Wednesday, November 30, 2005

Eveett uzun zamandır yazamadım.. filmi çektik çok şükür.. önce bunu haber veriyimde.. haberi de kime veriyosam.. neyse.. bi teyze bize browni getirdi :) canım.. karakolda kameramızı şarz ettik. kamera bünyaminin..(bünyamin.. evet.. bünyamin.. bambaşka bi insan off neyse) çekimlerde önce gergindim.. derken açıldım.. sonra coştum!!! :) biz eğlendik.. inşallah izleyenlerde eğlenir.. bir de montajı bitsin.. eğlenceli bir montaj olmalı.. öyle ki izleyenler ama bu emre altuğun reklamına benziyo demesin :).. hayırlısı.. bitsin bu film.. yenileri gelsin :)

Saturday, November 26, 2005

Bi film çekmek.. bi kısa flim çekmek ne kadar zor olabilirki... ne kadar... en fazla ne olabilirki?... ne... mesela kameran olmayabilir... bu ciddi bi engel..2 gün içinde 5 oyuncu değiştirmek zorunda kalabilirsin.. telefon sesinden korkarak yaşamaya başlarsın her telefon bi aksiliğin habercisi olmuştur artık.. tam 3 haftadır işi gücü -vizeleri- bırakıp yoğunlaştığım işin nihayetine gelmiş bulunmaktayım..yarın sabah 10:30 da gerçekleşmesini beklediğim bi çekimim var.. ve her an biri arayıp birşeylerin olmadıını söyliycek.. hayırlısı olucak.. bundan eminim.. eğer çekimler bir şekilde olmazsa.. film çekmeyi bırakıp kendimi resime vericem.. bitatile çıkmayı isterdim.. omuzları çökmüş bi insan oldum..iyimserliği elden bırakmamalı yinede.. yarın yeni bir gün...ama yeni günler beni korkutur oldu..

Monday, November 14, 2005

bir silah tüccarı için en pahalı şey barıştır...


Lord of War, ne yalan söyliyim ilk başta Lord of The Rings'le olan isim benzerliğiyle dikkatimi çekmişti. Sonra bigün fragmanını izledim, gerçekten sıkı bi filme benziyodu. Dün akşam vize haftasına girmenin de etkisiyle iyice sıkıştırılmış kafamı bi film izleyerek dağıtayım dedim.İstanbuldan getirdiim 2 film kalmıştı biri Cevapsız Arama 2 diğeri de Savaş Tanrısı. Bünyeyi daha fazla germemek adına bu filmi izledim. Film Ukrayna asıllı, sahte Yahudi abimizin, küçükten başlayarak, gitgide belini doğrultan bi silah satıcısı olmasını, kardeşini de bu işlere bulaştırarak güzelim çocuun hayatını mahvetmesini, sevdiği kadına yalan üstüne yalan sunarak evlenmesini, hayat hakkındaki özlü sözlerini, savaş ve silah ticaretinin bir türlü görmek istemediğimiz yüzünü (ohoo amma cümle olmuş, peki bitiriyim.)insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu anlatan bir film. Filmden farklı zevk sahipleri farklı şeyler bekliyebilir, daha politik, daha hareketli,daha duygusal... Bu bence cool olmuş :) Ancak benim dikkatimi çeken ve daha hoşuma giden şey filmin ilk 5 dakikası oldu. Bir merminin yolculuğu adıyla müthiş bi kısa film olurmuş yaa.. Filmin sonlarına doğru olaya biraz daha felsefik bir misyon yüklenilmiş, sadece şu iyilik için savaşan(!) ajan biraz inandırıcılıktan uzaktı.. Bence fena film değildi. Vizelerden gerilmiş bünyemi ne kadar rahatlattı tartışılır ama ... :)

Friday, November 11, 2005

- yarın saat 6 da görüşücez
- akşam 6 mı?
- hayır, akşam 6 da yaşamıyor olucaksın
- yaşamıyor mu?
- evet, yani ölü
- o zaman sabah 6
- evet
- tamam
Keşke tek işim bütün gün film animasyon izlemek falan olsa.. eminim çok başarılı olurdum .hehehe..

Thursday, November 10, 2005

Doom u izliyim dedim.. ulan bi daha korsan cd alırsam.. hiçbişey anlamadım filmden filmde sqanırım bi ara oyuna döndü.. demo yalnız :) walla beğenmedim hacım. olmamış.. bana vericeksin bi kamera.. bak sadece bir kameram olsa... bir kameraya bakar.. neler yaparım.. neler neler.. kafam yapılamayacağı kabullenilmiş fikirlerle dolmuş.. neyse.. o da olucak bi gün inşallah.. tek dileğim o günün çabuk gelmesi :)

Wednesday, November 09, 2005

cry out........................................

