Wednesday, May 24, 2006

.göz açıldı.

.
İnce saydam ve parlak bir tabakanın altında
Birden açıldı renkleri ölmüş bir göz
Daldırdı kirpiklerini ruhumun yaralarına…
Çelikten yapılmış bir gözyaşı akıttı,
Geldi kalbimin kirli kanına karıştı
Bulanık sularla besledi her yanımı
Başını kaldırdığında onu gördü karşısında
Tehlikeyi sezip haykırarak kaçarken
İnkar etmek daha mı kolay dersin?
Ellerimde hala bir katilin kokusu varken..
.

Sunday, May 07, 2006

still waiting..

evet hala bir mucizenin olmasını bekliyorum.. yani ben hazırım ufacık bişey olsun budur! diycem.. ama inadına hayatım şu günlerde öyle tek düze, öyle sıkıcı.. off.. en çok şundan korkuyorum.. hiç birşeyin olmaması ve kendimi aptal gibi hissetmek.. lütfen lütfen lütfen lütfen bişey olsun.. tamam önemli değil ne olduğu, ama bir şey, ben bi aptalım dimi..
hala mucizelere inana bi aptalmıyım.. offffffffffffffffff hiçbirşey olmıycak dimi.. hepsi sadece bi rastlantıydı.. alakası yok ööle bileklik yok dilek tut felan.. bi dakka! belki de bişey dilemedim.. of sena yaaa.. hala aynı kafa.. elimden gelse kafamı koparıp atardım.. öyle aptalım öyle hayalciyim ki.. hiç büyüyemedim.. ama büyümüş örneklere bakınca o da hoşuma gitmiyo.. ama bileğimden çözülen bir bilekliğin bana bir mucize getireceğine nasıl inandım.. belki de artık daha fazla hayal kurmamamı kendimi daha fazla aptal gibi hissetmememi sağlamıştır.. işte bir mucize.. oldu mu? beklediğim gibi birşey değil ama.. hayat böyle yaaa.. sihirli pırıltılar yok burda.. sıkıcı ve gri.. hiçbirşeyin değiştiği yok! mucizeler de yok! en büyük mucize aptallaşmadan hayatını sürdürebilmek evet! hayatta kalmak!!! işte sana bir mucize, ve artık zavallı kalbini daha fazla yorma sena.. bunu belki milyonlarca kez tekrarladım sana.. hayal kurmaktan vazgeç artık..

Wednesday, May 03, 2006

something magical is on the way..

mutluluktan ve heyecandan uyuyamadım!!!!... bileğim, sağ bileğim şu anda boş!!! tamam herşey şöyle başladı... kendim bir bileklik yaptım, bir dilek bilekliği.. ince bir ipten kırmızı incecik bişi.. böyle şeyler bi dönem popülerdi ya da ben kendim uydurmuşta olabilirim neyse..takarken bişi dileyip bileğine takıyosun, bileğinden çözüldüğü zaman dileğin kabul olmuş oluyo.. onun bileğimde olduğunu bile unutmuştum.. çoook uzun zamandır ordaydı.. ayy şu an boş bileğime bakıyorum da.. geçen gün istanbuldayken ve senaryo toplantısındayken, bir ara gözüm takıldı elimi şöyle bir götürücektim ki.. hop! açılıverdi!!! o an hiç önemsemedim.. aa açıldı felan dedim çantama koydum.. hatta geri takıyim dedim sonra uğraşamam dedim.. sonra akşam eve geldiğimde birden hatırladım, ben bu bilekliği takarken birşey dilemiştim.. yani dilemiş olmalıyım.. sorun şu ki ne dilediğimi unuttum.. ama eminim iyi birşey dilemişimdir. yani.. inşallah dilemişimdir.. çünkü kendimi biliyorum.. amaaann bileğine tak gerisini salla ne dileği yaa demişte olabilirim :( ama eğer dememişsem.. süper bişiiler olucak! buna çok inandım! eminim neredeyse.. öyle mutluyum ki.. heycanlıyım da.. bakalım nerreden ne gelicek te hayatımı değiştiricek.. beni ışıltılı, pırıltılı, mutluluk, neşe kahkaha dolu, aşk dolu, yükseklerde, yıldızlara taşıycak.. düşünmesi bile çok heycanlı...boş bileğime bakıp bakıp seviniyorum!! bir mucize bekliyorum bu günlerde.. içime doğuyo.. güzel çook güzel birşeyler olucak! ehi!

