar etmelerinin nedeni, uzaylılar tarafından gelecek bir uzay gemisiyle dünyevi kılıflarından kurtulup daha yüksek bir boyuta taşınacaklarına duydukları inanç. Bu insanlar cahil felan da değil. hepsi yüksek eğitim görmüş zengin iyi semtlerde yaşayan kişiler olay da florida da geçiyordu yanlış hatırlamıyorsam.. hepsi siyah bol giysiler giymişler karizmatik bir lidere inanmışlar, birbirlerini sınıf arkadaşı diye çağırıyorlar. Kendilerini uzaya götürecek kuyruklu yıldız dünyaya yaklaştığı sırada bu adamlar gidip bir teleskop alıyorlar.. uzay gemisini ve cennetin kapısını görmek için.. tabiiki öyle birşey görmeiyorlar. ve ne yapıyorlar biliyormusun? hayır inanmaktan vazgeçmiyorlar.. onlar bir kere iman etmiş.. teleskopu bozuk olduğu gerekçesiyle geri veriyorlar!!!! ve kuyruklu yıldız dünyaya yaklaşıp gözle görülecek kadar yakaınlaştığında onlarda toplu olarak kendilerini öldürüyorlar.. komik hikaye dimi? ne aptallar dimi? söylesene onlar şimdi cehennem kazanlarında mı yanıyorlar? söylesene seni onlardan ayıran nedir? senin de giysin, bir liderin, imanla inançla dolu bir kalbin var, seni onlardan farklı kılan nedir? onlara göre de sen yanlıştın.. onlar da senin kadar inanmışlar ki birşeylere canlarından olmuşlar.. peki ne elde ettiler? peki sen ne elde edeceksin?
inanmak güzeldir.. inanıp iman edip, onun rahatlığıyla her söyleneni yapıp, huzurlu bir şekilde yaşayıp, kalabalığa karışmak.. ne güzel bi duygudur.. ben buna inanıyorum öyleyse bu doğrudur demek.. dünyayı kendi etrafına dönüyor sanmak.. kendi gibi düşünen yandaşlarıyla arada toplanmak, ne kadar da haklı olduğunuzu ve inanmakla ne iyi ettiğinizi birbirinize tasdikletmek, bunlar çok hoş şeyler olsa gerek.. ben bunu istemiyorum mustafa.. bu rahatsız ruhum sıkıntılarından abla sohbetlerinde kurtulamaz.. ben sadece ve sadece gerçeği istiyorum ola ki o gerçek vücudumun toprağın altında böcekler tarafından yenip bu beyhude düşüncerlin yanıma kar kalacağı olsun..

sağlıcakla..

3 comments:

anselmo said...

aramaya, sormaya, yukarıya bakmaya devam.

bugünlerde inanç, inanmakla ilgili bir şeyler yazmak istiyordum, yazdıklarınız beni tetikledi.

bu arada 2 yıldan sonra son durum nedir, değişen ne oldu, merak ettim şimdi.

senaaaaa said...

sevgili anselmo, 2 yıl sonunda düşüncelerimde fazla birşey değişmedi, fakat yine de en az bu yazı kadar sürecek bir değişim süreci yaşadım..
eskiden inandığım, çok sevdiğim bir tanrı vardı, onu en yakın arkadaşım gibi görürdüm..
şimdi de inandığım bir tanrı var ve onu bir diktatör ya da umursamaz gibi görüyorum..

yazacaklarını merakla beklemekteyim..

anselmo said...

sevgili sena,

sizi fazla merakta bekletmeyeceğim, sadece bir kaç günlük iş yoğunluğu var üzerimde, atlatır atlatmaz.