Almanca çeviri hocası bana takmış yaa.. aptal kadına ne yapsam beğendiremiyorum.. bi ben uğraşıyorum didiniyorum yine gelip bana laf söylüyo.. dangalak yaa.. aptal kadın!!! zaten vizeler cumaya kadar sürücekmiş.. off güya gidip reklam filmi çekicektim.. neremle çekiceksem artık filmi!!! zaten kameram da yok :( off yaa niye yaşıyorum ki ben yaa niye yaa boşuna oksijen israfı boşuna ağaçlar kesiliyo benim için.. istediklerimi yapamıycaksam niye yaşıyimki yaa bıktım bu gerizekalı okuldan da bu aptal şehierdden de sınıf... acınıcak bi avuç zavallı sürüsü... off sabahki derste çizdiklerim tam sayko.. nefret ediyorum yaa içimde resmen bi nefret kaynıyo.. şiddet uygulamak istiyorum birilerine.. ama hak eden birilerine böylece kendimi rahatlatırken vicdanımıda rahatlatırım.. herşeye boşvermek çekip gitmek istiyorum yaa lanet yaa bu bu kadar zor mu yaa hayatı yaşamak.. neden kimse buna izin vermiyo niye kimse benim ne düşündüümü sormuyo aptal hocalar gereksiz sınavlar yeni bi üniverste mezunu işsiz yetiştiriyolar. yanıma hiçbir eşya hatta parada almadan bi yolculuğa çıkmak istiyorum ben yaa biri gelse şimdi elimden tutsa gel götürücem seni dese hiç birşey sormam giderim rüzgar yüzüme vursa sırtımda ellerimde defterler çantalar ağırlıklar olmasa kollarımı açsam özgür olsam nefes alsam kocaman gülsem ne olur yaa çok şeymi istiyorum.. yağmur yağsa saçlarım ıslansa şarkılar söylesem.. boğuluyorum burda yaa resmen boğuluyorum.. bunalıyorum.. derdimi kimseye anlatamıyorum.. hödö dersinin notları varmı diyen donuk bakışlı sarı saçlı kızlar..korkutuyolar beni hırsları nefretleri bıktım ulan hepinizden!!! yeter bee!!!!!! nefret ediyorum herşeyden!!!!!!!! rahat bırakın benii.gelmeyin peişmden sormayın!!!!! sizin yönteminizi istem,iyorum yaşamıycam böyle kotuk takımları vitrinler sıkıştırılmış küçük evlerde küçük beyinlerinizi alıp siktirip gidin hayatımdan..

Tuesday, November 08, 2005

Oğul Odası

Dün İstanbuldan dönerken bir milliyet sanat aldım, hediye olarak ta bir film veriyorlarmış ; oğul odası.. Allah herkese sıralı ölüm versin....yalnız adamlar ne soğukkanlıymış be kardeşim.. neyse..
'babalar oğullarını gömmemeli'' yüzüklerin efendisi...

Saturday, November 05, 2005

dudaklarını ve ona bağlı diğer şeylerini özliycem..


Elizabethtown u izledik bugün. Neredeyse güzel bir film olacakmış yani. Şimdi konusu çok klasik, depresyondaki, intiharın eşiğindeki, sorunlu (looser) ama illede yakışıklı erkeği, neşeli tatlı bir kızın tekrardan yaşama bağlaması .. aman aman mutluluunuz daim olsun diyerek ve bu neşeli taboldan payını alarak hafifçe sırıtarak ve pek tabii kendi hayatlarında böyle neşeli dostluklar ve aşklar olmamasının verdiği iç burukluğuyla salondan çıkan seyirciler. yanlız bu filmin yönetmeni çıkanların ağzında aynı tad kalsın istememiş.. bakın naapmış.. belgesel çekmiş.. filmi öğretici didaktik cümlelerle doldurmuş.. heryere özlü sözler, anlamlı söz öbekleri serpiştirmiş..ööeeeehh ama dedirtmiş hatta zaman zaman. yine de oyuncular iyi en azından kız iyi..ben filme orlando bloom için giden kuzenimin hayalkırıklığına katılıyorum şahsen daha iyi olduun günleri de görmüştük.. Kıza gelince; efenim adı Kirsten Dunst, filmografisi bayaa güzel kendi de :) ben kızın gülüşüne bayılıyorum.. çok içten ve tatlı+gamzesi de var.. Ben bugün bi film çeksem bu kızı oynatırım kardeşim! Daha iyisini mi bulucam.. Ha bu arada filmde son bakışlara yapılan vurguyu sevdim .. diyorum ya neredeyse güzel bir film olacakmış..neredeyse..