yürekten... offf offfffff

sevdim sandım
sevildim sanardım
sonra uyandım
sonunda ben anladım

ayrı kaldım
ayıldım bayıldım
sonra uyandım
sonunda ben anladım

öyle yürekten seviyorsan
aklı başından atacaksın
kimi yanında arıyorsan
önce içinde bulacaksın

aklım nerde
kaçırdım seninle
sorma ne halde
sorulmaz bu kimseye

öyle yürekten seviyorsan
aklı başından atacaksın
kimi yanında arıyorsan
önce içinde bulacaksın
DUMAN
Yeniden keşfettim bu şarkıyı.. offf.. dinleye dinleye uyuyorum.. ben.. aşık olmak nasıl bir şeydi.. birini sevmek..tutku..bağlanmak.gözünün dönmesi hatta.. hatırladım sanki.. bu şarkıyla hatırladım sanki.. koptum.. uçtum gittim.. gelirim kendime.. biri çıksa da.. hiç gelmesemmi.. onda mı kalsam.. off.. aldı götürdü beni bu şarkı yaa..
İlk çağlar hakkında herkesin bildiği bir kaç şey vardır. Bunlardan birincisi, kullanılan madenin adıyla anılması; taş devri, bakır devri, tunç devri gibi..
Bir diğeri ise, insanların hayvan derilerinden ve bitki liflerinden yaptıkları kıyafetleri giymeleri.
Şimdi bu popüler maden isimleriyle anılan çağlardan günümüze bakarsanız, aradaki gelişme çok üzücü ve korkunç. Şu yazının başından buraya kadar bile değil! Bazı insanlar hala homurdanıyor, bir şeye kızdıkları zaman çıkıp üstünde anlamsız sözlerle tepiniyorlar,erkekler sevdikleri kızlara sataşıp saçlarını tutup çekiyorlar, hala en iyi kazanma yolu birinin kafasına sert bir cisimle vurmak ve elindekini almak , evlerimizin sağlamlığından dünya görüşümüze kadar pek fazla konuda ilerleme kaydedememişiz ne yazık ki.!!
Bir tek ilerlememiz var, o da giysiler, bakın hakkımızı yemeyelim, hepimiz artık markalı gömlekler giyiyoruz. Ne yazık ki bir gömleğin üzerindeki etiket kimseyi daha bir insan yapmıyor..
Bazen yolda yürürken bir lama ya da ayı olması gerekirken yanlışlıkla insan olmuş bazı kişiler görüyorum. Düşünüyorum, yok, bunların 2000li yıllarda yaşıyor olması imkansız. Birileri bir zaman makinesi icad etmiş ve bu insanları ilk çağlardan getirmiş, fazla belli olmasın diye de üzerine bir etiketli (iyi bir marka ama!) gömlek giydirmiş,aramıza karışmışlar..
Şimdi benim gibi unutkan olmayan bazı akıllı kişiler peki devirlerin maden adlarıyla anılması ne oldu diyecekler, hemmen söyliyim, kapital(para)ist oldu şekerim.. kapitalist oldu..

ben burdayıııım!!

bi süre önce bilgisayarım hastalandı.. tamam dedim.. hadi yat dinlen madem.. yattı dinlendi.. uyudu büyüdü.. internet bağlantısını da kesti.. peki dedim.. ona sıcak çorbalar içirdim.. alnına bez koydum.. şimdi iyileşti :) ve wordde kalan yazıları teker teker koymanın vakti geldi! :)